MÜSLÜMAN ailelerin çocuklarına NELER OLUYOR ?
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) İstanbul Şubesi Hanımlar Komisyonu Eğitim Biriminin düzenlediği “Müslüman Ailelerin Çocuklarına Neler Oluyor?” konulu panel 5 Haziran Perşembe günü Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Panel Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlarken, manevi tahrifatı ve çözümleri anlatan sinevizyon gösterimleriyle devam etti. Panelde açılış ve selamlama konuşmalarının ardından oturumlar başlatıldı. İlçe teşkilatlarında çalışan eğitim başkanlarının sunum yaptığı panelde; “İnanan Aile Modeli” isimli tebliği Tuzla Eğitim Başkanı Şule Duvan, “İnanan Çocuk Kimdir? Dün Nasıldı?” konulu tebliği Kartal Eğitim Başkanı Müjgan Adıbelli, “Hz. Musa ve Hz.İbrahim Toplumla Nasıl Başa Çıktı?” konulu tebliği Avcılar Eğitim Başkanı Ayşe Tezemir, “Dar’ul Erkam’dan Fışkıran İmanlar ve Karakteri” konulu tebliği Bahçelievler Eğitim Başkanı Kudret Yiğit, “Ailelerde Resulullah’a İttibânın Önemi” konulu tebliği Bayrampaşa Eğitim Başkanı Şengül Koçhan, “Ashab’a Tutunmak” konulu tebliği Başakşehir Eğitim Başkanı Berşan Yücel sunarken aynı zamanda panel başkanlığını da yapan M. Sezgin Yaman ise “Toplumsal Değişimlerin Ailelere Etkisi” konulu tebliği sundu.
İNANLARA NELER OLDU?
Panel ile ilgili açıklama yapan Hanımlar Komisyonu ;
“ Mesele, çocukları ahlaki çöküntüye uğratan sebepler ile ele alındığında görülüyor ki,asıl sorun çocuklarda değil, ailelerdeki dejenerasyonda. Bu dejenere hali giderilmeden , yüzümüzü sadece dış sebeplere dönmek başımızı kuma gömmek olacaktı. Her bozulma,kendini sorgulama ile temizlenmeye başlar. Yapılan panelle, “inanan aileleriz.” diyen ebeveynlerin kendilerini muhasebe etmeleri hedeflenmiştir.Ebeveynlerin “ İnanan aile karakteri”ne ne kadar uzak, ne kadar yakın olduklarının sorgulanması hedeflenmiştir. ‘ Asgari düzeyde inanan bir aile’nin birlik-beraberlik ve yaşam ritüellerini göstererek başladık. Daha sonra geçmişimizi, tarihi yoklamak istedik: Dünün inanan çocuğu nasıldı, diye. Böylece İDEAL(asgari değil) inanan aile ve çocuk yapısını göstermek istedik. Ardından Mekke'de inanmanın bedellerini ve haykırışlarını ele aldık ki, en zor şartlar altında bile inançların nasıl yaşandığını hatırlattık.Ardından ebeveynlere unuttukları, indirgemeci anlayış yüzünden model almayı terk ettikleri iki önemli ARAÇ vermek istedik. ‘ Peygamberimiz’e itaatin gerekliliği ve hikmetleri’ ile ‘Ashaba tutunmak’. İnanan Ailelerin Çocuklarına Neler Oluyor konulu sunumumuzun son kısımlarında ise, dejenerasyonun dış sebeplerinden dış ve iç etkenlerden bahsedilerek, bugünkü aile modellerinin özünden ne kadar uzaklaştığını gözler önüne getirmeye çalıştık. ”
ÇOCUKLARIMIZ…
Zamanımızda evlat yetiştirmek kadar zor ve bir o kadar da önemli bir iş yoktur. Bu mesele çocuk daha anne karnındayken başlar. Anne babanın yemesinden içmesinden, gezip dolaşmasına, dinlediği müzikten arkadaşlık yaptığı insanlara, yaşadığı çevreden okuduğu kitaplara, neşeli olmasından yaptığı konuşmalara kadar her şey çocuğa tesir eder. Çocuğun alt yapısını bunlar oluşturur. Eğer bunlarda kusur varsa bu, çocukta mutlaka bir şekilde ortaya çıkar.
Nice ‘kahraman çocuk’, ‘güzel çocuk’ sevdalıları vardır ki, maalesef istediklerini ya tam elde edememişler ya da isteklerinin tam tersiyle karşılaşmışlardır. Halbuki güzel bir çocuk temenni eden bir anne-baba, istedikleri çocuktan çok, kendi özelliklerine bakmalıdırlar. Kendileri nasılsa çocuk hemen hemen öyle olacaktır. Bundan dolayıdır ki, Allah Resulü, “Her doğan çocuk İslam Fıtratı üzere doğar.” Öyleyse doğacak çocuktan şüphe edilmemeli. “Onu anne-babası değiştirir.” Evet, esas onun doğumdan önceki ve sonraki hayatına tesir edecek olan kendi halimizden şüphe edilmeli. Çünkü, çocuk anne babaya göre şekillenir. Onlardan gördükleriyle, duyduklarıyla beslenir. Sonra da ona göre, ya sağlam bir mü’min olur, ya da mü’min görünen idealsiz, ruhsuz bir varlık halini alır. Bundan daha kötüsü de, -Allah göstermesin- Rabbini, dinini, peygamberini, kitabını inkar eden, hak hukuk tanımaz bir canavar halini alır.
Anne-baba, çocuğunun her şeyine dikkat etmek zorundadır. Yemesine içmesine dikkat edecektir. Haram bir şey yememesine gayret edecektir. Ona dinini öğretecektir. Kendileri öğretemiyorlarsa, iyi bir mürebbi, bir hoca bulacaktır. Ona ilmi öğretecektir. Zamanının şartlarını öğretecektir. Devrinin düşmanlarını öğretecektir. Dost kimdir, düşman kimdir, yararlı nedir, zarar nereden gelir.. bütün bunları öğretecektir. Zararlı yayınlardan koruyacak, kafa ve kalbinin bu yayınlarla yaralanmamasına ehemmiyet gösterecektir. Çocuk, bembeyaz bir kağıt gibidir, üzerine konan en ufak bir leke hemen belli olur. Veya o bomboş bir kaset gibidir. Ne verilse onu alır. Öyleyse, çocuğun arkadaş çevresinden, seyrettiği çizgi filme kadar, yediği çikolatadan konuştuğu laflara, gittiği okuldan, ziyarete gittiğinde çocuklarla ne oynadığına kadar dikkat edilmelidir. Evet, bütün bunlar zor gelebilir. Fakat, eğer, temiz bir nesil, kalp ve kafa bütünlüğüne ulaşmış kaliteli bir nesil, yitirdiğimiz cenneti bu dünyada yaşatacak bir nesil, Efendimiz’e gerçek ümmet olmaya layık, Allah’ın yeryüzünde şahidi bir nesil isteniyorsa, bütün bunlar bu zor işler başarılmalıdır. Yoksa, çok kaygan bir zeminde yaşadığımız şu asırda, evimizde birer canavar, birer zebani yetiştirmiş oluruz. Biz iyi olduğunu zannederiz, kılına dokunmayız, terbiyesine dikkat etmeyiz ama yarın o evlat dediğimiz varlık, anne-babaya asi, değer tanımaz, millet sevmez bir isyankar olarak çıkabilir. İşte o zaman ne kadar elimizi dizimize vursak faydası olmayacaktır.
Özlenen Bir Toplum
“Bireyin, kimlik gelişimi, çocukluk döneminde fikirler dünyası ile tanışınca başlıyorken; yaşlanma süreçlerinde (yani ölüme yaklaşırken) ilk kaybettikleri FİKİRLERİ olmaktadır. Bireyin yaşarken ölümü de aynı yerden olmaktadır. Düşünceyi kaybetmiş birey tavır alamaz. Gittikçe özne oluşunu kaybeder, nesneleşir. İşte bu nesneleşme bireyden bireylere sirayet eder ki, bu da toplumun nesneleşmesi olur. Bozulan(ifsat olan) toplumlar için bahsettiğimiz bu değişim, düzelen (ıslah olan) toplumlar için tersinden oluşacaktır. Yani, bireyin eşya-kişi dünyasından fikirler dünyasına doğru ilerleyişi onu ideal(muttaki) insan olmaya götürür ve duruşu olan, tavır alan özne bireyleri oluşturur , bu gelişim de özne(etken)bir toplumu oluşturur. “
“MÜSLÜMAN GENÇLERDEN GENÇLİĞE ÇAĞRI ”
Panelin ardından Çınar Koleji okul temsilcisi Zeynep Karadeniz genç arkadaşlarıyla birlikte yazdıkları şiiri okudu. Şiirin bitiminde duygulu anlar yaşatan küçük mücahide salonda uzun süre alkışlandı. Eğitim Komisyonu ve ilçe eğitimlerinin 2008-2009 dönem sonu programının da yapıldığı panelin ardından öğrencilere verilen sertifikalarla program sona erdi.
MÜSLÜMAN GENÇLERDEN GENÇLİĞE ÇAĞRI ;
BİR GENÇLİK…
YENİDEN ŞUURLU BİR GENÇLİK!..
DÜŞÜNEN…
ÜRETEN…
SALİH AMEL İŞLEYEN BİR GENÇLİK…
GÖZÜNÜ GÖRÜNTÜ CAMBAZLARINA ÇEVİREN DEĞİL…
GÖZÜNÜ ÖZE ÇEVİREN BİR GENÇLİK…
BÜYÜCÜLERİ DEĞİL…
MUSA’YI UNUTMAYAN BİR GENÇLİK…
ŞAH DAMARINDA HAKİKİ OLANI ARAYAN BİR GENÇLİK…
ŞAH DAMARI!HAYAT AKIŞIMIZ…AKIL VE KALP ARASI YOLCULUK…
PEYGAMBER İZİNDE HAKİKATİ ARAYAN BİR GENÇLİK…
BİLİR…
TÜM CEVAPLAR O’NDADIR…
ÖLÜMÜ VAİZ EDİNEN BİR GENÇLİK…
BİLİR…
EBEDİ OLANIN BAŞLANGICI ORADADIR…
YAŞITLARIMIZ POP MÜZİKLE OYALANADURSUN…
BIRAKIN…
BIRAKIN ONLAR HALA DİZİ KAHRAMANLARINI SAYSINLAR…
FUTBOLUN HESAPLARIYLA GÜNLERİNİ GÜN ETSİNLER…
BOL BOL TAHMİNLER YAPARAK VAR OLMAYA ÇALIŞSINLAR…
NEFİSLERİNİ SÜREKLİ TAZKİYE EDİVERSİNLER…
CANLARI SIKILINCA ALLAH’A DEĞİL, TV’LERE…
BİLGİSAYARLARA…
TELEFONLARINA…SİNEMA- KAFETERYALARA KOŞSUNLAR…
EYY SAYGI DEĞER BÜYÜKLERİMİZ!
BİZİM SİZİN DÜZELMENİZE İHTİYACIMIZ VAR…
TIPKI…
BABASI DÜZELEN YASİR AİLESİ GİBİ…
BİZİM SİZİNLE SIRAT-I MÜSTAKİM DE EL BİRLİĞİ YAPMAYA İHTİYACIMIZ VAR…
TIPKI HZ.ÖMER VE OĞLU ABDULLAH GİBİ…
EL VERİNNN!
KINAMAYIN…
İSİM TAKMAYIN…
ASİL İNSAN MUAMELESİ YAPIN…
BİZE “SÖYLENMEDEN” SABREDİN..
TEFEKKÜR EDİN Kİ, HAKK İLE BATIL KARIŞMASIN…
EVLERİMİZDEN BULANIKLIK GİTSİN…
İLİM YAPIN Kİ ;HİKMETLİ SÖZLER DUYALIM…
CİHAT YAPIN Kİ; HİKMETLİ AMELLER GÖRELİM…
ŞUURLU GENÇLİK OLMA YOLLARININ TAŞLARINI GELİN BİRLİKTE DÖŞEYELİM…
Haberdem Farkıyla....
.103
Haber toplam: 1226 kez okundu.