Emekli bazı generaller istihbarat zafiyeti olduğu yönünde açıklamalar yaptı. Genelkurmay 2.Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız ise, Ankara temsilcisi gazeteciler ile Pazar günü yaptığı görüşmede istihbarat zafiyeti olmadığını, kamuoyunda oluşan başarısızlık intibaının aksine, PKK’nın oradaki saldırısının püskürtüldüğünü ve çatışmaların PKK’nın planladığı saatte değil, askerimizin PKK varlığının farkına varmasıyla başladığını dile getirdi.
Bu konu etrafında kamuoyunun kafasında oluşan soru işaretlerini ünlü terör uzmanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Ercan Çitlioğlu yanıtladı
-15 askerimiz şehit oldu. Kamuoyunda Ordu yetersiz kaldı gibi bir izlenim var ancak Orgeneral Hasan Iğsız'ın açıklamaları asker cephesindeki değerlendirmenin kamuoyunda oluşan kanaatten farklı olduğu gösteriyor. Sizce orduda istihbarat zafiyeti veya başka türlü bir eksiklik mevcut muydu?
Evet. 15 asker şehit verdik ve bu çok rahatsız edici bir durum. Ama kamuoyu ve medyadaki eleştirilerin ortaya çıkan bu çok rahatsız edici durumun oluşturduğu duygusallığın etkisi altında yapıldığını düşünüyorum. Bakın, şimdi şu noktalara dikkat edelim. Saldırıya uğrayan Aktütün karakolu değil, öncü birliğin konuşlandığı Bayraktepe mevkii. Aktütün karakolu ile Bayraktepe arasında 6 km mesafe var. Bayraktepe bazalt kayalıklardan oluşan ve çok sert bir araziye sahip bir mevkii. Bazalt kayalar yanardağların püskürmesinden sonra oluşan, mevzi kazılması mümkün olmayan özelliklere sahip. Bayraktepe ile Aktütün arasındaki mesafe 6 km olmasına rağmen, aradaki mesafe ancak 2.5 saatte alınabiliyor. PKK’nın saldırısı medyada yansıtıldığı gibi Aktütün'de değil, Bayraktepe'de. PKK Bayraktepe’yi ele geçirse, elbette ondan sonraki hedefi Aktütün olacaktı ama Bayraktepe’ye ulaşamadı. Bayraktepe’de saldırı esnasında 61 askerimiz mevcuttu. Saldıran grup ise 350 teröristten müteşekkildi. 350 terörist 61 kişilik asker gücüyle püskürtüldü. Üstelik saldıran terörist grup çok ağır ve kullanılması yasak silahlarla saldırdı.
-PKK’lı teröristlerin kullandığı silahlar neydi?
Doçka marka uçaksavarlar. Bu silahların mermi çapı 12.7 mm’dir. İnsana isabet ettiğinde gövdesini ikiye böler.
-Bizim askerlerimize de mi böyle oldu?
Evet. Ve, Cenevre Konvansiyonuna göre bu silahların insana karşı kullanılması yasaktır. Uçaksavarlar uçaklara ve zırhlı araçlara karşı kullanılır. Uçaksavarları insanlara karşı kullanmak bir savaş suçudur.
-Doçka marka uçaksavarları kim üretiyor ve PKK bunları nerden alıyor?
Doçka uçaksavarları Ruslar üretiyor ve bunlardan Irak’ta çok bolca var. Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminde bu uçaksavarlardan bol miktarda var. Barzani’nin peşmergeleri de bu uçaksavarları kullanıyor. Doçka uçaksavarlar aslında eski tip silahlar ama PKK’nın bunları kullanmasının şöyle bir sebebi var. Doçka uçaksavarlar kolayca sökülüp, katırlara yüklenerek taşınıp, ardından da çok kolayca tekrardan monte edilebiliyorlar. PKK bu uçaksavarları söküp, parça parça taşıyıp, istediği mevzide kolayca monte edebildiği için tercih ediyor.
-PKK bu uçaksavarları Kuzey Irak’daki Kürt peşmergelerden mi alıyor?
Hem onlardan, hem de Irak’taki direnişçilerden. Biliyorsunuz, Saddam zamanında Irak Rusya’dan silah alırdı. Saddam sonrasında da bu silahlar Irak’ta kaldı ve Kuzey Iraklı Kürtlerle ABD’ye karşı direnenlerin eline geçti.
-Orgeneral Hasan Iğsız’ın sözlerinden teröristlerle askerimiz arasında yakın mesafe çatışması olduğu sonucu çıkıyor. Teröristler bu kadar yakına nasıl yanaştı?
Yakın mesafe sözünü doğru anlayalım. 50 metreye kadar yaklaşabilen de olmuştur ama 1500 ila 2000 metre arası bir mesafedir kastedilen. Doçkalar 1.5-2 kilometreden de isabet tutturabilirler.
-1.5-2 kilometre de yakın mesafedir. Teröristler 1.5-2 kilometre yakına kadar nasıl ulaşıyor? İstihbarat yok mu?
Bu oradaki arazi örtüsü ile alakalı her şeyden önce. Arazi örtüsü teröristler için çok uygun ve teröristler kayaların arasından, yarıklardan süzülerek ilerliyorlar. Ve sanmayın ki, 350 kişi bir anda ilerliyor. Teröristler 12-20 günde ve 1-2 kişilik gruplar halinde ilerliyor ve sonradan bazı noktalarda buluşuyorlar. 12-20 gün boyu, 1-2 kişilik gruplar halinde parça parça ilerledikten sonra 4-5 ayrı noktada birleşip, mevziler oluşturuyorlar. Yoksa, böyle büyük grup halinde ilerlemeleri mümkün mü.
-Gruplar çok ufak olsa da, insan ısısını ölçerek tespit yapan termal kameralar yok mu?
Var ama PKK’lı teröristler giysilerinin üzerine naylon geçirerek termal kameranın ısı ölçümünü engelliyorlar. Termal kameralar dağ keçisi ile insan arasındaki farkı dahi ölçüyor ama terörist üzerine naylon geçirince ölçüm yapamıyor.
-ABD istihbaratı?
Orgeneral Iğsız ABD ile istihbaratta bir sorun olmadığını söyledi. Bakın, ABD bile olsa, istihbarat sınırsız olabilen bir şey değil. ABD istihbaratı 4 şekilde yapıyor. 1-uydu istihbaratı, 2-keşif uçağı, 3-insansız uçak, 4-karadaki elemanları. Uydu istihbaratı öyle bir şey k, sürekli aynı yerde durmuyor. Uydular aynı yörüngede sabit olarak durmuyor. Bir yörünge etrafında dönüyor. Diyelim ki, 3 saat Kuzey ırak üzerinde durdu ama sonradan mecburen dönüyor ve ondan sonra o noktadaki hareketlilik artık görülmez oluyor. Yani, aynı noktayı 24 saat uydu ile izlemek teknik olarak mümkün değil. Sonra ne var? İnsansız uçaklar ve keşif uçakları var. Bu uçaklar da çok bulutlu ve yağmurlu havalarda görüş yeteneğini koruyamıyor. Yani tam imkanlı bir istihbarat tekniği yok dünyada.
gazeteport
.117