|
Çalıştıkları her yıl başına 1 maaş kıdem tazminatı hakkı kazanan, bu tazminatı da işten çıkarılması halinde alanlara kötü haber. İşverenlerden gelen tepkileri de dikkate alan AKP Hükümeti kıdem tazminatını kaldırmayı, yerine çok daha düşük bir avantaj sunacak kıdem fonunu getirmeyi öngören bir plan çalışmasına başladı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, söz konusu planı doğruladı Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Salı günü MÜSİAD toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye’deki emeklilik sisteminin ülke koşullarına ve dünyaya göre oldukça makul, cömert bir yapıya sahip olduğunu kaydetmiş, Türkiye’de işsizlik sigortasının yanında kıdem tazminatının da olduğunu vurgulayarak, “Bir çok ülkede kıdem tazminatı kalmadı. Bu konuda bizim bütün hissedarlarla hep birlikte çalışmamız lazım. Burada atmamız gereken adımlar var” demişti. Önceki gün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile İstanbul’da bir grup gazeteci sabah kahvaltısında biraraya geldik. Şimşek’in MÜSİAD’daki sözlerini Bakan Çelik’e hatırlattım ve “Kıdem tazminatı kaldırılıyor mu?” diye sordum. Bakan Çelik, kıdem tazminatına işveren kanadından büyük tepki geldiğini belirterek başladı söze. 50’den daha az işçi çalıştıran kuruluşlarda da çalışanlara bu hakkın verilmediğine dikkat çekerek devam etti. Türkiye’de işyerlerinin büyük bölümünün çalışan sayısının 50’den az olduğu dikkate alındığında söz konusu uygulamanın çalışanlar arasında da büyük bir eşitsizlik yarattığını öne sürdü. Haksızlık yaratıyor Mevcut sisteme göre büyük işyerlerinde çalışanlar 12 ay boyunca maaş aldıkları takdirde 1 maaşlık kıdem tazminatına hak kazanıyor. Sözgelimi bir işyerinde 12 yıl çalışan bir işçi, işten atılması halinde son aldığı maaşın 12 katını kıdem tazminatı olarak alabiliyor. Sermaye Piyasası Kurulu, halka açık şirketler için kıdem tazminatı karşılığı ayırmayı mecburi kılıyor. Bu da şirketler için önemli bir finansman maliyeti anlamına geliyor. Halka açık olmayan ve kıdem tazminatı karşılığı ayırmayan şirketler ise tensikat dönemlerinde oldukça sıkıntı yaşıyor. Bakan, tüm bu olguları dikkate alarak bir değişikliğe gitmek istediklerini ifade etti. Bakan Çelik, değiştirilmesi planlanan model ile ilgili fazla bilgi vermemekle birlikte oranın 12’ye 1’den çok daha düşük olacağını söyledi. Yani kısacası getirilecek sistem çalışanlar aleyhine, işveren lehine bir durum yaratacak. Prim borcu olan 28 Temmuz’a kadar başvursun 45.7 milyar YTL prim alacakları olduğunu kaydeden Çelik, “Artık eskisi gibi prim borcunun büyümesi söz konusu olmayacak. Bu tarihten sonra ’cari ay’ uygulaması başlatacağız. Artık vatandaş primini ödemediği zaman iki üç ay sonra haciz geleceğini bilecek” dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, geçmişte SSK ve Bağ-Kur prim borçlarıyla ilgili aflar, yeniden yapılandırmalar gündeme geldiğinde, ödemesini hiç aksatmayanların ”Benim günahım ne“ diye hayıflandığını hatırlatarak da son yapılandırma ile ilgili şu mesajı verdi: “İstihdama dönük destek paketiyle primde 5 puanlık indirim gündeme geldi. Primlerini düzenli ödeyenler, hiç borç takmayanlar 1 Ekim’den itibaren bundan yararlanacak. Borcu olan da temizledikten sonra kapsama girebilecek. Prim ödemesini aksatanın 5 puanlık indirimi hemen duracak. Böylece primlerini düzenli ödeyenlerin ödülü 5 puanlık indirim olacak.” Alacakların büyük bölümünün Bağ-Kur’luya ait olduğunu söyleyen Faruk Çelik yeniden yapılandırma kapsamında günde 500 milyon YTL’lik başvuru aldıklarını ilginin büyük olduğunu kaydetti. Çelik, “Kasamıza her gün 80 milyon YTL giriyor“ diye konuştu. 7 milyon 777 bin emekli 16.5 milyon çalışan var Minibüsle adam toplayıp ameliyata götürenler var Sosyal güvenlik sisteminin en sorunlu bölümünün sağlık olduğuna dikkat çeken Faruk Çelik, bu yıl kamu dışındaki hastanelere 3.5 milyar YTL’lik bir kaynak aktarımı planladıkları ancak projeksiyonların bu rakamın 6 milyar YTL’ye ulaşabileceğini gösterdiğini söyledi. “Biz ’sınırsız ödeme’nin suistimale çok açık olduğunu gördük. Sağlık Bakanlığımız da neredeyse kontrol dışına çıkacak sayıda hastane açılmasının yanlışlığını gördü. Böylece bir yandan Sağlık Bakanlığımız hastane açılmasını daha sıkı izinlere bağlarken, diğer taraftan özel hastaneye giden sosyal güvenlik kapsamındaki vatandaşlarımıza düşen ödeme payının yüzde 30’la sınırlandırılmasına dönük sistemi benimsedik. “ Devletin 70 milyon vatandaşına sağlık hizmeti götürmek zorunda olduğuna dikkat çeken Faruk Çelik, şöyle devam etti: “Özel hastanelerin fazla sayıda açılmasıyla birlikte kamuda doktor ve hemşire sıkıntısı da ortaya çıktı. Özellikle Anadolu’da bu sıkıntı daha fazla hissedildi.” Çelik, “Özel hastaneler şimdi de Sosyal Güvenlik Kurumu’yla sözleşmesini feshediyor. Bu durumda özel hastaneler eskisi gibi kapsam dışı kalır ve vatandaş kamudan iyi hizmet alamazsa ne olacak?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Bu konuda uygulamayı görüp ona göre hareket edebiliriz. Yasada fark bir katına kadar diye yer aldı. Ancak oranın belirlenmesi Bakanlar Kurulu’na bırakılmıştı. Sağlık Bakanımız yüzde 20 farkta ısrarcı oldu ama oran yüzde 30 olarak kabul edildi. Önümüzdeki dönemde uygulamaya bakacağız.” Vatan 108 |



