SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Kırım bu hale nasıl geldi-3
11 Ekim 2008 Cumartesi 08:51
Milli Gazete ve haberdem.com köşe yazarımız Hüseyin Altınalan "KIRIM GERÇEĞİ" nin 3. bölümü. İşte çarpıtılan gerçekler..



“Allahım, Özbekistan’daki kardeşlerimizin geri dönmesini nasip eyle!”

Çokrak Köyü’ndeyiz, bir diğer adıyla Rodnikovoye… Güneş kızıllığını kaybetmiş, hava kararmak üzereydi. İftara yaklaşık yarım saat vardı.

İHH ekipleri kapı kapı dolaşarak tüm hızıyla gıda paketi dağıtıyordu.

İhtiyaç sahibi bir ninenin kapısını çaldık. Bizi karşısında gördüğünde yorgun gözleri mutluluktan parladı. Hiç şaşırmadı. Anlamıştı Türkiye’den geldiğimizi. Zira İHH yıllardır, Anadolu insanının şefkat elini Kırım Tatarlarının eliyle buluşturuyordu.

Erzak dolu yardım paketini alan nine Kur’an-ı Kerim’den kısa birkaç süre okudu.

Ellerini semaya açtı.

Mutluluk ve hüznün birbirine karıştığı tonda dualar etti…

Türkiye ve Türk kardeşlerine güzellikler ihsan etmesi için Rabbine yakarışlarda bulunduktan sonra orada bulunan herkesi etkileyen bir dua döküldü dudaklarından:

“Allah’ım, Özbekistan’daki kardeşlerimizin Kırım’a dönmesini nasip eyle!”

Çok duygulanmıştık…

Bencil değillerdi. Sadece kendilerini düşünmüyorlardı.

Vatan hasretiyle yanan ancak dönmeleri engellenen kardeşlerini düşünüyorlardı.

Aynı kaderi paylaşmışlardı…

Yaşadıkları korkunç trajedi akıllarından çıkmıyordu, öyle ki; genç erkekleri cephede savaşırken onlar ne olduğunu bile anlayamadan ölüme gönderilmiştiler. Kırım'da tek bir Tatar dahi bırakılmamıştı. Arabat isimli köyde unutulan ve sürgün vagonlarına bindirilemeyen Kırım Tatarları bir gemiye bindirilerek Karadeniz açıklarında batırılmış ve onlarda bu şekilde imha edilmişti.

Sürgüne yollandıkları Orta Asya steplerine vardıklarında nüfusunun yaklaşık yarısını feci şekilde kaybetmiştiler…

Uzun yıllar orada hayatta kalma mücadelesi vermiş ve sonunda vatanlarına dönebilmiştiler. Fakat Özbekistan’da kalanlar, geri dönme imkânı olmayanlar, çıkarılan zorlukları aşamayanlar… İşte onları unutmamıştı Çokrak Köylü nine…

Kendileri Kırım’a dönmüş olsalar da akılları Özbekistan’da kalmıştı.

Kırımlı kardeşlerimizin vatan hasretinin çarpıcı örneği

Tatar ninenin tavrı ve sözleri, yıllarca vatan hasretiyle yanıp tutuşup da geri dönemeyen her Kırımlı gibi daha önce okumuş olduğum 1947 yılı sonbaharında Paris’te Sein nehri kenarında cesedi bulunan bir Kırımlının acı yaşam öyküsünü hatırlatıyordu. Nehrin kenarında bulunan cesedin üstünden çıkan evraktan Kırımlı bir Türk olduğu, 2. Dünya Savaşı’nın akıntılarına kapılarak yurdunu kaybettiği; savaş sonunda Paris'te kaldığı ve çok yoksul bir yaşam sürdüğü anlaşılmış. Aşağıdaki şiir onun cebinden çıkmıştı:

“Bu kent her şeyiyle bana yabancı,

caddeler, binalar, bütün insanlar!..

öyle hasretim ki ezan sesine

ararım çevremde minare, cami

lakin takılırım çan kulesine

her semtin muhteşem kilisesine

yad’el elemleri sarar içimi

uzaklarda yurdum, buradan çok uzak

her mevsim güneşli masmavi göklü,

camili, kubbeli, kümbetli, köşklü

ozanlı, garipli kervansaraylı

hele insanları alplı giraylı

yok haber onlardan, baba evinden

bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak

her şey çok uzakta, benden çok uzak.

gözlerim daima engine dalar

isterim ki her an anayurdumda

dağları dumanlı yaslı Kırım’da

duvarında mavzer ve Kur’an olan

ata ocağında, bizim konakta

bir bakır sinili sofra başında

iftar beklenilsin dua edilsin

ve sessiz sedasız yemek yenilsin

sonra şadırvanda abdest alınıp

hep birlikte teravihe gidilsin…”

“Bu kez Özbekistan sorun çıkarıyor”

Uluslar arası Yardım Teşkilatı (İHH) ekibiyle birlikte kırtasiye yardımı yapmak üzere gittiğimiz Milli Mektep’te İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim görmüş olan Kerim ile Kırım Tatar Türklerinin sorunlarını konuşuyoruz.

“Kırım’a geri dönüş sürüyor mu?”

“ Kırımlıların geriye dönüşleri devam etmektedir. Yurtlarına dönen Kırım Tatarlarının sayısı 300 bine aşmıştır. Özellikle Özbekistan'da bulunan Kırım Türkleri geriye dönmek istiyorlar ancak, Özbekistan yönetimi dönüşe izin vermemekte ve çeşitli zorluklar çıkarmaktadır.

“Ne gibi zorluklar?” diye sorduğumda adını hatırlamadığım diğer Kırım Gençlik üyesi  de “Kırım’a dönmek isteyenlerden Özbek hükümeti buradan toprak satın alma şartını getiriyor. Buradan toprak satın aldığını belgeledikten ancak 1 yıl sonra dönmelerine izin veriyor.”

Tekrar Kerim’e soruyorum.

“Rusların baskıları direncimizi artırdı”

“Geri döndüğünüzde şartlarınız nasıldı?”

 “Biz sıfır noktasından işe başladık. Hatta sıfır bile değildi. Eksilerdeydi. Ne hakkımız vardı ne de hukukumuz…Bizim lehimize olan hiçbir kanun yoktu. Her şey aleyhimizeydi. Vatandaşlık vermiyorlardı. Bir sürü problem vardı. 15 yıl içerisinde, çok önemli gelişmeler oldu. Bu da neden oldu?  Ruslar gibi tembel olmadığımız için. Öte yandan her gittiğimiz yerde Rusların baskılarıyla karşılaştık. Bu da bizim için ayrı bir direnç oluşturdu. Yapmazsak olmaz, olmazsa olmaz düşüncesiyle hareket ederek durumumuz düzelttik.”

“Dönüş nasıl ve hangi şartlar altında oldu?”

“Yardım almaksızın, herkes kendi çabasıyla…”

“Özbekler dönüşümüze izin vermek istemedi, Ruslar da Kırım’a sokmak..”

“Peki dönüş izni nasıl alındı?”

“Sovyetler Birliği dönemiydi. Tek devlet vardı. Gorbaçov’un iktidarında geri dönüş gerçekleşti. Daha önce böyle bir şeyi aklının ucundan bile geçiremezdin. Çok küçüktüm, hatırlıyorum. Ninem “Kırım’a dönüyoruz” dedi. Zira televizyonda, Gorbaçov’un Kırım Tatarlarının işbirliği yaptığı iddialarının doğruları yansıtmadığını söylediğini duymuştu. Gerçi Gorbaçov’un bizim aleyhimize kullandığı cümleleri, kötü sözlerini duymamıştı. Toparlandığımızı gören Özbek komşular “ nereye gidiyorsunuz ?” diye soruyorlardı, şaşırarak. Özbekler dönüşümüze izin vermek istemedi, Ruslar da Kırım’a sokmak istemedi. Biz dairemizi satarken çıkarılan zorluklar dolayısıyla evimizi yok pahasına sattık. Bunu hemen herkese yaptılar. Anne annemler, dayımlar hala orada…”

“Akrabaların geri dönmeyi düşünmüyorlar mı?”

“Dönemiyorlar. Ekonomik zorluklar dolayısıyla… Geri dönüşü zorlaştırmak için bilet ücretleri bile çok artırıldı. Geçmişte 60 dolar olan biletler bugün 500-600 dolar.” “Kırım Tatarları şimdi artık buraya geri döndüklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar mı?”

“Eskiden evet ama şimdi geçmişe oranla çok problemle karşılaşmıyorlar. Örneğin eskiden bir akrabama vatandaşlık vermediler ama askere çağırdılar onu. Bu insanlık dışı bir şeydi. Garip kanunlar vardı. Daha doğrusu hukuksuz kanunlar… Mesela bir de işin yoksa Vatandaşlık vermiyorlardı. Vatandaş olmayanlara da iş vermiyorlardı. Yani birisi olmazsa diğeriyle engelliyorlardı. Mantık dışı kurallardı. Hâlâ var, mantıksız kurallar. Şimdi sorunu Özbekistan çıkarıyor.”

“Vatana dönmüştük ya, gerisi önemli değildi, bizim için…”

KIırım’da bulunduğum süre içerisinde beni hiç yalnız bırakmayan misafirperverliğin en güzel örneğini sergileyen pırıl pırıl bir genç Haydar Saidabdulla…

Kırım Gençlik Cemiyeti üyesi…

Milli ve manevi değerlere sımsıkı sarılan gençlerden birisi.

Ekonomi bölümü mezunu ancak inşaatçılık yapıyor.

“Niçin ekonomi değil de inşaat, iş mi yoktu?” diye soruyorum.

“Hayır” diyor, “ tercihimi bu yönde kullanmak istedim.”

Haydar, Özbekistan’dan Kırım’a dönerken küçük bir çocuktu. Kendisine, Kırım’a dönerken neler hissettiğini sordum.

 “Biz orada misafirdik. Kendi vatanımıza dönünce evimize döndüğümüz duygusunu yaşadık.”

Sevinçle söylüyordu, bunları..

“Ne gibi sıkıntılarla karşılaştınız?”

Sanki bir an yaşadıkları sıkıntılar gözünün önüne geldi.

Biraz durgunlaştı, “ Kırım’a döndüğümüzde tüm aile bir odada yaşadık. Zamanla evimizi genişlettik. Elektrik yoktu. Su yoktu. Yol yoktu. Buraları çamurdu.”

Umudunu kaybetmemişti aksine mutluydu, “İlk 3 yıl bizim için zor oldu ama şimdi şartlarımız düzeldi. Çalışıp kazanıyoruz, çok şükür”

“Özbekistan’da yaşarken Kırım hakkında ne düşünüyordun?”

“Büyüklerimiz bize sürekli olarak Kırım’ı anlatıyorlardı. Hepimiz Kırım’ın hasretiyle yanıp tutuşuyorduk. Dolayısıyla yaşadığımız sıkıntılar bize hiç zor gelmedi. Vatana dönmüştük ya gerisi önemli değildi, bizim için…”
 
 
 
 
.117
Bu haber toplam 1045 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.6810
€ Euro
2.1240
IMKB
21.929
Altın
39.79
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Nevzat LALELİ
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    ANKARA 19.11.2008
İmsak
-
5:01
Güneş
-
6:30
Öğle
-
11:41
İkindi
-
14:15
Akşam
-
16:39
Yatsı
-
18:01
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008