SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
MÜSİAD'dan acil öneriler
22 Temmuz 2008 Salı 15:41
Müsiad Erzurum Şubesi tarafından düzenlenen Doğu ve Güneydoğu Kalkınmışlık Raporu toplantısı Palandöken dağındaki Dedeman otel de gerçekleşti.



Haber Merkezi
 
Toplantını açılış konuşmasını Müsiad Erzurum Şube başkanı Dursun Yıldız yaptı.  Toplantıda bir basın açıklaması yapan Müsiad Genel başkanı  Ömer Cihad Vardan

"Bugün hepimiz burada, ülkemiz için, bölgemizin kalkınması için yapmış olduğumuz çok önemli bir çalışmayı paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. O da; MÜSİAD’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin Kalkınması’yla ilgili olarak hazırlamış olduğu Sosyoekenomik Kalkınma Raporunun kamuoyuna sunulması. Bu çalışmayla, ülkemizdeki doğu ve batı illerimiz arasındaki gelir farklılıkların azalmasına ve nihayette ortadan kalkmasına katkı sağlayacağımızı ümit ediyoruz. 

Hepimizin malumu olduğu üzere ve toplumumuzun farklı kesimlerinin de üzerinde uzlaştığı şekilde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kalkınması için şimdiye dek yapılan çalışmalar arzu edilen düzeyde sonuç vermemiştir. Bu konuda halen birçok çalışma yapılmakta olup, artık alınan kararların ve atılan adımların bir an önce hayata geçirilmesi ve bunların da bölgeye katkı sağlaması oldukça önem arz etmektedir.
 
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini ilgilendiren hemen her konu, ülkemizin hayatî öneme sahip, en önemli toplumsal sorunlarının başında gelmektedir. Hepimizin iyi bildiği gibi, yıllardır değişik aktörler tarafından bölgenin sorunlarının giderilmesine yönelik çok farklı bakış açıları ile yaklaşılmıştır.
 
Hangi anlayışla sorunlara yaklaşılmış olursa olsun; şu bir gerçektir ki, bölgenin kalkınmasına yönelik her çözüm arayışında, bölge insanının sosyal, kültürel, dini ve siyasal talep ve beklentilerinin dikkate alınması son derece önemlidir.
 
Bu çerçevede hükümetlerin bölgede yaşayan bütün vatandaşlarını kucaklayıcı bir politika yürütmesi, bunu yaparken de devlet-millet buluşmasının üst düzeyde sağlanması, aradaki bağın kuvvetlendirilmesi, şüphesiz, olmazsa olmaz bir şarttır.
 
Son yıllarda ortaya konulan bazı kararlı politikalarla birlikte, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin öncelikle ekonomik ve sosyal, ardından kültürel gelişmişlik düzeylerinin artırılması yolunda son derece etkin adımlar atılmaktadır. En son, Mayıs ayının sonunda açıklanan ve kısa vadede uygulamasıyla ilgili büyük mesafeler kat edilen GAP Eylem Planı, bu hamlelerin en önemlisini oluşturmaktadır. Bütün bu girişimler, hepimizi son derece sevindirmekte ve bölge insanını heyecanlandırmaktadır. Aslında bölge insanın beklediği de bu ilgi, samimiyet ve karşılıklı güven ortamının tesis edilmiş olmasıdır.
 
Bugün dünyadaki gıda krizine ve gıda fiyatlarındaki enflasyona karşı Eylem Planı girişimi son derece cesur ve önemli bir stratejik açılımı da beraberinde getirmektedir. Türkiye’deki tarım kapasitesini ve ölçeğini büyütmek, toprak reformu konusunda hukuki düzenlemeleri gerçekleştirmek, damla sulama gibi modern sulama tekniklerini geliştirmek, ulaştırma alt yapısını oturtmak ve bölgenin kalkınmışlık düzeyini artırmak adına; GAP Eylem Planı dünyadaki gıda krizine inat ülkemize yeni fırsatlar sunabilir.
 
Toplamda 30 milyar YTL yatırımın planlandığı, 4 milyona yakın kişiye istihdam sağlaması öngörülen ve birçok farklı enstrümanı içinde barındıran Eylem Planı’nın siyasi olarak açıkça dile getirilmesi bile bölgeye gösterilen önemi göstermektedir.
 
Açıklanan GAP eylem planında sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesi değil DAP ve KOP projeleriyle beraber hemen tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin kalkınmasına yönelik projeler geliştirilmiştir. Bu da işin daha da sevindirici tarafını oluşturmaktadır.
 
Kamu tarafından ortaya konan bu girişimler, bizler gibi sivil toplum kuruluşlarına da yeni yük ve sorumluluklar yüklemektedir. Ülkemizde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları içinde her zaman öncü olmayı seçmiş, bunun için çabalamış olan MÜSİAD da, kurulduğu 1990 tarihinden günümüze dek ses getiren ve gündem oluşturan raporlar, çalışmalar ve projeler hazırlamış; her zaman ülkenin potansiyelinin daha fazla ve daha olumlu kullanılması için mücadelesini sürdürmüştür.
 
İşte bugün burada, sizlerle paylaştığımız, 160 sayfadan müteşekkil “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine Yönelik Sosyoekonomik Kalkınma” raporumuzla bölgenin mevcut durumunun resmini çekerek, ortaya çıkan sorunlarla ilgili çözümler öneriyoruz. Raporumuzun özellikle 4.bölümünde, 38 adet öneriyle bölgenin sorunlarına çözüm aranmaktadır. Yaklaşık 1 ay önce kamuoyu ile paylaştığımız Mesleki Eğitim Raporumuz, 15 gün önce sunduğumuz geleneksel Türkiye Ekonomisi Raporumuz ve yine önümüzdeki günlerde yayınlayacağımız bir başka raporumuz gibi, bu raporumuz da ülke menfaatine yönelik çalışmalarımızdan biridir. Çalışmalarımız, sadece araştırma ve raporlarla sınırlı kalmayıp sahaya inen, bizzat uygulanırlığı içeren projeleri de kapsamaktadır.
 
Tam da yeri gelmişken, çok kısa bir zaman önce yine Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ve Doğu Karadeniz bölgesinin gelişmesine yönelik olarak Trabzon Şubemiz tarafından ortaya konulan GAP-Trabzon, Trabzon-Sarp Demiryolu Bağlantısı Projesi’ni de burada sizinle paylaşmak isterim.
 
Şubelerimizin müşterek çalışmaları sonucunda gerek Trabzon’un gerek Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin kalkınmasına son derece müspet faydalar sağlayacak olan bu tren yolu projesi; bölgeler arası ulaşım alt yapısını sağlayacak, ticaret ve iletişimi geliştirecek son derece hassas bir projedir. Böylece Türkiye’nin bölgesindeki etkinliği artarken, içinde bulunduğumuz bu alan, enerji kaynaklarının geçişine ev sahipliği yapacak ve bir anlamda Doğu ile Batı arasında bir buluşma noktası, bir kavşak haline gelecektir. Ayrıca GAP Eylem Planının meyvelerinin toplanmaya başlaması ile birlikte bu bölgelerin dünya pazarlarına açılmaları için son derece önemli bir adım olacaktır.
 
Bu anlattıklarım dahilinde, bugün siyasi inisiyatif tarafından ortaya konan çalışmalara paralel, bizlerin de sivil toplum kuruluşları olarak kalkınma hamlesine ve sürece katkı sağlamamız, bölgenin gelişmesi açısından ayrı bir önem arz etmektedir. Bu bağlamda, toplumsal bir uzlaşı çerçevesinde ve ortak fikirler etrafında farklı kesimlerin buluşması, hem bölgenin kalkınması hem de gelişmesi için gereklidir.
 
Dünyada yaşanan bütün bu acımasız rekabet ortamında, ülkemiz için atılması gereken adım; tarımda verimliliği, üretimi, bilgi yoğun ürünleri pazarlamayı, paketlemeyi geliştirecek reformları gerçekleştirmek olmalıdır. KÖYDES ve BELDES projelerinin de yardımıyla başlanan "tarımın etkin dönüşümü"nün başarıya ulaşması hepimizin arzu ettiği bir sonuçtur.
 
Elbette, Doğu ve Güneydoğu Anadolu konusu, ne sadece ekonomik ne de sadece sosyal açılardan değerlendiren raporlar ve saha çalışmalarıyla ifade edilebilir. Raporumuzun sunumunda da detaylarıyla göreceğiniz gibi; biz kalkınmada öncelikli bölgelerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, bölgesel kalkınma programlarının uygulama modellerine, kalkınma ajanslarının başarılı olma şartlarından, bölgesel gelişmişlik düzeylerinin karşılaştırmalarına kadar birçok açıdan farklı analizlere yer verdik.
 
Sonuçta; MÜSİAD olarak bu raporun hem GAP Eylem Planı’na bir destek hem de gözden kaçan bazı temel noktalara yaptığı katkı açısından önemli olduğuna inanıyoruz.  Bununla birlikte raporumuz; bölgenin değerlerini, avantajlarını ve yatırım yönünden bakir kalmış noktalarını göstermesi açısından da hem MÜSİAD üyesi işadamları hem de tüm Türk müteşebbisleri için son derece yararlı ve etkin bir yol haritasını da beraberinde sunmaktadır.
 
Ülkenin top yekûn kalkınmasını hedeflemiş, her bölgesinde sahip olduğumuz bütün potansiyelin kullanmasına öncü olmuş, kamudan özel sektöre, akademi dünyasından toplumun her kesimine seslenmeyi ilke edinmiş olan MÜSİAD, bu raporla da aynı değerlere katkı sağlamayı ve bu konudaki milli şuurun tüm toplum tarafından paylaşılmasını ümit etmekte ve beklemektedir.
 
Bu duygu ve düşüncelerle, raporumuzun hazırlanmasında emeği geçen başta Sayın Hocam Prof.Dr.Hüner Şencan olmak üzere, konuya katkı sağlayan ilgili bölge başkanlarımıza, akademiysen arkadaşlarımıza, Araştırmalar Komisyonumuza, raporun basımına maddi desteklerini esirgemeyen Yıldızlar Harita Mühendislik Firmamızın Sahibi, aynı zamanda Erzurum Şube Başkanımız Sayın Dursun Yıldız Bey’e ve bugün konunun önemine binaen bu sunumda bizlerle birlikte olduğunuz için sizlere teşekkür ediyor, bu çalışmalarımızın ülkemize ve toplumumuza hayırlar getirmesini can-ı gönülden diliyorum. dedi
 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine ait sosyoekonomik, sektörel ve alt bölge analizlerinin farklı bölümlerde detaylı olarak sergilendiği MÜSİAD raporunun ilk kısmında genel değerlendirme yapılırken, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümde nüfus, göç ve işsizlik verilerinin yanısıra tarım, sanayi, inşaat, ticaret, hizmet sektörlerine ilişkin göstergelerin ışığı altında bölgenin sosyoekonomik fotoğrafı çekiliyor ve birbirinden çarpıcı öneriler açıklanıyor. İşte bazı dikkat çekici öneriler:

 

1.       KALKINMA BAKANLIĞI KURULMALI - Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Bakanlığı kurulmalıdır. Her türlü gelişme, yatırım ve teşvikler Devlet Planlama Teşkilâtı yerine, bu bakanlık tarafından izlemeye alınmalıdır. Bakanlığın bütçesi, önceden belirlenen beş yıllık stratejik hedefleri gerçekleştirecek ölçüde yüksek tutulmalıdır. Bölgede kurulacak kalkınma ajansları da doğrudan bu bakanlığa bağlanmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kalkınma sorumluluğu bürokratlara değil, siyasilere verilmelidir. Siyasiler bu konuda doğrudan sorumlu olmalıdırlar.

2.       SANAYİ ENVANTERİ YAPILMALI VE BİLGİLER PAYLAŞILMALI- Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sanayi ve işgücü yapısını sürekli olarak canlı tutacak ve her zaman güncel bilgileri verecek bir veri tabanı oluşturulmalı ve bu veri tabanı değişik kamu ve özel sektör kuruluşlarının kullanımına açık bulundurulmalıdır.

3.       KALKINMA AJANSLARI DEVREYE ALINMALI - Bölgede kurulacak kalkınma ajanslarının fonksiyonu, bütçesi ve yetkileri artırılarak ve bölgesel kalkınmanın dinamosu olmaları sağlanmalıdır. Pilot Kalkınma Ajansları öncelikle bu bölgede kurulmalıdır. Kalkınma Ajansları aracılığıyla bölgesel gelişme üçer aylık dilimler itibariyle mercek altına  alınmalı, GSYİH değerlerinde önemli ve planlı gelişme sağlayacak projeler aşama aşama hayata geçirilmelidir.

4.       TEŞVİK PROGRAMLARI UZUN SÜRELİ OLARAK UYGULANMALI - Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde özel sektörün daha fazla yatırım yapması için pozitif ayrımcılık temelinde  10 yıl gibi uzun süreli özel teşvik programları uygulanmalıdır. Büyük şehirlerde yaşayan bölge çıkışlı iş adamlarına çağrıda bulunularak, “Doğduğunuz topraklara bir fidan da siz dikin” kampanyası başlatılmalıdır. Bu iş adamları bulunarak bölgede tanınmaları sağlanmalıdır.

5.       ÜNİVERSİTEYE GİRİŞLER YENİDEN DÜZENLENMELİ - Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin eğitim ve nitelikli işgücü yapısını geliştirmek için, üniversiteye giriş sınavları da dahil olmak üzere, özel projeler ve programlar geliştirilmeli ve bölge öğrencilerine bölgedeki üniversitelere girişte “ekstra kontenjanlar” tanınmalıdır. Ayrıca bölgede görev yapan öğretim üyelerine daha fazla malî haklar tanınmalıdır.

6.       ÜNİVERSİTE BÖLÜMLERİ İHTİYACA GÖRE AÇILMALI - Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki üniversiteler bünyesinde açılacak fakülteler, bölgenin ihtiyaçları dikkate alınarak ve klasik yaklaşımdan farklı bir biçimde yeniden yapılandırılmalıdır. Fakültelerin belirlenmesinde bölgedeki tabii şartlar, yatırımlar ve sektörlerin ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalıdır.

7.       SERMAYENİN BÖLGEDE KALMASI SAĞLANMALI - Bölgeden kazanılan paranın yine bölge yatırımlarında değerlendirilmesini için, pazar oluşturma, pazar genişletme ve komşu ülkelerle ticareti geliştirecek tedbirlere önem verilmeli ve böylece bölge şehirleri ekonomik açıdan canlı yatırım üniteleri haline getirilmelidir. Sermayenin bölgede kalması, zorlayıcı tedbirlerle değil, kazanç sağlayan tedbirlerle mümkün olabilir. Bölgede yatırım yapmak, gelir ve kurumlar vergisi muafiyetleriyle avantajlı hale getirilmeli ve böylece bölgenin kalkınmasında ivme sağlanmalıdır.

8.       BÖLGEDE ENERJİ CAZİBESİ OLUŞTURULMALI - Sanayinin bölgeye çekilmesi ve bölgedeki iş piyasasının gelişmesi için enerji fiyatları ucuzlatılmalı ve işbirliği organizasyonları teşvik edilerek büyük işletme ve kuruluşların kurulması teşvik edilmelidir. Böylece kaçak enerji kullanımı da bir ölçüde azalmış olacaktır. Ayrıca bölgedeki işletmelerin kullandıkları enerji peşin olarak mahsup edilmelidir. Bölgede teşvik kapsamındaki yatırımlar için de enerji indirimi, TEDAŞ’ın inisiyatifinden çıkarılıp, kapasite kullanım oranları dikkate alınmadan %50 oranında uygulanmalı ve bu indirimden bütün işletmeler faydalandırılmalıdır.

  1. SINIR TİCARETİ GELİŞTİRİLMELİ - Bölgedeki illerin sınır ticareti yapma imkânları geliştirilmeli, daha fazla sınır ticareti için özel ajanslar ve kurumlar oluşturulmalıdır. Sınır ticaretinde bürokratik işlemler azaltılmalı, konuyla ilgili mevzuat yeniden gözden geçirilmelidir. Sınır ticaretini artırmaya yönelik olarak Irak’a açılan Habur sınır kapısı yedeklenmeli ve ayrıca Suriye sınırında ikinci bir sınır kapısı (Akçakale-Şanlıurfa)  daha açılmalıdır. Bu kapı ile Şanlıurfa’nın tarımsal ihraç merkezi olması temin edilmelidir.

10.   TEŞVİK VE DESTEK SİSTEMLERİ ZENGİNLEŞTİRİLMELİ - Bölge illerinin her biri için, sektör ve “işletme teşvik indeks değerleri” oluşturulmalı ve teşvikler bu indeks değerlerine göre yapılmalıdır. Teşvikten yararlanan işletmeler gerçekten bu teşviki hak eden kuruluşlar olmalı ve böylece ekonomiye gerçek anlamda bir katma değer kazandırılmalıdır.

11.   İL KALKINMA PROJELERİ OLUŞTURULMALI - Doğu ve güneydoğu Anadolu’nun çok daha hızlı bir şekilde kalkınabilmesi için her ilin kendi kalkınma ve gelişme projesini kombine bir paket olarak hazırlaması gerekir. Bu projeler sadece sanayi, tarım ve hizmetler sektörünü değil; aynı zamanda eğitim, sağlık ve kültür konularını da içerecek şekilde hazırlanmalıdır.

12.   ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ GÜÇLENDİRİLMELİ - Doğu ve güneydoğu Anadolu’nun kalkınmasında OSB’lerin rolü artırılmalı ve ekonomik kalkınmanın dinamosu haline getirilmelidir. Bunun için bölgede yer alan Organize Sanayi Bölgelerinde bedelsiz arsa tahsisi işlemleri gözden geçirilmeli ve gerekli tahsis sayıları dikkatle ele alınmalıdır.

13.   VERGİ MUAFİYETLERİ GETİRİLMELİ - Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da  fert başına düşen GSMH değerleri en düşük 15 ilde, 10 yıl boyunca gelir ve kurumlar vergisi muafiyeti getirilmeli ve bu tür politikalarla özel sektör yatırımcıları bu bölgeye çekilmelidir. Böylelikle yatırımcı göçü tersine çevrilmelidir.

14.   SERBEST TİCARET BÖLGELERİ GÜÇLENDİRİLMELİ - Bölgedeki serbest ticaret bölgelerini güçlendirmek için bürokratik prosedürler azaltılmalı ve bu yerlerin Ortadoğu ticaret alanı haline gelmesi için özel teşvik programları uygulanmalıdır.

15.   ÜREME KONUSUNDA HALK BİLİNÇLENDİRİLMELİ – Bölgede, kadın ve erkeklere sağlıklı üreme konusuyla ilgili bilgi ve bilinçlendirme desteği verilmelidir. Bölgedeki Ana-Çocuk Sağlığı merkezlerinin sayısı artırılmalı, Diyanet işleri başkanlığının camilerdeki vaazlarda İslâm’ın üreme, çocuk yetiştirme  hususları ile ilgili konuları işlemesi sağlanmalıdır.

16.   GÖÇÜ DURDURACAK ÇALIŞMALAR HIZLANDIRILMALI - Kırsal alanda yaşayan insanların sağlık, eğitim, çevre ve yaşam şartları iyileştirilmelidir. Kırsal bölgede geçim imkanı sağlayacak şartlar oluşturulmalıdır. Göç alan ve aynı zamanda göç veren illerdeki altyapı sorunları çözümlenerek  bu iller yaşanabilir bir hale getirilmelidir. Bu şehirlerdeki karmaşık, dağınık ve uygun olmayan yapılaşmanın kentsel dönüşüm projeleriyle iyileştirilmesi ve modern şehirlerin oluşumuyla insanların kendi illerini yaşanacak şehirler olarak görmelerinin sağlanması gerekir.

17.   ŞEHİRLİLİK BİLİNCİ UYANDIRILMALI - Gençlerin “kendi şehirlerinin kimlikleriyle bütünleşmeleri” sağlanmalı ve böylece hayata atıldıklarında ekonomik menfaatlerini azami seviyeye çıkarmaya çalışan kişiler olarak değil, bölgesini, şehrini seven ve şehrinin kalkınması için çaba harcayan kişiler olmaları temin edilmelidir.

18.   YATIRIM ORTAMINA BELİRGİNLİK GETİRİLMELİ - Mevcut işgücünün daha nitelikli hale gelmesi için eğitim programları hazırlanarak çalışanlar imtihanlarla sertifikalandırılmalı ve nitelikleri artırılmalıdır. Asgari ücret düzenlemeleri, ülkenin gelişmiş, normal ve öncelikli bölgeleri için ayrı ayrı tespit edilmeli ve böylece yatırım ortamına belirginlik getirilmelidir.

19.   KREDİ VE NAKLİYE CAZİBESİ SAĞLANMALI - KOBİ’ler için kuruluş ve işletme sermayesi sağlamaya yönelik düşük faizli kredi uygulaması harekete geçirilebilir. Bölgede üretilecek ürünlerin batı bölgelerine düşük maliyetle taşınması konusunda garantiler getirilebilir.

20.   GAP ÖZEL SEKTÖRE AÇILMALI - GAP projesinin gerçekleştirilmesinde özel sektör kuruluşları için yeni roller tanımlanmalı; uzun yılları kapsayacak yap işlet-devret modelleriyle projenin hızlandırılması ve gerçekleşmesinde özel sektörün girişimcilik yeteneğinden de yararlanılmalıdır.

21.   SULAMA REJİMİ OLUŞTURULMALI - Bölgede yanlış ve fazla sulama ile çölleşme, bataklık, tuzlanma ve erozyon gelişmeleri ciddiyetle takip edilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır. Bunun için çiftçiler eğitilmeli ve aynı zamanda bir kontrol mekanizması kurulmalıdır. Bölgede arazi içi geliştirme çalışmaları yapılmalı ve aynı zamanda arazi toplulaştırması yapılacak bölgeler net bir şekilde belirlenerek kamuoyuna ilan edilmeli ve bunun için bir program ortaya konmalıdır.

22.   GAP’A KÜLTÜREL BOYUT KAZANDIRILMALI - GAP’ta; bölgenin sosyal, kültürel, sanatsal, eğlencesel ve sportif faaliyetleri aynı zamanda ekonomik kalkınma projeleriyle ilişkilendirilmelidir. GAP, sadece elektrik üretimi, sulama ve tarım alanlarını geliştirme projesi olarak görülmemelidir.

23.   NAVLUN TEŞVİK KAPSAMINA ALINMALI - Bölgeden ihracat yapan ihracatçılara yönelik olarak, Para Kredi ve Koordinasyon Kurulu Kararları kapsamında verilmekte olan teşviklere ek olarak, uluslararası taşımacılık yapan firmalara yönelik, navlun teşvikleri de ilave edilerek bu firmaların dış piyasalarda rekabet edilir hale getirilmesi sağlanmalıdır. 5084 Sayılı teşvik yasası, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin durumu dikkate alınarak yeniden düzenlenmeli ve kademeli bir sisteme geçilmelidir. Buna göre 500-1000 dolar arasında 14 il, 1000-1250 dolar arasında 12 il, 1250-1500 dolar arası  10 il  farklı derecelerde teşviklerden yararlanıyor olmalıdır.

  1. ARAZİ İMKANLARI YENİDEN YAPILANDIRILMALI - Bölgedeki toprak dağılımı, mülkiyet düşmanlığı yapılmadan gözden geçirilmeli, mümkün olan yerlerde topraksız veya küçük toprak sahibi halkın “optimum büyüklükte” arazi sahibi olma imkânları geliştirilmelidir. Bölgedeki araziler, ne büyük parçalar halinde ağalık sistemine terk edilmeli, ne de küçük verimsiz adacıklar olarak kalmalıdır.

25.   YAN UĞRAŞI ALANLARI OLUŞTURULMALI - Çiftçi nüfusun tarımsal faaliyet alanı genişletilmeli, ziraat yanında tohumculuk, fidecilik, çiçekçilik, seracılık, meyvecilik gibi yan uğraşı alanları oluşturulmalı ve senenin daha büyük kısmında faal olmaları sağlanmalıdır.

26.   MAYINLI ARAZİLER TARIMA KAZANDIRILMALI - Türkiye’de Suriye sınırında bulunan toplam mayınlı arazi miktarı ise 3,5 milyon dönüm ve toplam olarak Kıbrıs’ın büyüklüğüne eşit. 1956 yılında çiftçilerden kamulaştırma yoluyla satın alınan ve mayınlanan bu bölgenin yeniden tarıma açılması bölgesel kalkınma için büyük öneme sahiptir. Mayınlı arazilerin temizlenmesi için bir plan oluşturulmalı ve en geç beş yıl içinde tüm arazi mayınlardan temizlenmelidir. Bu araziler hem petrol hem organik tarım ve hem de normal tarım açısından önemini korumaktadır. Mayınlı tarım arazilerinin temizlenmesine birtakım yabancı firmalar da talip olmuşlardır. Bu ülke firmalarının hızlı ve seri bir şekilde temizleme uygulaması yapabilmelerine karşılık, bölgede uzun süre kalmaları söz konusu olabilecektir. Bu nedenle mayınlı arazilerin temizlenmesi işi Türk ve yabancı firmalara birlikte yaptırılmalıdır.

27.   HAYVANCILIK DESTEKLENMELİ - Kilogram bazında verilen desteklemelerin suiistimale açık ve denetiminin zor olması nedeniyle desteklenecek kesimler önceden belirlenmeli ve kesimler devlet eliyle yapılmalıdır. AB ülkelerinde hayvansal ürünlerin pazarlamasında yüzde 50’lere varan oranlarda teşvikler verilmektedir. Ülkemizde de hayvancılık pazar sorununun halledilmesi için teşviklerle desteklenmelidir. Teşviklerde değişken uygulamalara gidilmeli ve özellikle teşvikler süt ve et gibi mamul ürünlere verilmelidir.

28.   BÜROKRATİK İŞLEMLER AZALTILMALI - Yatırımcı ve işletme sahipleri için bürokratik işlemler azaltılmalı, görevlilerin zorluk çıkaran değil, kolaylık gösteren kişiler olmaları sağlanmalıdır.

29.   MADENCİLİK YATIRIMLARI CANLANDIRILMALI - Yer altı ve yer üstü maden zenginliklerinin tam bir envanteri çıkarılarak konuya ilgi duyan işletmeler bu konuda bilgilendirilmeli, yatırım ve üretim fırsatları konusunda bilgi sahibi olmaları temin edilmelidir. Bölgedeki madencilik sektörünün ayağa kalkması için yatırımcılara cazip öneriler götürülmeli, özellikle yabancı sermayeyi bölgeye çekmek için çeşitli projeler uygulamaya alınmalıdır.

30.   KÜÇÜK HES’LER KURULMALI - Önümüzdeki yıllarda rezervlerin azalmasıyla petrol ve doğal gaz fiyatları yükselmeye devam edecek ve sonuçta bölgedeki elektrik santrallerinin önemi daha da artacaktır. Bu nedenle bölgede HES’lerin mevcut potansiyellerin tamamını kullanmak gerekmektedir. Bölgede kurulacak yeni enerji santralleriyle elektrik üretimi daha da artırılabilir. Fırat nehrinden halen yüzde 20 oranında ek enerji alınabileceği ve Dicle nehrinden alınabilecek ek enerji oranın ise yüzde 50 civarında olduğu belirtilmiştir. Küçük HES’ler gündeme getirilmeli ve bu kaynaktan azami ölçüde yararlanılmalıdır.

31.   SANAYİYE DOĞAL GAZ ULAŞTIRILMALI - Kuzeydoğu Anadolu bölgesindeki hem bireysel hem de sanayi elektrik tüketimi Güneydoğu Anadolu bölgesine göre oldukça düşüktür. Bu bölgenin elektrik kullanma imkanlarından daha fazla yararlanması için enerji fiyatları da dahil olmak üzere bir takım tedbirler almak gerekmektedir. Bu tedbirler; sanayide elektrik kullanımının teşvik edilmesi için ucuz sanayi elektriği, sanayiye doğal gaz imkanlarının götürülmesi ve bölgedeki sanayi tesislerinin teşvik edilmesi suretiyle gerçekleştirilebilir.

32.   KAÇAK ELEKTRİK KULLANIMI DÜŞÜRÜLMELİ - Bölgede kaçak elektrik tüketimiyle ilgili değerler yakından izlenmeli ve bu değerleri aşağı çekmek için sadece denetim uygulamaları değil, aynı zamanda ekonomik tedbirler de alınmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kaçak elektrik kullanmanın yıllık maliyetinin 1 milyar dolar civarında olduğu belirtilmiştir.

33.   İNŞAAT SEKTÖRÜNE ÖZEL ÖNEM VERİLMELİ - İnşaat ve konut sektörü bölgedeki işsizliği giderecek önemli bir sektör haline gelebilir. Bunun için bir taraftan bu sektör ve diğer taraftan inşaat sektörüne malzeme sağlayan yardımcı sektörlerin desteklenmesine ve teşvik edilmesine ihtiyaç vardır. Bölgede yapılacak konutlarda “sosyal konut” modeline öncelik verilmeli ve bu konutlar uygun şartlarla satışa sunulmalıdır. Bölgede yaşayan devlet memurlarının güvenlikli lojman ve konut sorunları ayrıca ele alınmalı ve bu açıdan bölge cazip hale getirilmelidir.

34.   STM’LER İÇİN VAKİT KAYBEDİLMEMELİ - Bölgede kurulan Sınır Ticaret Merkezlerinin (STM) daha aktif hale getirilmesi, açılması düşünülen yeni Sınır Ticaret Merkezlerinin bir an evvel faaliyete sokulması, bölgeden yapılacak dış ticareti daha da arttıracaktır. Sınır Ticaret Merkezlerinde (Sarısu, Kapıköy, Esendere) altyapı eksikleri giderilerek, personel ve fiziki şartlar iyileştirilmelidir. Tarım ve sanayi ürünlerinin  muayene ve tahlilleri için ihtiyaç duyulan laboratuarlar, Bölgede bulunan Gümrükler Baş Müdürlükleri ile bunlara bağlı müdürlüklerde vakit geçirilmeden kurulmalı veya bu laboratuarlar kuruluncaya kadar, STM kapsamında yapılan ticarette, bölge üniversitelerinin laboratuarlarından istifade etmeleri sağlanmalı veya standart ve kontrol belgesi aranma şartı kaldırılmalıdır.    Ayrıca modern ticaret merkezleri ve toptancı siteleri gibi alış veriş merkezlerinin yapılmasına ihtiyaç vardır. Ticaret sektörünün gelişmesi için sanayi sektörü de desteklenmeli ve bu sektörlerin birbirlerine destek olmaları sağlanmalıdır.

35.   ULAŞIM İMKANLARI ARTIRILMALI - Bölgeye hava ve karayolu ile ulaşım kolaylaştırılmalı, ucuzlatılmalı ve erişim sürelerini kısaltacak tedbirler alınmalıdır. İhracata verilen devlet yardımları artırılmalı ve sınır ticaretinin geliştirilmesi için ek tedbirler alınmalıdır. Hava yolu kargo taşımacılığı desteklenmeli; Erzurum, Erzincan, Kars ve Van hava alanları kargo taşımacılığı için yabancı uçakların inişine açılmalıdır.

36.   KOMŞULARLA ORTAK FUARLARIN SAYISI ARTIRILMALI - Komşu ülkelerle olan ticareti engelleyen mevzuatın kaldırılması ve bürokratik işlemlerin azaltılmasına yönelik olarak güçlü bir siyasi irade ortaya konmalı olumlu bir psikolojik hava oluşturulmalıdır. Komşu ülkelerdeki işadamlarına yönelik sektörel fuarların sayısı artırılmalı ve katılımlarını teşvik etmek için kendilerine ücretsiz stand yerleri temin edilmelidir. Komşu ülke iş adamlarıyla büyük şehirlerde ortak büyük iş merkezleri açılmalı ve bu iş merkezleri arasında mal akıcılığı hızlandırılmalıdır. Böylece ticari hayatın “kazan-kazan” felsefesi içinde ilgili tüm ülkeler için yararlı olması sağlanmalıdır. Bölge ülkeleri arasındaki giriş-çıkışları kolaylaştıracak gümrüksüz ve vizesiz geçiş kolaylıkları sağlanmalıdır.

  1. YENİ SINIR KAPILARI AÇILMALI - Mevcut sınır kapılarına ilave yeni sınır kapıları açılarak ulaşım kolaylaştırılmalı, bunun yanında giriş ve çıkış işlemleri kolaylaştırılmalıdır. Irak’a yönelik olarak Habur dışında ikinci bir sınır kapısı (Akçakale-Şanlıurfa) daha açılmalıdır. Bunun için Irak  yetkilileriyle görüşmeler yapılmalı ve ticaretin bu ülkedeki  istikrarı sağlamada bir araç olarak kullanılabileceği fikri gündeme getirilmelidir. Bu kapı Şanlıurfa’nın tarımsal ihraç merkezi olmasını sağlayacaktır. Habur sınır kapısından ortalama olarak her ay 32 bin aracın geçtiği düşünülürse, kuzey Irak’taki yerel Kürt yönetiminin bu kamyonlardan araç başına aldığı haraçlarla ilgili olarak Irak hükümetiyle görüşmeler yapılmalı ve tür uygulamaların ticaret üzerindeki olumsuz etkileri azaltılmalıdır. Bu sınır kapısından yılda 400 bin aracın giriş çıkış yapması önemli bir rakam olarak görülmelidir.
38.        BÖLGEYE UÇUŞLAR ARTIRILMALI - THY’nin fiyat politikaları gözden geçirilmeli ve Doğu illerine yönelik ayrıcalıklı fiyat politikaları uygulanmalıdır. Gümrüklü kargo binası yapılarak komşu ülkelerin kargo ve yolcu uçaklarının Erzurum havaalanına inip kalkışları sağlanmalıdır.
.117
Bu haber toplam 3476 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.7050
€ Euro
2.1320
IMKB
21.207
Altın
40.15
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Nevzat LALELİ
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    ANKARA 20.11.2008
İmsak
-
5:02
Güneş
-
6:31
Öğle
-
11:41
İkindi
-
14:14
Akşam
-
16:39
Yatsı
-
18:01
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008