|
|
|
Mete Gündoğan / Milli Gazete Evet, İsyan Ediyoruz “Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?” ilahi sorusuna tüm insanlık muhataptır. Demek ki bir yandan koca koca binalar yapıp, diğer yandan insanları faydasız, boş şeylerle ilgilendirmek, eğlendirmek tehlikeli bir sürecin alametleridir.
Geçmişteki bir çok topluluklar da çöküşten önce böyle süreçleri yaşamışlardır. Çöküş onların sonları olmuştur. Böyle bir süreç şöyle bir manzarayı ortaya koymaktadır. Bir yanda devasa ve gösterişli binalar ve zenginliği aralarında çevirerek adeta devletleşen bir mutlu azınlık, diğer yanda bu görüntü ile hiçbir alakası olmayan fakir ve zavallı yığınlar. Bir yanda rantiyeci elit, diğer yanda sömürülen, uyutulan ve korkutulan geniş halk kitleleri. İşte bu manzara, olmaması gereken, idarecilerin oldurmaması için mücadele etmeleri gereken manzaradır. Çünkü bu manzarada herşeyin temeli olan adalet yoktur. Refahın adil bölüşümü ise hiç yoktur. Firavunlar dönemini düşünün. Bir yanda küçük ve muhteşem zenginlikteki azınlık ve yaptıkları dev piramitler, binalar. Düzenledikleri dev organizasyonlar. Diğer yanda geniş halk yığınları. Fakir, cahilleştirilmiş, hafifletilmiş ve korkutulmuş... İdareci elitler böyle durumları kendi saltanatlarının garantisi olarak da görmüşlerdir. Ama yanılmışlardır. Çünkü adaletin olmadığı yerde hiçbir bina ayakta duramaz. Adaletin de en önemli unsuru sosyal adalet ve refahın bölüşümündeki adalettir. Bunu sağlayamayan idareler zamanla bunların da sebep olacağı birçok sorunlar neticesinde yok olur giderler. Bugün ülkemizdeki durum bu anlatılanlardan farklı değildir. Bir yanda rantiyeci bir azınlık. Dev binalar. Gelişmiş ülkelerde bile olmayan sayıda milyarderler. Şâşâalı, debdebeli, gösterişli hayatlar. Diğer yanda açlık sınırı altında yaşayan onmilyonlarca insan. Cahil bırakılmış, sindirilmiş, korkutulmuş, ezilmiş. Bu durumu da var gücü ile meşrulaştırmaya çalışan, normalmiş gibi göstermeye çalışan medya. Şu yapılan programlara bakınız Allah aşkına! Sabahtan akşama kadar içinde yaşadığımız anormal ve adaletsiz yapıyı normalmiş gibi bize anlatmaya çalışıyorlar. Bizi uyutmaya ve bir yokoluşa doğru sürüklemeye çalışıyorlar. Böyle bir yapıya en çok hükümet edenlerin itiraz etmesi gerekir. Ancak sermaye ve medya aynı ellerde toplanınca, bunlar hükümetleri de etkilemekte ve kendilerine hizmet ettirmektedirler. Onlar da kendi ikballeri açısından bu elitlere hizmet etmeye hayati önem atfetmektedirler. Halbuki idare için aslolan adalettir. Adalet, zenginliğin bir avuç insan arasında dolaşan bir devlet olmasına engel olmaktır. İşte bizim isyanımız, başkaldırımız, itirazımız da bu elitist sistemedir. Bu açıdan Millî Görüş bir isyan hareketidir. Zulme başkaldırıdır. Kutlu bir itirazdır. Bu sistemin asimile ettiği ya da sisteme entegre olan zalimlerin, yakında nasıl bir sarsıntı ile sarsılarak devrileceklerini hep beraber göreceğiz.
.117 |



