|
|
|
Polisiye edebiyatının büyük yazarı, Belçikalı romancı Georges Simenon'un kitaplarına bir başlayınca durmak zordur. Fazlasıyla gerçekçi, psikolojik hikâyelerin arkasında bir de korkunç cinayet senaryoları yatar. Bu usta sanatçının Bella'nın Ölümü romanını bir başka usta, Bilge Karasu yıllar önce dilimize kazandırdı. Kitapta Spenser Ashby karakteri başrolde ve yine beklenmedik birinin şiddete başvurması sonucunda yaşananlar, sürükleyici bir biçimde anlatılıyor. Yayınevi: Kabalcı Sayfa sayısı: 199
Tadımlık
Kişinin, evinde gidip geldiği, alışıldık hareketleri, her günkü hareketleri yaptığı, yüz çizgilerinin yalnızca kendisi için gerildiği, sonra ansızın, başını kaldırınca, perdelerin açık kaldığının, sokaktan gelip geçenlerin kendisini seyrettiğinin farkına vardığı zamanlar olur.
Spencer Ashby de biraz bunu yaşadı işte. Gerçi, tıpkı öyle değil; çünkü, doğrusu ya, o gece kimsecikler ona dikkat etmemiş, ilgilenmemişti. İstediği gibi bir yalnızlığa kavuşmuştu; yorgan gibi kalın, dışarıdan tek bir gürültüyü olsun içeri sızdırmayan bir yalnızlığa... Üstelik lapa lapa yağmaya başlayan kar, sessizliğin daha bir gözle görülür, elle tutulur hale gelmesini sağlıyordu. O gecenin daha sonra bir büyütce tutularak inceleneceğini, kendisine yeniden yaşatılacağını, büyütecin altında duran kendisi değil de bir böcekmiş gibi davranılacağını, Spencer değil, kim olursa olsun, aklının köşesinden geçirebilir miyiz? 118
|



