|
|
|
Şeyh Yusuf El Kardavi, El Cezire uydu kanalında 'Şeriat ve hayat' başlığı altında uzun yıllar boyunca devam eden haftalık televizyon programının yanı sıra eserleri, insanların nazarındaki yeri ve dinî konumuyla İslâm dünyasında büyük bir ün kazandı.
Şeyh Kardavi'nin dünya ve dinî konularda tartışma götürür fetvaları ve düşünceleri var. Fakat kendisiyle ayrı düşenler siyasî anlaşmazlık meselelerine dokunan konular olsa bile İslâm ümmetinin lehine içtihatta bulunma çerçevesinde geliştiği için iyi niyeti öngördüler. Yeni olay, Şeyh Yusuf El Kardavi'nin bütün fikirlerini ve dinî kültürünü ABD'nin Irak'ı işgali sonrası patlak veren Sünni-Şii mezhep anlaşmazlığı kavgasına vermesi.
Bu anlaşmazlık yapaydır ve Irak'ı parçalamak, bütün dinamiklerini ve oluşumlarını vurma amaçlı emperyalist proje çerçevesinde ABD işgali tarafından işleve konulmuştur.
Irak İşgalinden Önce Bu Tartışmalar Yoktu
Irak'ın işgali öncesine kadar hiçbir yerde Şii-Sünni anlaşmazlığı duymadık. Fakat bu anlaşmazlık bugün Irak savaşıyla sınırlı değil, Şiilerin Sünnilerle yan yana bulunduğu bütün sahalara bir şekilde uzandı.
Fakat birçokları Şeyh Kardavi'nin fetvalarını ve çağrılarını Sünniler ile Şiiler arasında İslâm dünyası boyunca kapsamlı ve direkt çatışma çağrısı olarak anladılar.
Geçmiş İslâm çağları ve zamanlarının bütününde mezhep ayrılıkları olduğu sır değil. Fakat bu ayrılıklar ve anlaşmazlıklar, ümmet birbirine kenetlenmiş ve güçlüyken doğal şartlar içinde saklı kaldı. Ümmet zayıf, kırılgan ve parçalanmış olduğu zaman bu anlaşmazlıklar arttı.
Aşırı Fikirler Sınırlı Kaldı
Geçen her dönemde mezhepçi aşırılığı pohpohlayanlar olduğu kesin. Dahası ortada özellikle de Şii tarafında masum olması mümkün olmayan fikirler, içtihatlar ve fetvalar oldu. Fakat bu fikirlerin sahipleri Şii toplumlarını etkilemekten uzak kaldı. İmanın gölgesinde İslâm dininin özüyle çelişmesi mümkün olmayan mezhepler vardı. Bu yüzden aşırılık İslâm'ın saadet ve hatta normal zamanların gölgesinde sınırlı ve kontrol altında kaldı.
Şeyh Kardavi'nin Şia'ya yönelik kampanyasından şahsen mutlu olmadım. İran medya organlarının da Şeyh Kardavi'ye karşı başlattığı kampanyadan ve özellikle de onun özellikleri ve şahsi tavırlarına yoğunlaşmalarından pek mutlu olmadım. Bu meseleye girmenin ümmetin çıkarına olduğunu düşünmüyorum.
Tarihten Örnekler
Şeyh Kardavi'ye bütün saygımla birlikte, ben ne Mısır'da, ne de İslâm dünyasının dört bir yanında Şiileşmeye yönelik bir endişenin olduğunu düşünmüyorum. Hatta İran bunun için bütün imkânlarıyla çalışsa da bunu gerçekleştirmesi mümkün değil. Zira İran'ın kendisi 15. yüzyıla kadar tamamen Sünni idi. Safevi devleti kuruldu ve bütün İran halkı Şii oldu. Fatımiler döneminde Şii olan Mısır, sonrasında tamamen Sünni oldu. Hatta Britanya gibi gelişmiş ülkelerde bile 16. yüzyılda Kraliçe Elizabeth Katoliklikten Protestanlığa geçince Britanya halkı Protestan oldu.
Fakat Hıristiyanlık Avrupa'da değişmedi, değişmez de. İslâm dini de İslâm dünyasında değişmez.
Vizyon Sahibi Alimler Taraf Olmamalı
Mezhep farklılığı, bütünleştirici din çerçevesinde olduğu müddetçe endişe oluşturmaz. Fakat sorun, bu konu ümmeti parçalamak için siyasî olarak işleve konulduğu vakit yaşanmaktadır. Fazilet, ilim, marifet, bilinç ve vizyon sahibi alimlerin bu yapay anlaşmazlık içinde taraf olmamasını temenni ediyoruz.
Vakit / (Ürdün'de yayımlanan El Düstur gazetesi)
122 |



