|
|
|
Mersin Akkuyu'ya yapılacak santrale eleştiriler yapılmasına karşın finansal piyasalarda yaşanan kriz nedeniyle ihalenin ertelenmesini isteyen şirketler de bulunuyor. İhale, nükleer karşıtları ile nükleer santrali destekleyen gruplar arasındaki gerilimi ve söz düellosunu da tırmandırdı. İhaleye
TARTIŞMA BİTMEZ
Türkiye elektrik enerjisi üretimi içinde nükleer santrallerinin payını 2020 yılına kadar en az yüzde 8, 2030 yılına kadar ise yüzde 20 olmasını hedefliyor. Türkiye'nin bu amaçla attığı
ELEKTRİK 15 YIL ALINACAK Santralın kurulacağı arazi, Maliye Bakanlığı veya Bakanlar Kurulu tarafından bedelsiz olarak yatırımcıya tahsis edilecek. İhaleye teklif verecek konsorsiyumların bünyesinde nükleer santral işletmeciliği deneyimi olan şirket veya şirketlerin bulunması gerekiyor. İhaleye katılacak yatırımcılar, 31 Aralık 2020 tarihine kadar 3 ile 5 bin megavat arasında kurulu güçte bir santral kurmayı taahhüt edecek. Devlet, nükleer santralde üretilecek elektriğe satın alma garantisi verecek. Ancak bu garanti, 31 Aralık 2020
Şartname alan yabancılar
* AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada)
* Itochu Corporation (Japonya)
* Vinci Construction Grand Projets (Fransa)
* Suez Tractebel (Fransa-Belçika)
* Atomstroyexport (Rusya)
* KEPCO (Güney Kore-Türkiye)
* China Nuclear Power Components Co. (Çin)
* Unit Investment N.V. (Hollanda)
* Hacı Ömer Sabancı Holding (Türkiye)
* Alsim-Alarko Sanayi Tesisleri (Türkiye)
* Hattat Holding (Türkiye)
* RWE (Almanya)
* Ak Enerji (Türkiye)
UEA'dan dünyaya nükleer çağrı!
Uluslararası
RAPORDA YER ALACAK
Birol şöyle devam etti: "Ancak nükleer enerjinin önemli avantajlar sağladığını hatırlatmak istiyoruz. Zira mevcut enerji üretim politikalarına devam edersek çevre kirliliği ve artan maliyetler kaçınılmaz olacak. Bunun olmaması için birlikte hareket etmeliyiz." UEA'nın bu çağrısının önümüzdeki hafta yayımlanacak olan "2006 Dünya Enerji Raporu" nda yer alacağı belirtildi. UEA'nın bu açıklamalarıyla birlikte uzun bir süreden beri dünya çapında devam eden nükleer enerji tartışmasının yeniden alevlenmesi bekleniyor.
Karşıt görüşler ihale öncesi çarpıştı
Musa Çeçen (Elektrik Mühendisleri Od. Bşk.
EMO: Kirli ilişkilere dikkat
Nükleer teknolojiye değil nükleer santrale karşıyız. Nükleer santralin halen çözülemeyen pek çok sorunu var. Atık sorunu,
Özlem Ergenler (Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi):
Kanser yapıyor
Nükleer santrallerin yüksek yatırım ve söküm maliyetleri var. Herhangi bir olumsuzluk durumunda bu maliyetler halkın sırtına yıkılacak. Gelişen teknolojiye karşın nükleer atık sorunu devam ediyor. Nükleer santrallerin herhangi bir sorun olmasa bile çevreye radyasyon yayıyor. Bu da dağa taşa, ovaya tepe, yiyeceklerimize bütün çevreye yayılıyor. Radyasyon, kanser gibi ciddi hastalıklara yol açıyor. Kronik hastalıkları tetikliyor.
Hilal Atıcı (Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu) :
Alternatifler düşünülmedi
Türkiye'de toplam 5000 megavat gücünde beş nükleer reaktör yapılsa bile bu Türkiye'nin 2020'deki elektrik enerji ihtiyacının yüzde beşini bile karşılamayacak. Buna karşılık nükleer enerjinin devletten teşvik almadan ekonomik olmadığını biliyoruz. Hem ekonomik olmayan hem de enerji ihtiyacımızı tam olarak karşılayaman bir enerji üretim metodu için Türkiye'yi bu kadar riske sokmak ve o riskle beraber gelecek kirliliğe katlanmak bize göre akıl dışıdır.
Prof. Dr. Beril Tuğrul (İTÜ Nükleer Araştırmalar Ana Bilim Dalı Başkanı):
Nükleer santral gecikti
Türkiye nükleer santralda çok gecikti. Elektrik üretim kaynaklarının çeşitlendirilmesi zorunlu. Tek bir kaynağa bağımlı olmanın yarattığı sıkıntı Türkiye'de her yıl doğalgaz krizlerinde ortaya çıkıyor. Çernobil'de yaşanan çok farklıdır. Buna kaza denilemez. Bir tür belki iradi işlemdi. Oysa Türkiye, gelişen koşullara uygun teknolojileri ve güvenlik önlemlerini alırsa, bu tür olayların yaşanması söz konusu bile olmaz. Tüm dünyada yeniden 'nükleer rönesans' yaşanıyor. Nükleere yeniden dönüş var.
Prof. Dr. Atilla Özgener (İTÜ Enerji Enstitüsü):
Doğalgaza bağımlıyız
Türkiye elektrik enerjisi üretiminde endişe verici bir şekilde doğalgaza bağlı. Üretimin yarısı doğalgazdan temin ediliyor. Belli ülkelere bağlılıktan kurtulmak için yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yanında nükleer enerjiye de yer verilmeli. Nükleer enerjinin kullanılmaya başlandığı 1950'li yıllardan beri kaza ve insan kaybı açısından nükleer enerji bir çok sanayi koluna göre daha güvenli. Çernobil gibi büyük ölçekli bir kaza dünya kamuoyunda olumsuz bir etki yarattı. Bütün dünyanın nükleere yönelmesi bu enerjinin ekonomik olduğunu
Prof. Dr. Ahmet Bayülken, (İTÜ Enerji Enstitüsü Araştırma Reaktörü İşletme Müdürü):
Enerji talebi hızla büyüyor
Suya dayalı elektrik üreten Keban'da 'alarm çanları' çalıyor. Enerji talebi büyüyor. Kaynaklar belli. Doğalgazda dışa bağımlılığı azaltmak gerek. Rüzgarı, güneşi kullanmamız gerekir. Nükleer santral de kesinlikle kurmak zorundayız. Türkiye'nin uranyum potansiyeli santrallerin ihtiyacını yıllarca karşılamaya yeterli. Nükleer bir faciadan kaygı kesinlikle duymuyorum.
İşte nükleer santralin toplam bilançosu
* Bin 300 MW kapasiteli bir nükleer santralin ilk yapım maliyeti 3-5 milyar dolar arasında değişiyor.
* İşletim süresi sona ermiş nükleer santrali yıkma maliyeti ise 1 milyar dolar.
* Bin 300 MW gücünde bir nükleer santral yılda ortalama 25 ton, yüzde 3.75 oranında zenginleştirilmiş uranyum kullanıyor.
* Yalnızca yakıt maliyeti yıllık 50 milyon dolar seviyesinde gerçekleşiyor.
* Tesisin yıllık işletim masrafları ise 300-600 milyon dolar arasında değişebiliyor.
* Bu büyüklükte bir santral yılda yaklaşık 11 milyar kilowatt saat enerji üretebiliyor.
* Santralin yılda açığa çıkardığı radyoaktif atık ise ortalama
* Alman Nükleer Enerji Kurumu'nun rakamlarına göre bu atıkları güvenli olarak ortadan kaldırmanın yıllık faturası ise 30-35 milyon Euro arası değişiyor.
* Avrupa'da bu atıklardan toplam 12 bin ton özel depolarda saklanıyor.
* Bu rakama her yıl bin 730 ton yeni atık ekleniyor. Kaynak: World Nuclear Association, National Environmental Trust, Uranium Information Centre
Nükleer santral 40 yıllık rüya
Turkıye'de elektrik üretimi amaçlı nükleer santral kurma çalışmaları 1960'lı yıllarda İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uyarınca Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİEİ) bünyesinde başladı. ABD, İsviçre ve İspanya'dan alınan danışmanlık hizmetiyle 1969 yılında bir rapor hazırlandı. Türkiye'ye 1977 yılında işletmeye girecek 400 megavat gücünde bir reaktör önerildi. Yer seçimi sorunu ve diğer güçlükler sonrasında 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu'nun (TEK) kurulmasıyla proje rafa kaldırıldı. TEK'te, 1972 yılında Nükleer Santraller Dairesi oluşturuldu. Daha sonra Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 1983 yılında işletmeye alınmak üzere 600 megavat kurulu gücünde bir santral için harekete geçildi. Santral için en uygun yer olarak Mersin-Akkuyu, Sinop-İnceburun ve Kırklareli-İğneada sahaları belirlendi. 1996 yılında bir kez daha Akkuyu nükleer santrali için uluslararası ihaleye çıkma kararı alındı. 1997 yılında bir kez ihaleye çıkıldı. Fransa ve Almanya Konsorsiyumu NPI, ABD ve Japonya konsorsiyumu Westinghouse ve Kanada- Japonya konsorsiyumu Candu teklif verdi. Tekliflerin değerlendirilmesi için İspanyol Empresarios Agrupados International S.A. firması ile danışmanlık anlaşması imzalandı. 1998 yılında tekliflerin değerlendirilmesine başlandı. İhale tam 8 kez ertelendi.
sabah
.117 |



