SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Bir general'in komik durumu
19 Ağustos 2008 Salı 11:56
Vakit gazetesinin hukukçu yazarlarından Ali Karahasanoğlu, bu konuyu analiz etti ve bakın dava açan generallerin, dava açtıkları gazetenin adını bile yanlış söyleyerek, nasıl komik duruma düştüğünü...



312 General Davası olarak bilinen ve Vakit gazetesinin bir haberinden dolayı , hakkında açılan milyarlarca liralık tazminat davasının  perde arkasında Ergenekon Terör Örgütü'nün bünyesinde bulunan Cumhuriyet Çalışma Grubu çıktı.
 
Hasan Karaosmanoğlu/Vakit
 
Toplu davaların arkasından Cumhuriyet Çalışma Grubu çıktı!
 
Olayların üzerinden yıllar geçse de, gerçekler ortaya çıkıyor işte.
Şu işe bakın; gazetedeki bir köşe yazısı için, 312 general kalkıp, tek bir avukata vekalet verip, yüzmilyarlarca liralık tazminat talep ediyorlar..
İnsan aklının alacağı bir iş mi bu?..
Generallerin isimleri yazılarak bir hakaret mi edilmiş?
Yooo!
Generallerin tanımlamaları yapılıp, bir ağır sözcük mü kullanılmış?
Yooo!
İki generale yönelik eleştirilerde bulunulmuş..
İki generalin somut açıklamaları hatırlatılıp, o açıklamaların yanlışlığını ifade eden bir köşe yazısı yazılmış!
Kim o iki general?..
O dönem gündemde olan Aytaç Yalman ile, yine o günlerde uçuk demeçleri ile tartışmalara sebeb olan çetinDoğan!
Aytaç Yalman’ın eleştirilmesinin sebebi şu: Yalman, aşırı milliyetçi bir Rus bestekârına hayranlık duyduğunu, devlet gazetesi Hürriyet ile yaptığı röportajda açıklamış.. Ancak, Yalman’ın hayranlık duyduğu o Rus bestekâr, aslında Türk toprakları (Kars ilimiz) işgal edildiğinde, Rus ordusu için Fetih Marşı yazan eski bir asker! Asım Yenihaber de, bir Türk generalinin böyle bir kişiye hayranlık duyamayacağını yazmış!
Peki yazıda, çetin Doğan ile ilgili eleştiri sebebi ne?
“Yemen vatan toprağı mıdır?” şeklindeki açıklaması..
Bu iki kişiye yönelik olarak, “Onbaşı olamayacak” kişiler tanımlaması yapıldığı halde, 312 general birden dava açtı..
Kısacası, eleştirilen iki kişi, dava açan 312 kişi!
Peki kim var bu işin arkasında?
Aytaç Yalman ve özellikle de Şener Eruygur!..
Bugün hâlâ, illegal faaliyetlerinden dolayı cezaevinde tutuklu olan Şener Eruygur, eleştirinin Yalman ve Doğan’a yönelik olduğunu görmezden gelip, o tarihteki Jandarma Komutanlığı görevinden istifade ile, tüm generallere vekalet verdirip, aleyhimize dava açtırdı.. Aynen Cumhuriyet çalışma Grubu’nun çalışma usûllerinde anlatıldığı gibi...
312 generalin birden, tek bir yazıdan şikâyetçi olup tazminat istemesi, ne Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, ne de dünya tarihinde görülmüş bir şey değil!
Ama oldu işte!
Belli ki; emir komuta zinciri içinde, birileri bu işi organize etmişti!
Normal bir süreçte bu dava açılmak istenseydi, davacılardan birisi davayı şu avukata, diğeri bu avukata vermiş olması gerekmez miydi? Birisinin davayı Ankara’da, diğerinin İstanbul’da, öbürünün de Erzurum’da açması gerekmez miydi?..
Türkiye’nin dört bir yanındaki 312 kişi, nereden buldularsa, tek bir avukata vekalet verdiler.. Ve 312 kişi birden, Ankara’da tek bir mahkemede davayı açtılar..
Gazetenin ismini “Vakıf gazetesi” diye yazandan, yazarın ismini “Asım Yenibahar” diye yazana kadar, davacıların aslında konuyla ilgilenmediklerini gösteren birçok somut delil de isbat ediyordu ki; büyük çoğunluk vekaleti zoraki vermişti!..
öyle ki; başkasının isteği ile tanımadıkları bir avukata vekalet verdikleri için, vekaletin kapsamını özellikle dar tutmuşlardı.. Kimisi sadece Vakit gazetesindeki yazı için dava açılabileceğini özellikle belirtirken, kimisi de vekaletin “boşanma davaları hariç” verildiğini önemle (!) not düşüyorlardı..
öyle ya; gazeteye dava açıyoruz diye vekalet verilirken, bir de bakmışsınız, avukat boşanma davası açmaya kalkışmış!
Olamaz mı?..
Vekalet verdiğin şahsı birebir tanımıyor, başkasının isteği ile vekalet veriyorsan, böyle şeylerin yaşanması da mukadderdir!
Vekaletlerin kapsamından, verilme tarihine kadar her şey, davanın tek merkezden organize edildiğini gösteriyordu. öyle ki; Jandarma’ya bağlı davacıların vekaletleri Eylül ayında, denizcilerinki Ekim ayının başında, havacılarınki de Ekim ayının sonunda verilmişti.
Oysa davacılar, gerçekten kendileri dava konusu yazıyı okuyup, tazminat istemiş olsalardı, Jandarma-Deniz-Hava ayrımı olmadan, hepsinin vekaletleri karışık tarihlerde verilmiş olması gerekmez miydi?..
Anlaşılan o ki; Jandarma’nın başındaki Şener Eruygur, ilk vekaletleri kendi komutanlığından toplamış, arkasından diğer komutanlıkları bilgilendirmiş, onlardan da vekaletler alınmış!
Cumhuriyet çalışma Grubu ile ilgili, bu sayfada, yanıbaşımızdaki dizi yazıda, Vakit’i susturma operasyonunun eylemleri tek tek anlatılıyor.. Okuyup, olayları bir daha yorumlamanız umuduyla!
 
109
Bu haber toplam 3139 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.7040
€ Euro
2.1310
IMKB
21.228
Altın
40.33
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Nevzat LALELİ
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    ANKARA 20.11.2008
İmsak
-
5:02
Güneş
-
6:31
Öğle
-
11:41
İkindi
-
14:14
Akşam
-
16:39
Yatsı
-
18:01
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008