|
Değerli Hemşerilerimiz, Sevgili Gönüldaşlarımız, Kıymetli Basın Mensupları.
Şanlı Milletimizin tüm onur ve asaletiyle, Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün rehberliğinde, tarih sahnesinde, bir defa daha şaha kalkışının başlangıcı 19 MAYIS 1919 tarihidir. 19 MAYIS 1919 Milli Mücadelenin fiilen başladığı tarihtir. Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ''Türk Milleti için bağımlı yaşamaktansa ölmek daha iyidir.'' Sözüyle Samsun'a çıkması, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin de başlangıcı olmuştur. Günümüzde bu sözün dillerinden özde olarak duymak hayal olmuştur. Oysa, esaret altında var olunmayacağını ve Kutsal Vatan topraklarımızın ilelebet işgal edilemeyeceğini tüm Dünyaya haykırmışızdır. Son zamanlar da Coni'nin yeşil pullarını görenler, hem davasından hem de Vatanından vazgeçiyor, çok yazık. Yüreğinle inanmadığın, Allah'ın adını eksik etmediğin, Peygamber Efendimizi, Sahabelerini ve Allah dostlarını anmadığın bir dava ne denli hak yolunda olur tartışılır. Hak yolundan uzaklaşıp milliyetçilik tiyatrosu oynayanların durumu ortada. Sığınacak çatı arıyorlar; buyursun gelsinler, Lakin yanlarında, bir tutam Yürek, Yüreğinin içinde Allah korkusu, damarlarında Asil Türk kanı olsun, başımızın üstünde yerleri var. Ne Mutlu Alperenim Diyene. Biz bu Vatanı karşılıksız sevdik ve sevmeye de devam edeceğiz. Vatanımızdan, Dinimizde hiçbir surette vazgeçmeyeceğiz, geçemeyiz. Uyumak ölüme eş, diriltin ruhunuzu. Egemenlik, Egemen olma; hakimlik, üstünlük, amirlik manalarına gelir ve hükmeden, buyuran, buyruğunu yürütebilen üstün gücü ifade etmek için kullanılır. Egemenlik, Devlet kudretinin bir vasfıdır. İç hukukta en üstün kudreti, Uluslararası hukukta da bağımsız bir gücü ifade eder. Milli Egemenlik ise; Bir milletin kendi kaderine hakim olarak, kendi geleceğini tayin etme gücünü elinde bulundurması demektir. Egemenlik anlayışında millet, kendisini oluşturan fertlerden ayrı, onların üstünde bir kişiliğe, bir iradeye sahiptir ve Egemenlik bu Kolektif kişiliğe aittir. Milli Egemenlik, millet iradesini hakim kılma münasebetiyle demokrasinin temel şartıdır. Bu sebeple, bütün demokratik rejimlerde en üstün kuvvet ve Devlet yönetimi konusunda belirleyici unsur olarak, devleti yönlendirirken, aynı zamanda devlet fonksiyonlarının oluşmasını da sağlar. ATATÜRK'e göre Millî Egemenlik, devlet ve milletin mukatderatında amil ve hakim unsur olması gereken bir değerdir. Çünkü Milli Egemenlik adaletin, eşitliğin, hürriyetin dayanağı ve milletin namusu, haysiyeti, şerefidir. Bu sebeple ATATÜRK, Milli Egemenlik ilkesini devletin temel unsurlarından birisi haline getirmeye çalışmıştır. Bundan amaç ise; Siyasi, sosyal ve ekonomik yönden, yabancı etkenlerden uzak, Milli iradeden oluşmuş bir toplumun meydana gelmesini sağlamaktır. 19 MAYIS 1919'da Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere; 1- Kurmay Albay Refet (Bele) Bey. 3. Kolordu Komutanı / Sivas. 2- Kurmay Albay Manastırlı Kazım Bey. Kurmay Başkanı. (General Kazım Dirik) Daha sonra İzmir Valisi ve Trakya Umum Müfettişi olmuştur. 3- Dr. Albay İbrahim Tali Bey. (Öngören) Sıhhiye Reisi. Daha sonra Varşova Elçiliği ve Milletvekilliği yapmıştır. 4- Kurmay Yarbay Mehmet Arif Bey. (Ayıcı Arif) Kurmay Başkanı Yardımcısı. İzmir suikastinde asılmıştır. 5- Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey. (Gerede) İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürü. Daha sonra muhtelif büyük elçiliklerde bulundu. 6- Topçu Binbaşı Kemal Bey. (Doğan) Topçu komutanı. (Korgeneral Kemal Doğan) 7- Dr. Binbaşı Refik Bey. (Saydam) Sıhhiye Başkan Yardımcısı. (Başbakan) 8- Yüzbaşı Cevat Abbas. (Gürel) Başyaver. Bolu Milletvekili. 9- Kıdemli Yüzbaşı Ali Mümtaz Bey. (Tünay) Kurmay Mülhakı. 10- Yüzbaşı Sadıkoğlu İsmail Hakkı Bey. (Ede) Kurmay Mülhakı. 11- Yüzbaşı Ali Şevket Öndersev. Emir Subayı. Sonra Milletvekili olmuştur. 12- Yüzbaşı Mustafa Vasfi Bey. (Süsoy) Karargah Komutanı. Birinci B.M.M.'de tekrar Millet vekili oldu. 13- Üsteğmen Hayati Bey. Kurmay Başkanlığı Emir Subayı. Sonra ;Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü olmuştur. 14- Üsteğmen Arif Hikmet Bey. (Gerçekçi) (Em. Hakim Tümgeneral Hikmet Gerçekçi) Kurmay Mülhakı. 15- Üsteğmen Abdullah. İaşe Subayı. 16- Teğmen Muzaffer. (Kılıç) Yaver. 17- Faik (Aybars) Birinci sınıf şifre katibi. 18- Memduh (Atasev) Dördüncü sınıf katip. Şifre katibi yardımcısı. Samsun'a ayak basmalarıyla birlikte, Türk tarihinde ilk defa kişisel Egemenlikten, Milli Egemenliğe geçiş süreci başlamıştır.Osmanlı Devleti Müfettişi olarak ATATÜRK ve arkadaşları Samsun'a ayak bastıkları andan itibaren, hem içe, hem de dışa dönük olarak, dini ve batılı fikirleri yanlarına almışlar ve bunların senteziyle Anadolu'da tek idare, tek devlet, tek Egemenlik, tek kumandan, tek Meclis ve tek Millet fikirlerinden hareket ederek her alanda gerçek Milli Egemenlik ilkesini uygulamaya çalışmışlardır. Memleketin içine düştüğü kötü durum karşısında, bazı Aydınlar memleketin kurtarılması için bir büyük devletin mandasını kabul etmekden başka çare görmezlerken, ATATÜRK ve 18 arkadaşı bunlardan çok farklı düşünmüş ve millete güveni esas alan bir hareketin peşinde olmuşlardır. ATATÜRK'ün Samsun'a varır varmaz, müfettişliğin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmek amacıyla hazırladığı 22 MAYIS 1919 tarihli rapor; Ordu müfettişinin bir çok noktalarında, talimatın sınırını da aşarak, bütün memleket kaderi ile ciddi bir şekilde uğraştığını göstermektedir. Hazırladığı bu ilk raporunda ATATÜRK, Samsun bölgesindeki asayişsizliğin sebebinin Rumlardan kaynaklandığını, Türk'lüğün yabancı mandasına ve kontrolüne tahammülü olmadığını ve en önemlisi, milletin Milli Egemenlik esasını ve Türk Milliyetçiliğini kabul ettiğini ve bunu gerçekleştirmeye çalışacağını belirtmiştir. Dolayısıyla ATATÜRK, milletin birlik ve beraberliği ile Milli Egemenlik ilkesini, Milli Mücadelenin temel dayanağı yapmaya kararlı olduğunun ilk işaretini vermiştir. ATATÜRK, Samsun'un İngiliz işgalinde ve kıyıda bulunması ve civardaki Rum çetelerin faaliyetlerinden ötürü karargahını içerde daha emin bir yere naklini gerekli görmüş ve 25 MAYIS 1919'da Havza'ya hareket etmiştir. ATATÜRK ve arkadaşları için artık tarihi görev başlamış bulunuyordu. 28 MAYIS 1919'da Havza'dan bütün memlekete, askeri ve mülki amirlere, Müdafaayı Hukuk Cemiyetlerine gönderdiği bir tamimle, İzmir'in işgalini protesto için yurdun her tarafından mitingler yapılmasını, halka felaketin büyüklüğünü anlatılmasını ve bunu köylere kadar yaymalarını istedi. İstanbul'da 6 miting, Anadolu'nun çeşitli şehir ve kasabalarında toplam 96 miting tertip edildi. 12 HAZİRAN 1919'da Amasya'ya gitti. Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Refet Bey (Bele) ve Rauf Beyin (Orbay) katkılarıyla 14 HAZİRAN 1919'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bünyesinde Mustafa Kemal tarafından önceden hazırlanmış metin üzerindeki çalışmalar tamamlanarak Milli Mücadele tarihimizde Amasya Tamimi olarak geçen ilk önemli belge kabul edildi. Amasya'da yayınladığı genelge ile Ulusu, ülkenin bütünlüğünü, bağımsızlığını kurtarmak için birlikte çalışmaya çağırdı. Tamim, Konya da bulunan 2. Ordu Müfettişi Cemal Paşa ile Erzurum da 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşanın da onaylamasından sonra 21/22 HAZİRAN 1919'da tüm ilgililere duyuruldu. İstiklal, bu yeni düzenin kilit anahtarı, Milli İradeye dayanan Milli Hakimiyet ilkesi de kuvvetidir. Kısacası Amasya Tamimi, Türk tarihinde, hukuki ve siyasi önemi ile yeni Türk Devletinin kuruluşunu hazırlayan bir temel vesika olması bakımından özel bir değer ifade eder. Türkiye'de Milli Egemenlik konusunda atılmış önemli adımlardan birisi de Son Osmanlı Mebusan Meclisinde 28 OCAK 1920'de kabul edilen Misak-ı(Ant) Milli kararlarıdır. Misak-ı Milli ile her şeyden önce Milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırları çizilmekle birlikte Türk'ler tam bağımsızlık şuuruna erişmişler ve millet olarak asgari haklarını istemişlerdir. Bu Misak (Ant), Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarında ki Milli Kurtuluş Programını, Milli Hudutlarımızı daha geniş ve belirli kılarak, tam bir hukuki ve siyaset anlayışı esaslarına oluşturmuştur. Misak-ı Millî'nin kabulünden sonra İngilizler 16 MART 1920'de İstanbul'u işgal ederek, Son Osmanlı Mebusan Meclisini de dağıtmışlardır. İstanbul'un işgaliyle birlikte Osmanlı Devletinin tamamen etkisiz kaldığını ve milletin içinde bulunduğu kötü duruma bir çare bulunmasının artık mümkün olmadığını gören ATATÜRK, milletin kurtuluşunu yine milletin kendisinin sağlayacağı düşüncesiyle ve Milli Egemenlik ilkesinin tam anlamıyla gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, 19 MART 1920'de bütün Valilere, Mutasarrıflara ve komutanlıklara bir genelge gödererek, Ankara'da ''olağan üstü yetkilere sahip'' yeni bir Meclisin toplanmasını istedi. Bu genelge de yer alan hükümlere uygun olarak yapılan seçimler sonucunda, belirlenen Milletvekillerinin yanı sıra, İstanbul'dan Ankara'ya gelmeyi başaran Milletvekilleri'nin de katılmasıyla, yeni Meclis 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla, Türkiye'de Milli Egemenlik ilkesi resmen ve de fiilen gerçekleştirilmiştir. Böylece millet kendi geleceğini kendisi belirleme imkânına kavuşmuştur. Bunda da en büyük pay, hiç şüphesiz ATATÜRK ve arkadaşlarına aittir. ATATÜRK, T.B.M.M.'ni açarak en büyük ideallerinden birisi olan, Türkiye'de Milli Egemenlik ilkesini Devletin temel unsurlarında birisi haline getirirken, ''Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir.'' İfadesini kullanmıştır. Sevgi, saygı, hoşgörü ve uzlaşma ortamı içinde üstesinden gelinemeyecek bir sorunun bulunmadığını unutmamamız gerekir. Birlik ve bütünlüğümüze yönelik her türlü saldırı veya tehdit karşısında daha fazla kenetlenerek hiçbir kimsenin, hangi amaçla ve ne şekilde olursa olsun, huzur ve güvenliğimizi bozmasına fırsat vermemeliyiz. Ay Yıldızlı bayrağımızın altında hepimizin bir ve bütün olarak yaşamasına imkan sağlayan demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetin Kurucusu Büyük Önder ATATÜRK'ü, silah arkadaşlarını ve bu vatan için canlarını feda eden aziz şehitleri, minnet ve saygıyla anıyoruz. Gençlerimizin bayramını tebrik ediyor ve tüm vatandaşlarımıza selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. H.Gökhan ALTAY Alperen Ocakları İzmir İl Başkanlığı Basın Yayın Masası Başkanı
.103 |



