|
Ekrem Kızıltaş\Milli Gazete
Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü, ÖSS ve OKS’de başarılı olan elde Antalyalı öğrencilere ödül verme kararı alır ve bu maksatla bir tören düzenler.
Öğrencilere ödülleri dağıtılırken, ÖSS sözel puanda Antalya 3.’sü ve Türkiye 50.’si olan Zehra Öztürk’ün sahneye çağrılmaması üzerine; annesi Melek Öztürk kürsüye çıkar ve ‘kızının başörtülü olduğu için kürsüye çağrılmadığını, kızından daha az puan aldıkları halde şortlu ve plaj elbiseli olanların bile kürsüye çıkarıldığını...’ söyler... Bundan sonra neler olduğu ve olayı özellikle bazı gazetelerin nasıl verdikleri, teferruat. Parlak lafları, gerektiğinde tekrar indirmek üzere, şimdilik rafa koyalım ve şu soruyu düz bir şekilde sorup, cevabını alalım: Herhangi bir sebeple ödül kazananlardan, başı örtülü olarak gelene ödül vermemek ama şortu ile gelene ödül vermek, ne menem bir iştir?.. Bu soru yakıcı bir soru. Bu ülkede yaşayan, olup bitenleri izleyen ve karşılaştığı her tuhaf olayda, içi yanan kahir ekseriyetin, kendi kendine hep sorup durduğu, müthiş bir soru. Evet, son örneğini Antalya’da yaşadığımız olayın anlamı nedir?.. Kitapta yeri var mıdır? Varsa hangi kitaptadır? Hangi makam; hangi kanuna, yönetmeliğe, tüzüğe; neye dayanarak bu uygulamayı yapmakta; başı örtülü kızımızı ödül alması için kürsüye çıkarmamakta iken, plaj şortu gibi kıyafetler giyen kızlarımıza ödül vermekte bir beis görmemektedir?.. Orta Öğretim Kurumları Kılık Kıyafet Yönetmeliği uygulanıyor ve başı örtülü kızlarımız bu sebeple törene alınmıyorlarsa eğer, aynı yönetmeliğin diğer maddeleri neden görmezden geliniyor? Yoksa bizim bilmediğimiz, mesela, ‘ödül vermeme yönetmeliği’ şeklinde bir yönetmelik yazıldı da, onda mı yazıyor, ‘ödül dağıtılırken, kıyafet konusunda özellikle başörtülülere dikkat edilir’ filan gibisinden bir şeyler?.. Böyle bir şey yoksa –ki, bildiğimiz kadarıyla yok- yönetmelikler, uygulayanın keyfine göre tatbik edilen metinler midir? Böyle değil de, yönetmelikler herkesi bağlayan metinler ise; başörtülülere ödül vermiyorsanız, eteği diz üstünde olanlara nasıl veriyorsunuz, mesela?.. O sıkıca sarıldığınızı iddia ettiğiniz yönetmelik, onu da yasaklamıyor mu aslında?.. ‘O başka’ mı diyorsunuz, yoksa? Bu ne çifte standart? Bu ne ‘kara kaplı kitaba bakma’cılık? Bu ne ‘yakışıyor haspama’cılık? Siz o çocuğun hak ettiği ödülü vermekten korkan görevliler, durumdaki sakilliğin farkında değil misiniz? Sizin çocuklarınız gibi bir çocuk olan o kızımızın hakkını, birtakım vehimler yüzünden gasbetmenin size getireceği ödül nedir?.. Bulunduğunuz ve hakkıyla yapamadığınız aşikar olan görevde, bir süre daha kalabilmek için mi bütün bunlar?.. Düzgün kıyafetler giymiş, son derecede kerli ferli gözüken insanlar tarafından oynanan, ne kadar saçma sapan bir oyun bu? Bulunduğunuz yerde neyi ve kimi temsilen bulunuyor ve neler yapıyorsunuz öyle? Bu mudur Milletin hizmetinde olmak?.. Evlatlarımızı tahkir ederek mi yapıyorsunuz görevinizi?.. Kendinizi inkar ederek mi?.. Ödül aldığı halde, başörtülü olduğu için kızının kürsüye çıkarılmamasına isyan eden annenin çırpınışlarını mahkum etmeye çalışan, sözüm ona gazeteciler, ya siz; sizin derdiniz ne?.. Sizden birisi olanın mağduriyetini haberleştirmek yerine, işin gerçeğini gizleyerek; patronlarınızın keyfini okşayacak haberler oluşturmak mıdır sizin gazetecilik anlayışınız?.. Kızının ve dahi kendisinin hakkını arayan anne, alkışınızı beklemiyordu muhakkak; ama gerçeğin yazılmasını olsun hak etmiyor muydu?.. 108 |



