SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Milli Görüş hafife alınmaz
09 Ekim 2008 Perşembe 14:48
Vakit Yazarı Serdar Arseven, Türkiye'nin kurtulması için Saadet Partisinin iktidara gelmesinin şart olduğunu yazdı. İşte çarpıcı bir köşe yazısı.



Serdar Arseven / Vakit
 
Saadet’in "Atılım-Açılım" Kongresi...Ve Kurtulmuş!..
Saadet Partisi’nin önceki akşam gerçekleştirilen Divan toplantısında, “Genel Başkan” üzerinde büyük ölçüde mutabakat sağlandı: Çok büyük bir sürpriz olmazsa, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş.
 
Divan üyelerinin büyük bir bölümü, bu işe “tamam” demiş durumda.
Sayın Kurtulmuş’un, bir zamanlar Genel Başkan Yardımcılığı görevinden “izinsiz olarak” ayrılmış olmasını hâlâ kafaya takanlar varsa da...

Bu yaklaşıma karşı çıkanlar ağırlıkta...

Diyorlar ki; “Numan Kurtulmuş 1999’da Fazilet Partisi’nin İstanbul İl Başkanıydı.
O günlerde, hakkındaki mahkûmiyet kararından dolayı Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan indirilen R. Tayyip Erdoğan’ın yerine hangi ismin geçeceği tartışılıyordu. Genel Merkez’imiz bu görevi Numan Kurtulmuş varken, Ali Müfit Gürtuna’ya vermişti. Bu kararı büyük bir saygı ve tevekkülle karşılayan Sayın Kurtulmuş, genel seçimde aday yapılmamasına da tepki göstermemişti! ..”

***
Evet... Toplantıdan yansıyanlar, “Genel Başkanlık” tartışmasının “aşağı yukarı” tamamlandığını ve bütün dikkatin bu ayın 26’sında yapılacak olan Kongre’ye yoğunlaştırıldığını gösteriyor.
Hedef; özlenen “atılım” ve “açılım”ı müjdeleyecek bir Kongre gerçekleştirebilmek.
Bir “Rüzgâr Kongresi.”

¥
Saadet Partililer haliyle, önümüzdeki yerel seçimlere iddialı hazırlanıyorlar.
Arkasından bir “erken seçim” gelecek olursa... Meclis’te yer bulmakta zorluk çekmeyeceklerini büyük bir özgüvenle ifade ediyorlar.

Onlara göre, AK Parti’nin rüzgârı kesildi. Geçen seçimde, “Cumhurbaşkanlığı çekişmesi”nden faydalanarak oylarını tırmandıran AK Parti’nin, mahalli, olmadı ilk genel seçimde “tökezleyeceğini” ve “oyların” büyük bir bölümünün “tabii adres” olan Saadet’e yöneleceğini tahmin ediyorlar.

¥
Saadet Partililere göre, “ufukta görünen seçim zaferine” ancak, “iç çekişmeler” mâni olabilir.
Parti, Kongre’ye “tek adayla” gitmeli.
Birlik ve beraberlik mesajı, tam olarak verilmeli.
Bu sağlandığı takdirde, geçen seçimden olabilecek en kötü neticeyle çıkmış bulunan Saadet Partisi için “yükseliş” kaçınılmaz.
Peki... Böyle bir yükseliş, Muhterem Recai Kutan’ın önderliğinde yakalanabilir miydi?
Muhterem Kutan dahil, hemen bütün Saadet yöneticileri, “Genel Başkan değişikliğinin” son derece faydalı olacağını belirtmek suretiyle bu sorunun cevabını vermiş oluyorlar.
Malûm; özellikle Türkiye siyasetinde “liderlik” vurgusu çok güçlü...
Muhterem Recai Kutan; bir Başbakan için gerekli olan tecrübe, birikim, dürüstlük ve devlet adamlığı nosyonuna fazlasıyla sahip...
Lâkin... Bu nitelikler “seçim zaferi”ne yetmiyor.
Erbakan Hoca’nın “bin türlü entrikayla”, siyasetten “resmen” uzaklaştırılması nın ardından görevi üstlenmek durumunda kalan Kutan’ı başarısız bulmak da mümkün değil.
O, son derece güç bir dönemden geçen partisini, “iç çekişmelerden etkilenmeksizin” bugünlere taşıdı. Bundan sonrası için; “atılım”a ve “açılım”a ihtiyaç var.
Mevcut hava onu gösteriyor ki, bu “hedefler” Kurtulmuş’un Genel Başkanlığı’nda yakalanmaya çalışılacak.
Tabii; Saadet Partisi gibi, “gelenekleri güçlü” bir yapıda, “duayenlerin” ağırlığı her zaman hissedilecektir.
Erbakan Hoca’nın formüle ettiği Yüksek İstişare Kurulu; camianın önde gelen duayenlerinin “yeni yönetime” tecrübelerini aktaracağı ve gerekli “uyarılarda” bulunacağı bir platform olacak.

¥
Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi; Milli Görüş hareketi, asla son seçimlerden çıkarttığı yüzde 2’lik, iki buçukluk neticelerle izah edilemez.
Bu partinin “yüzde 80’lik” bir “potansiyel seçmeni” var.
Bunların önemli bir bölümünü “reel seçmene” dönüştürmek mümkün.
Saadet Partisi, bu yüzde 80’lik “tabii oyunun” ne kadarını alabilir?..
Bunu, yeni dönemdeki vitrini ve söylemi belirleyecek. ..
Zaman, Milli Görüş’ün lehine işliyor.
Erbakan Hoca’nın, “Siyonizmin emellerine dair tespitleri”ni “dudak bükerek” dinleyenlerin çoğu... Şimdilerde... “Hoca’nın hakkı varmış” diyor.
“Postmodern darbe”nin; İslam Alemini “Topyekun” hedef alan bir “Siyonist harekât” olduğunu defalarca dile getiren Erbakan Hoca, işin burada bitmeyeceğini. .. Türkiye’yi bölme projesinin aşamalarını “çok yakın gelecekte” daha net bir şekilde izleyeceğimizi söylüyordu.
Gelişmeler, O’nu tam mânâsıyla doğruladı.
Kırk yıl boyunca... AB’ye, BM’ye, IMF’ye karşı çıktı..
Siyonizm’in, İslam dünyası kaynaklarını daha fazla sömürmesine engel olmak için “Uluslararası Birlik” oluşturan tek Başbakan O’ydu.
Bugünlerde, Dağlıca-Aktütün “facialarını” tartışıyoruz, değil mi?..
Ve birileri; “Çarenin Olağan Üstü Hal uygulamalarında” olduğu zırvasını empoze ediyor, izlediğiniz gibi.
Erbakan Hoca, Güneydoğu meselesinin “tek çözüm” yolunu, yıllar evvel ortaya koyan Lider’di.
Ekonominin Milli Görüş’ün tahminlerine paralel olarak, çıkmaza girmesi...
Milli varlıklarımızın, hızla yabancıların eline geçmesi...
Terörle Mücadele’nin “uygulanagelen politikalarını n” iflas ettiğinin belgelenmesi. ..
Kapitalizm “mabetlerinin” birer birer çökmesi...
Ve aklınıza gelen diğer bütün olumsuzluklar, Milli Görüş’ün “artı” hanesine yazılıyor!..
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un ifade ettiği gibi; “Liberal kapitalizmin sebep olduğu krizlerin, modern Batılı paradigmalar içinde çözümü yoktur. Paradigma iflas etmiştir. Sistem çözülmüştür, etrafındaki çerçeve dağılmıştır.”

¥
Bu dağılma, şüphesiz “Liberal kapitalizme eklemlenen” unsurları yok edecektir.
Milli Görüş gibi, “değişmez ilkeleri” ve “sabitleri” olan bir “hareketin” yeni dönemde “güç kazanmaya” aday olduğu ortadadır...
Tabii; “konjonktürün” uygun olması, gelişmelerin beslemesi yeterli de olmayacaktır.
Prof. Dr. Kurtulmuş ve ekibi, önümüzdeki dönemde “risk”leri göze alıp “gerçekleri” dile getirmeye devam edebilirse.. .
“Siyonist tahakkümün” ve “Bürokratik oligarşinin” ancak “Milli Görüş” iktidarında son bulabileceğine, hazır durumdaki vatandaşı inandırabilirse. ..
İktidar partisi ile Meclis’teki muhalefet partilerinin zaaflarını ve kendi projelerini ortaya koyabilirse. ..
Niçin olmasın?..
Ben; başta “iktidar partisi” olmak üzere... Bütün Türkiye’nin “Milli Görüş açılımına ve atılımına” ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum.
 

Divan üyelerinin büyük bir bölümü, bu işe “tamam” demiş durumda.
Sayın Kurtulmuş’un, bir zamanlar Genel Başkan Yardımcılığı görevinden “izinsiz olarak” ayrılmış olmasını hâlâ kafaya takanlar varsa da...
Bu yaklaşıma karşı çıkanlar ağırlıkta...
Diyorlar ki; “Numan Kurtulmuş 1999’da Fazilet Partisi’nin İstanbul İl Başkanıydı.
O günlerde, hakkındaki mahkûmiyet kararından dolayı Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan indirilen R. Tayyip Erdoğan’ın yerine hangi ismin geçeceği tartışılıyordu. Genel Merkez’imiz bu görevi Numan Kurtulmuş varken, Ali Müfit Gürtuna’ya vermişti. Bu kararı büyük bir saygı ve tevekkülle karşılayan Sayın Kurtulmuş, genel seçimde aday yapılmamasına da tepki göstermemişti! ..”

***
Evet... Toplantıdan yansıyanlar, “Genel Başkanlık” tartışmasının “aşağı yukarı” tamamlandığını ve bütün dikkatin bu ayın 26’sında yapılacak olan Kongre’ye yoğunlaştırıldığını gösteriyor.
Hedef; özlenen “atılım” ve “açılım”ı müjdeleyecek bir Kongre gerçekleştirebilmek.
Bir “Rüzgâr Kongresi.”

¥
Saadet Partililer haliyle, önümüzdeki yerel seçimlere iddialı hazırlanıyorlar.
Arkasından bir “erken seçim” gelecek olursa... Meclis’te yer bulmakta zorluk çekmeyeceklerini büyük bir özgüvenle ifade ediyorlar.
Onlara göre, AK Parti’nin rüzgârı kesildi. Geçen seçimde, “Cumhurbaşkanlığı çekişmesi”nden faydalanarak oylarını tırmandıran AK Parti’nin, mahalli, olmadı ilk genel seçimde “tökezleyeceğini” ve “oyların” büyük bir bölümünün “tabii adres” olan Saadet’e yöneleceğini tahmin ediyorlar.

¥
Saadet Partililere göre, “ufukta görünen seçim zaferine” ancak, “iç çekişmeler” mâni olabilir.
Parti, Kongre’ye “tek adayla” gitmeli.
Birlik ve beraberlik mesajı, tam olarak verilmeli.
Bu sağlandığı takdirde, geçen seçimden olabilecek en kötü neticeyle çıkmış bulunan Saadet Partisi için “yükseliş” kaçınılmaz.
Peki... Böyle bir yükseliş, Muhterem Recai Kutan’ın önderliğinde yakalanabilir miydi?
Muhterem Kutan dahil, hemen bütün Saadet yöneticileri, “Genel Başkan değişikliğinin” son derece faydalı olacağını belirtmek suretiyle bu sorunun cevabını vermiş oluyorlar.
Malûm; özellikle Türkiye siyasetinde “liderlik” vurgusu çok güçlü...
Muhterem Recai Kutan; bir Başbakan için gerekli olan tecrübe, birikim, dürüstlük ve devlet adamlığı nosyonuna fazlasıyla sahip...
Lâkin... Bu nitelikler “seçim zaferi”ne yetmiyor.
Erbakan Hoca’nın “bin türlü entrikayla”, siyasetten “resmen” uzaklaştırılması nın ardından görevi üstlenmek durumunda kalan Kutan’ı başarısız bulmak da mümkün değil.
O, son derece güç bir dönemden geçen partisini, “iç çekişmelerden etkilenmeksizin” bugünlere taşıdı. Bundan sonrası için; “atılım”a ve “açılım”a ihtiyaç var.
Mevcut hava onu gösteriyor ki, bu “hedefler” Kurtulmuş’un Genel Başkanlığı’nda yakalanmaya çalışılacak.
Tabii; Saadet Partisi gibi, “gelenekleri güçlü” bir yapıda, “duayenlerin” ağırlığı her zaman hissedilecektir.
Erbakan Hoca’nın formüle ettiği Yüksek İstişare Kurulu; camianın önde gelen duayenlerinin “yeni yönetime” tecrübelerini aktaracağı ve gerekli “uyarılarda” bulunacağı bir platform olacak.

¥
Daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi; Milli Görüş hareketi, asla son seçimlerden çıkarttığı yüzde 2’lik, iki buçukluk neticelerle izah edilemez.
Bu partinin “yüzde 80’lik” bir “potansiyel seçmeni” var.
Bunların önemli bir bölümünü “reel seçmene” dönüştürmek mümkün.
Saadet Partisi, bu yüzde 80’lik “tabii oyunun” ne kadarını alabilir?..
Bunu, yeni dönemdeki vitrini ve söylemi belirleyecek. ..
Zaman, Milli Görüş’ün lehine işliyor.
Erbakan Hoca’nın, “Siyonizmin emellerine dair tespitleri”ni “dudak bükerek” dinleyenlerin çoğu... Şimdilerde... “Hoca’nın hakkı varmış” diyor.
“Postmodern darbe”nin; İslam Alemini “Topyekun” hedef alan bir “Siyonist harekât” olduğunu defalarca dile getiren Erbakan Hoca, işin burada bitmeyeceğini. .. Türkiye’yi bölme projesinin aşamalarını “çok yakın gelecekte” daha net bir şekilde izleyeceğimizi söylüyordu.
Gelişmeler, O’nu tam mânâsıyla doğruladı.
Kırk yıl boyunca... AB’ye, BM’ye, IMF’ye karşı çıktı..
Siyonizm’in, İslam dünyası kaynaklarını daha fazla sömürmesine engel olmak için “Uluslararası Birlik” oluşturan tek Başbakan O’ydu.
Bugünlerde, Dağlıca-Aktütün “facialarını” tartışıyoruz, değil mi?..
Ve birileri; “Çarenin Olağan Üstü Hal uygulamalarında” olduğu zırvasını empoze ediyor, izlediğiniz gibi.
Erbakan Hoca, Güneydoğu meselesinin “tek çözüm” yolunu, yıllar evvel ortaya koyan Lider’di.
Ekonominin Milli Görüş’ün tahminlerine paralel olarak, çıkmaza girmesi...
Milli varlıklarımızın, hızla yabancıların eline geçmesi...
Terörle Mücadele’nin “uygulanagelen politikalarını n” iflas ettiğinin belgelenmesi. ..
Kapitalizm “mabetlerinin” birer birer çökmesi...
Ve aklınıza gelen diğer bütün olumsuzluklar, Milli Görüş’ün “artı” hanesine yazılıyor!..
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un ifade ettiği gibi; “Liberal kapitalizmin sebep olduğu krizlerin, modern Batılı paradigmalar içinde çözümü yoktur. Paradigma iflas etmiştir. Sistem çözülmüştür, etrafındaki çerçeve dağılmıştır.”

¥
Bu dağılma, şüphesiz “Liberal kapitalizme eklemlenen” unsurları yok edecektir.
Milli Görüş gibi, “değişmez ilkeleri” ve “sabitleri” olan bir “hareketin” yeni dönemde “güç kazanmaya” aday olduğu ortadadır...
Tabii; “konjonktürün” uygun olması, gelişmelerin beslemesi yeterli de olmayacaktır.
Prof. Dr. Kurtulmuş ve ekibi, önümüzdeki dönemde “risk”leri göze alıp “gerçekleri” dile getirmeye devam edebilirse.. .
“Siyonist tahakkümün” ve “Bürokratik oligarşinin” ancak “Milli Görüş” iktidarında son bulabileceğine, hazır durumdaki vatandaşı inandırabilirse. ..
İktidar partisi ile Meclis’teki muhalefet partilerinin zaaflarını ve kendi projelerini ortaya koyabilirse. ..
Niçin olmasın?..
Ben; başta “iktidar partisi” olmak üzere... Bütün Türkiye’nin “Milli Görüş açılımına ve atılımına” ihtiyaç duyduğunu düşünüyorum.
.117
 
 
Saadet Partisi Genel Merkez Başkanlık Divanının yapmış olduğu açıklamayı okumak için TIKLAYINIZ
 
 
Ahmet Taşgetiren'in Saadet Partisi hakkında yazdığını okumak için TIKLAYINIZ
Bu haber toplam 5352 defa okunmuştur
YORUMLAR (12) adet
    Ahmet BOZ
    Anlamsız
    Zamanında Erbakan Hocanın safından ayrılıp AKP saflarında yer tutmaya çalışan sen değilmisin şimdi nolduda Milli Görüşün önemini kavramaya başladın. İnsan şeşer beşerdir ama bilmediği konuda. Cahilliğin lüzumu yok Tek Yol Hak yoludur bunuda siyasi arenada sürdüren tek görüş milli Görüştür.
    14 Ekim 2008 Salı 17:14

    bedirhan
    Süper bi yorum
    ALİ ASLANYEMEZLERHOCA nın öldüğünü sanıyorlar... hocaya şöyle ii boyle ii deyip kendilerince istediklerini elde edeceklerini sanıyorlar. AMA YEMEZLER. DİVAN ÜYELERİNİN TAMAM DEDİĞİ FALAN YOK. KAFANDAN UYDURMA. BU PARTİNİN NE OLACAĞIDA SENİ HİÇ İLGİLENDİRMEZ. ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK. SENİN GİBİLERDE BAKAKALACAK...Süpersin kardesim eline saglik
    11 Ekim 2008 Cumartesi 11:58

    ALİ ASLAN
    YEMEZLER
    HOCA nın öldüğünü sanıyorlar... hocaya şöyle ii boyle ii deyip kendilerince istediklerini elde edeceklerini sanıyorlar. AMA YEMEZLER. DİVAN ÜYELERİNİN TAMAM DEDİĞİ FALAN YOK. KAFANDAN UYDURMA. BU PARTİNİN NE OLACAĞIDA SENİ HİÇ İLGİLENDİRMEZ. ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK. SENİN GİBİLERDE BAKAKALACAK...
    10 Ekim 2008 Cuma 11:17

    Hüseyin Gilit
    Hayırlısı olsun
    İstişare kurulun almış oldoğu kararı saygıyla karşılıyor, var gücümüzle çalışmamız gerektiğine inanıyor,kongrenin hayırlara vesile olmasını diliyorum.selamlar. Sakarya'dan
    10 Ekim 2008 Cuma 11:03

    Yusuf Yiğit
    Tamam Anladık da...
    Sn. Arseven, tamam anladık güzel yazmışın da... sen neden 22 temmuzda akp den aday oldun demezler mi adama???seçilemeyince saadet diyosun..işte biz bunu anlamıyoruz... yine de Milli Görüşü anlaman geç te olsa faydalı...zira zararın neresinden dönersen kâr.
    10 Ekim 2008 Cuma 09:33



Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.5340
€ Euro
2.0870
IMKB
27.158
Altın
41.32
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Adem KAHRİMAN
Araştırmacı/Sosyolog-Yazar
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimler de hangi partiye oy vereceksiniz?
    AK PARTİ
    BBP
    CHP
    DP
    DSP
    DTP
    MHP
    SP
    ANKARA 08.01.2009
İmsak
-
5:32
Güneş
-
7:03
Öğle
-
12:02
İkindi
-
14:26
Akşam
-
16:49
Yatsı
-
18:13
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008