|
|
|
1991 yılında SSCB dağıldığında, ayrılan Cumhuriyetler bağımsız olup , BM üye olmaya başlayınca, Rusya ; Kafkasya'da ağırlığını kaybetmeye başlamıştı.
Bugün, Karadeniz kıyısında Moldova, Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Gürcistan var. Ruslar, Karadeniz' deki büyük limanları Odesa, Poti, Mariupul ve İllisevsk' i kaybetmiş durumdadır.
Ruslar, Hazar Denizi yada Gölünde de kayıp içindedirler. Artık Hazar' da Bakü ve Türkmenbaşı limanlarına sahip değiller.
Kafkasya' da , Karaçay-Çerkes, Kuzey Osetya, İnguşetya, Çeçenistan, Dağıstan, Abhazya, Acaristan, Güney Osetya, Gürcistan, Nahcıvan, Ermenistan, Azerbaycan gibi kimi devlet kimi özerk cumhuriyet kimi bölge olan bir çok ayrı çıkar var.
İki Dünya Savaşında da, Kafkasya ve Hazar Petrolleri çok önemli hedeflerdi. Bu bölge petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından Körfez 'den sonra dünyanın en zengin yeridir.
Rusya , şimdi bu bölgedeki Petrol ve doğal gazı Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan ile ile paylaşıyor.
Rusya' nın ekonomik, siyasi kontrol bölgelerinde çıkar dengeleri de ABD ve AB tarafından turuncu, kırmızı karanfil darbeleriyle değiştirildi. Çok uluslu tekeller ve karşı duruşları fonlayan sermaye güçleri, Kafkasya' da halkların büyük bedeller ödemesine neden olurken, besleme liderler Rus egemenliği karşısına AB ve NATO' yu ikame etmeye çalıştılar.
Hazar Denizinin Azerbaycan tarafında bulunan Çırak, Güneşli, Azeri petrol havzaları, ABD, İngiltere, Rusya, Azerbaycan, Türkiye, S. Arabistan ve Norveç katılımlı 30 yıl işletme süreli , Uluslararası Petrol Konsorsiyumuna verildi.
Ruslar, petrol ve doğal gazın batıya akışının Kafkasya-Rusya- Avrupa olmasını , böylece Orta-Asya ve Kafkasya'da petrolün ve doğal gazda ekonomik inisyatifin ellerinde kalmasını isterlerken, Batı; akışın , Avrasya Enerji Koridoru vasıtasıyla olmasını istiyor. Ekonomik, sosyal, siyasal merkez olma kimliğini sıcak denizlere inerek kabul ettirmeyi esas alan bir misyonu benimsemiş Rusya, bu gelişmelerden oldukça rahatsızdır. Etkin olabilmelerinin yolu, petrolün ihraç edildiği alanları kontrol altında tutmak ve petrolün fiatını belirlemekten geçmektedir.
Güney Osetya' nın Gürcistan' a, Gürcistan' ın Rusya' ya posta attığı, çözümlenmesi güç, orantısız bir savaş yaşanıyor. ABD ve NATO umuduna sarılmış, maşa olmaktan öte gitmez Gürcistan Lideri Mihail Saakaşvili'ni küçük ordusu ve Rusların ifadesine göre, Ukraynalı, Letonyalı, Estonyalı, Litvanyalı, Asya kökenli çekik gözlü kimileri ve siyah adamlar güruhu G. Osetya' ya giriyorlar ve bu küçük ülkede taş taş üstünde bırakmıyorlar. Orada barış gücü olarak bulunan Rusya, müdahale ediyor. Gürcistan aldığı derin darbelerle, AB nin önerdiği Ateşkes Taahütnamesini imzalıyor.
Putin şöyle ifade ediyor." Bu olumsuzluk, siyahı beyaza çevirme girişimidir. Ustaca bir şekilde bu saldırganlığın kurbanlarını saldırgan taraf olarak ve kurbanlarını da bu saldırganlığın ortaya çıkardığı sonuçlardan sorumlu tutmak oldukça şaşırtıcı bir durumdur! "
Rusya, Abhazya' dan Gürcistan içine 40 km. girdikten sonra ve Gürcistan' a ağır darbe vurduktan sonra Ateşkes Çağrısında bulunuyor. İran, bölgede gerek sahip olduğu tarihi devlet kimliği, gerek bölgesel arayışları nedeniyle önemli konumda olan diğer bir devlettir.
İran, dünyanın önde gelen petrol üreten ülkelerinden biridir. Ne ki, Basra Körfezindeki petrol havzalarındaki rezervlerinin azalmaya başlaması ve derin petrol yatakları teknolojilerinde eksikliği , İran' ı Hazar Denizine- Gölüne sevketmiş bulunmaktadır.
İran, Hazar Petrolleri konusunda Azerbaycan ile itilaflıdır.
Hazar; eğer deniz ise, sınır sahibi ülkelerin ulusal bölgeleri vardır. Yok , Hazar bir gölse, Hazar'ın orta bölgesi herkesin ortak alanıdır.
İran, giderek yalnız bırakıldığı dünyada, işte bu noktada Rusya'nın elinden tutmak durumunda kalmıştır. Silah alımları ve Nükleer gelişiminde Rusya' ya bağımlılığı olan İran, Rusya' nın Hazar Denizindeki egemenliğine yol açacak kollektif kullanıma sonuç verecek statüye destek vermektedir.
Rusya' da , İran' ın Nükleer gelişiminin barışçıl amaç taşıdığı cihetiyle desteklemektedir.
Ve İran, günümüzün tek kutuplu dünyasında, ABD' nin arkasında bulunan "Siyonist Amerikan Felsefesinin ve Sermayesinin" en büyük tehlikesidir.
Irak' ta Saddam yakalandığında, " O benim adamımdı! " diye kafa bulan Başkan Bush, Avrupa' da yapılan bir NATO toplantısında, Recep Beyi kolundan çekiştirmiş ve " Büyük Adamsın! " diyerek onurlandırmıştı!
İşte o gazın rehavetiyle ve uhdesine düşen tüm görevlerin layıkıyla altından gelmiş olmanın sonucunda fakat Kafkasya kan gölüne dönmüşken, İşadamı Fettah Tamince' nin otelinde ( biraderi de yatında ) tatil yapan Recep Tayyip Erdoğan, iyi saatte olsunlardan aldığı bir esin ile , Ankara' ya gelmiş ve Kafkasya' daki savaşla ilgili olarak ;
"Bölge ülkelerinin Kafkas İttifakı kurmasına dair düşüncesinin olduğunu, bunu Putin ile konuşacağını ve BM Genel Sekreterine bu bahsi ileteceğini" ifade etmiştir.
2000 yılında, Süleyman Demirel' in de önerdiği , " Bölgesel Güvenlik ve İşbirliği Paktı " ve bölgenin diğer devletleri olan Azerbaycan ve Ermenistan' ın da benzer teklifleri ile kompoze bir " Kafkas İttifakı " mı?
İttifakı oluşturacak ülkeler, ABD, İngiltere, Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan'ı kapsıyor ve İran' ı dışlıyorsa ?
Kafkasya, küçücük bir Güney Osetya' nın ve Gürcistan' ın fitili ateşleyebileceği dinamikte olan ve bütün dünya devlerinin nabzının attığı bir bölgedir. Burada barış pahalıdır ve çıkarlar ortaklaşılabilirse ancak sağlanır. Barış için, Rusya' nın ve Amerika' nın çıkarlarının ortak paydası budur.
" İran' ı dışla, ortak ol! "
Rusya Federasyonu, süper devlet zihniyetiyle değil fakat iş zihniyetine dayalı dostluk ve işbirliği içinde olmalıdır.
Bu kez, Bush, oynanan satrançta, Tayyip Erdoğan' ın elini kullanarak ve dünya kamuoyunda kendini kamufle ederek , " Şah mat! " diyor.
BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan' ı da ağır bir görev bekliyor: Ermenistan.
.117 |



