SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Hutbe yazmak serbest
02 Eylül 2008 Salı 14:33
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile yapılan çarpıcı bir röportaj...



Selami ÇALIŞKAN / Milli Gazete
 
Hutbe yazmak serbest

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, “Hutbelerin Türkiye’de tek bir formatı yok. Biz illeri ve ilçeleri hutbeleri hazırlamada, hutbeleri okumada serbest bıraktık. Seksenbin camide şu hutbe okunacak demiyoruz. İmamlarımız hutbeler yazıyorlar. İmamlarımızın yazdığı hutbeler şehirde, ilçede, köyde okunuyor.  En iyi hutbeler seçiliyor” dedi. 

 

 *Yazarımız Mehmet Şevket Eygi’nin, ezanın güzel okunması, camilere ve minarelere takılan ses düzeniyle ilgili eleştirileri nasıl buluyorsunuz?

 -Bunun iki önemli sebebi var. Birincisi camilerimizi en güzel şekilde inşa eden vatandaşlar paralar bitince, cemaatten para istemeye yüz bulamadıklarından en ucuz bir ses cihazıyla sistem kuruyorlar. Bu sistemle  imam veya müezzinimizin güzel sesi, ucuz cihazların mekanik sistemiyle kaybolup gidiyor. Mesela Kocatepe, Süleymaniye, Sultanahmet Camilerimizin ses cihazları gibi birçok camimizin cihazları güzel. Ama kenar mahallerde, ücra köylerde cihazlar çok kötü. Bir de bu cihazların ses ayarlarını müezzinlerimizin çok iyi yapması lazım. Yani mikrofonun sesini çok yükseltince ezanı da güzel okuyorlar zannediyorlar. Halbuki mikrofonun sesini haddinden fazla açmak, dinleyenleri rahatsız ediyor. Eskiden mikrofon olmadığından müezzinlerimiz her vakit ezanı farklı bir makamda okuyarak davete icabeti arttırırmış. Saat olmasa bile cemaat müezzinin okuduğu ezanın makamından hangi vaktin ezanı olduğunu anlardı. Yoksa ben bizim ülkemizde ezan sesinden rahatsız olacak bir kişinin bile çıkacağını tasavvur edemiyorum. Yeter ki müezzinlerimiz ezanı güzel bir şekilde makamıyla okusunlar.

 *İlahiyat Fakültelerinin Meslek Yüksek okulları, ihtiyacınız olan yeterli sayıda ve evsafta personel yetiştiriyor mu?

 -Gönlümüz ister ki her camide üniversite bitirmiş, ilahiyat fakültesi mezunu bir imam-hatibimiz olsun. Ama tabi ilahiyat fakültelerinin kontenjanları yıllarca çok düşük olduğu için, YÖKBaşkanı ile bu fakültelerin kontenjanının arttırılması için görüştük. Çok olumlu karşıladı. Bizim kadromuza geçen ilahiyat mezunları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınava giriyor. KPSS’de de gerekli puanı alıyorlar, hemen Milli Eğitim Bakanlığı’na gidiyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı,  İlahiyat mezunlarını okullarda din kültürü ve yine İmam-Hatip liselerinde meslek dersleri dediğimiz Kur’an, Arapça gibi derslere girmeleri için alıyor. Yani İlahiyat Fakültesi mezunları ya imam, müezzin, vaiz ve müftü olur veya din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olur.

 *İlahiyat mezunları Milli Eğitim Bakanlığı’na niçin gidiyorlar? 

-Öğretmenliğin parası itibarı daha çok görüldüğü, toplum tarafından din görevlilerine yeterince itibar edilmediği, medya ve basın tarafından din görevlileri topluma kötü takdim edildiği için, adamlar bizde kalmak istemiyor. Zorla adamı bağlayacak halimiz yok.

 *Diyanet olarak kendi personelinizi yetiştirmek için ne gibi kurslar açıyorsunuz? 

 -İmamlarımız için 5 yerde (İstanbul, Erzurum, Konya, Kayseri ve Trabzon) yüksek ihtisas kursları düzenliyoruz. Böylece bu kurslarda mesleğe daha yatkın, dini ilimlerde biraz daha ilerlemiş hale getiriyoruz. Bir din görevlisinin vaiz veya müftü olabilmesi için mutlaka bizim bu yüksek ihtisas okullarımızı bitirmesi gerekiyor. Büyükşehirlerimizde görev yapan imam-hatiplerimizi de bu okullardan mezun etmeye çalışıyoruz. Tabi diyanet olarak bizim okul açmamız mümkün değil. Tevhidi tedrisat yasası var. Eğitim ve öğretim işini Milli Eğitim Bakanlığı yapar diyor.

 *“Allah katında gerçek din İslâmdır” manasına gelen ayet-i kerimenin hutbelerde okunmasını “Avrupa Birliği istemiyor” diye yasakladığınız doğru mu?

 - Bizim Diyanet İşleri Başkanlığı olarak asıl ve birinci görevimiz ne ayet ve hadisleri yasaklamak, ne de bir harfinin harekesini değiştirmektir. Zaten bu bizim haddimize de düşmez. Bizim asıl ve birinci görevimiz İslâm Dinini ve onun kaynaklarını Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin Hadislerini en güzel şekilde anlayan ve topluma sunan bir kurum olmaktır. Belli siyasi tartışmalar gündeme gelince, sırf siyasi muhalefet sebebiyle “bak din elden gidiyor” yaklaşımı ile düşünenler ve birbiriyle hiç alakası olmayan değişik kesimler bu olayı dillerine sakız ettiler. Hutbelerin Türkiye’de tek bir formatı yok. Biz illeri ve ilçeleri hutbeleri hazırlamada, hutbeleri okumada serbest bıraktık. Seksenbin camide şu hutbe okunacak demiyoruz. Bunun önemli faydası var. İmamlarımızın hocalarımızın eli kalem tutsun istedik. Yani kendi hutbelerini yazmaya başladılar. Yani imamlarımız hutbeler yazıyorlar. İmamlarımızın yazdığı hutbeler şehirde, ilçede, köyde okunuyor.  En iyi hutbeler seçiliyor. Böyle olunca, isteyen istediği ayeti, istediği hadisi okur. İstediği konuyu hutbede işler. Yani kesinlikle konu sınırlaması yok. Biz Avrupalılara da, Asyalılara da, kuzeydekilere de güneydekilere de hep aynı hakikati söyleriz. Bizim görevimiz; İslâm dinini anlatmak. Yanlış anlamalar inançlar ve ithamlar varsa onlara karşı dimdik durmaktır. Yani yoksa ki bizim Avrupa Birliği sürecinde Avrupalıların da öyle bir talepleri yok tabi. Yani biz şunu veya bunu memnun etmek için bir ayeti bir hadisi farklı anlamamız, farklı anlatmamız düşünülebilir mi? Yani bu bir Müslüman için tasavvur bile edilemez.

 *Bazı çevrelerin ve yazarların bütçenizin en zengin bütçe olduğu iddialarına karşı ne diyorsunuz?

 Bizim bütçemizin yüzde 97’si dini hizmetler veren personel giderleridir. Personel giderleri dışında biz yatırım kuruluşu değiliz. Diğer alanlarda hep Türkiye Diyanet Vakfı’nın desteğiyle ayakta duruyoruz. Kitap yayınından tutun da görsel yayıncılık dahil. Hatta camilerin elektrik parasını. Türkiye’de camileri vatandaşlarımız yapıyor. Camilerin elektriğini, suyunu, doğalgazını ya da diğer yakacaklarını Kur’an Kurslarımızdaki iaşe ve ibadeyi vatandaşlarımız karşılıyor. Bizim bütçemizde cami yapımı için ayrılan bir kuruş yoktur. Başkanlığımızın yanına vatandaşımızın desteğiyle cami yapacağız.

 *Yurt dışında yaptığınız önemli hizmetlerden birkaç tanesini sayabilir misiniz?

 -Başta Almanya olmak üzere 1000 küsur din görevlisini yurt dışına gönderiyoruz. Gurbet ellerdeki insanımız, Allah’ı tanıyor, Resulünü seviyor. İbadetlerini biliyor, çocukları Kur’an öğreniyor. Böylece din hizmetini alarak dini hayatını belli bir çizgide korumuş oluyor. Amerika’dan Avustralya’ya kadar din hizmeti veriyoruz. Ramazan ayında bu rakam 2 bine yaklaşıyor. DİB, Türkiye Diyanet Vakfı ile birlikte yurt dışında 5 tane İlahiyat fakültesi açtık. Bir o kadar da İlahiyat lisemiz var. Bunlar o topraklardaki, o coğrafyadaki çocuklarımıza dinin sağlıklı ve doğru, Türkiye’nin çizgisini yansıtan din eğitimini veriyoruz. Tahsilini burada tamamlayan bu evlatlarımız kendi ülkelerine birer Türkiye sevdalısı olarak dönüyorlar. Bunlar gittikleri ülkeleri ile Türkiye arasında çok güçlü bir bağın kurulmasına vesile oluyorlar. Bilhassa Avrupa’da ora vatandaşı olan soydaşlarımızın çocuklarını Ankara ve İstanbul’daki ilahiyat fakültelerimizde okutuyoruz. Yani artık yavaş yavaş bu evlatlarımız gittikleri ülkelerde rahmete (Sağlıklı din hizmetine) vesile olacaklar. Balkanlar, Kafkaslar ve Kıbrıs’taki din görevlilerini gruplar halinde Türkiye’ye getiriyor, hizmet içi eğitim seminerleri ve kursları düzenliyoruz.

* Okuyucularımıza mesajınız var mı?

-Tüm İslâm aleminin ve okuyucularınızın mübarek Ramazan’ı şerifini şimdiden kutlar, Cenab-ı Hak’tan huzur ve barış dolu günler yaşamalarını niyaz ederim.
.117
Bu haber toplam 1675 defa okunmuştur
YORUMLAR (1) adet
    mehmet eski
    helal
    diger diyanet isleri baskanlarina bakinca bu adam kaliteli gercekten.
    02 Eylül 2008 Salı 22:38

Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.6000
€ Euro
2.0200
IMKB
23.919
Altın
39.61
Nevzat LALELİ
Mehmet Ali ÖZTÜRK
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Tüm Yazarlar
    ANKARA 02.12.2008
İmsak
-
5:14
Güneş
-
6:45
Öğle
-
11:45
İkindi
-
14:10
Akşam
-
16:33
Yatsı
-
17:57
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008