|
|
|
ABD’de baş gösteren ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz derinleşmeye devam ediyor. Kurtarma paketleri ve Merkez Bankalarının müdahaleleri bile krizin şiddetini durduramıyor.
Sanal zenginlik Türkiye Ekonomi Kurumu (TEK) Başkanı Prof. Dr. Ercan Uygur, geçtiğimiz 5–6 yıllık bir dönemde üretime dayanmayan ancak türev piyasalarla dünyada sanal bir zenginliğin yaşandığını belirterek, “Yaşanan kriz bu sistemin iflas ettiğini gösteriyor” dedi. Önlem alınmalı İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Suat Yalkın, yaşanan krizle birlikte tüketimin bıçak gibi kesildiğini ve bu durumun da en fazla küçük esnafı olumsuz etkilediğini belirterek, hükümeti acil önlemler almaya davet etti. ABD’de baş gösteren ve bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz derinleşmeye devam ediyor. Kurtarma paketleri ve Merkez Bankaların müdahaleleri bile krizin şiddetini durduramıyor. Pekâlâ, ne oldu da dünya ‘100 yılın krizi’ olarak tabir edilmeye başlanan ekonomik krize sürüklendi? Uzmanlar şimdi bunu sorguluyor. Dünyadaki bu krizin Türkiye ayağında ise kaygılar giderek artıyor. Rekor seviyelere varan cari açık, özel şirketlerin yüklü miktarlardaki döviz cinsi borçları ve her an kırılganlıkları daha artıracak bir yapının bulunmasından dolayı bu krizden en fazla etkilenecek ülkelerin başında Türkiye’nin gelmesinden endişeleniliyor. Şu anki resimde döviz kurlarında yaşanan yüzde 20’lik yükselişi göreceli bir artış olarak gören uzmanlar, bu resmin daha da bozulacağına dair emarelerin giderek artığına vurgu yapıyor. Dünyayı 100 yılın krizine sürükleyen temel nedenin, ürettiğinden daha çok tüketen bir finans kapitalizminin dünyaya hakim kılınmasından kaynaklandığına işaret eden uzmanlar, ilk olarak ABD’de baş gösteren mortgage krizinin hane halkının gelirinden daha çok borçlandırılmasından kaynaklandığının altını çiziyor. Bunun zincirleme bir etki ile önce bankacılık sektörünü arkasından da reel sektörü vurduğunu kaydeden uzmanlar, asıl tehlikeli olan kısmının ise bu krizin boyutlarının bir türlü kestirilemediğini ifade ediyor. Türkiye Ekonomi Kurumu (TEK) Başkanı ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ercan Uygur, geçtiğimiz 5–6 yıllık bir dönemde üretime dayanmayan ancak türev piyasalarla dünyada sanal bir zenginliğin yaşandığını belirterek, “Yaşanan kriz bu sistemin iflas ettiğini gösteriyor” dedi. Aslında bugün yaşananların kestirilemeyen bir durum olmadığını, dünyanın bir şekilde böyle bir krizle karşı karşıya kalacağının bir gerçek olduğunu anlatan Uygur, “Krizler, ekonomide bir takım dengesizlikler sonrasında yaşanır. Geçmiş yıllarda bu dengesizlikler haddinden fazla artmıştı. Buna dair uyarıları ise tatlı kazançlardan dolayı kimse duymak istememişti” diye konuştu. Türkiye’nin bu krizden en fazla etkilenecek ülkelerin başında geldiğini anlatan Uygur, borsa ve döviz ayağında yaşananların şimdilik krizin kısmi bir yansımasını gösterdiğini dile getirdi. Özellikle reel sektörü çok sıkıntılı günlerin beklediğini ifade eden Uygur, “Önümüzdeki dönemde bu resim daha da değişecektir. Böyle olmasını kimse istemez ancak bu gerçeklere de hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bazı büyük firmalarımız işletme sermayesi için bile parayı yurt dışından buluyordu. Artık bulamıyorlar. Faizler hızla yükseliyor. Bu durumda sıkıntıların büyüyeceğini gösteriyor” uyarısında bulundu. Esnaf destek bekliyor İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İSTESOB) Başkanı Suat Yalkın, yaşanan krizle birlikte tüketimin bıçak gibi kesildiğini ve bu durumunda en fazla küçük esnafı olumsuz etkilediğini belirterek, hükümeti acil önlemler almaya davet etti. “Esnaf diye tabir ettiğimiz kesim elinin emeği ile günlük geçimini sağlayan kimselerdir. Böyle olunca bir gün iş yapmamaları o kesimin o gün evine ekmek götürememesi anlamına gelir” diye konuşan Yalkın, “Böyle zamanlarda devlet esnafa kolaylıklar yapacak, vergi borçlarında erteleme yapacak. Halk Bankası kredilerini vermeye devam edecek, hatta pompalayacak ayakta durması için. Esnaf o gün iş yapmazsa akşam evine ekmek götüremez” dedi. milligazete
.117 |



