SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Özok'un üslubu yine aynı
10 Mayıs 2008 Cumartesi 16:32
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok,Danıştay'ın 140. Kuruluş Yıl Dönümü töreninde yaptığı konuşmada yine döktürdü.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, Danıştay'ın 140. Kuruluş Yıl Dönümü töreninde yaptığı konuşmada, ''demokrasi'', ''laiklik'', ''hukukun üstünlüğü'', ''kuvvetler ayrılığı'' yargı ve avukatların sorunları ve 1 Mayıs olaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Danıştay'ın kuruluş yıl dönümünü kutlayan Özok, Danıştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in kuruma yapılan saldırıda yaşamını yitirdiği 17 Mayıs gününün ''Hukuk ve Yargı Şehitleri Günü'' olarak belirlenmesini istedi.

Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramlarının tartışmasız kabul görmesi gerektiğini ifade eden Özok, ''son yıllarda bu konuda zihin ve kavram karışıklığı yaratıldığını'' öne sürdü. Özok, ''Anayasa ve yasalarla görevli kıldığımız, yetkilerle donattığımız adli makamların yasal işlemlerini, bunlara dayanılarak veya başvurular üzerine mahkemelerin verdiği kararları 'yargıçlar devleti', 'yargıçlar darbesi', 'yargıçlar devletini kuracak hukuk darbesi' olarak nitelemeler karşısında, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları üzerinde düşünmek gerekli'' diye konuştu.

Demokrasinin yalın biçimde, ''halkın, çoğunluk tarafından yönetilmesi'' olarak tanımlandığını anlatan Özok, uygulamalardan dolayı yaşanan sorunlar ve acı olaylar nedeniyle günümüzde demokrasinin, ''azınlık haklarına saygılı ve kısıtlanmış bir sınırlı çoğunluk yönetimi'' olarak tanımlandığını söyledi.

Çağdaş, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin, denge ve uzlaşma rejimi olduğunu belirten Özok, ''Oligarşik azınlıklar kadar toplumsal çoğunlukların da kendi düşünce ve eylemlerini zorla kabul ettirme eğiliminde bulunmaları, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyle bağdaşmaz tutum ve davranışlardır'' dedi.

Özdemir Özok, demokrasilerin yapısında, vatandaş hak ve özgürlüklerini güvenceye bağlamak ve gereken önlemleri almak amacıyla demokratik teminat kurumlarına gereksinim duyulduğunu, bunun için devletin güç ve yetkilerinin bölünerek özerk organ şeklinde kurumsallaştırıldığını kaydetti.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin de bunun bir sonucu olduğuna işaret eden Özok, ''Anayasa Mahkemesi'nin bir kanunu, Danıştay'ın bir hükümet tasarrufunu iptal etmesi, yasama ve yürütmeye müdahale ya da üstünlük olarak değil, 'kuvvetler ayrılığı' ilkesinin amaçladığı denge ve hukuk devletinin doğal sonucu olarak kabul edilmeli'' diye konuştu.

-''ÇAĞCIL VE EVRENSEL KAVRAMLAR SAHİPLENİLMELİ''-

Hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temel hak ve özgürlüklerin yaşama geçmesi için laiklik ilkesinin var olmasının zorunlu olduğunu anlatan Özok, konuşmasına şöyle devam etti:

''Ülkemizde cumhuriyetin ilanından bu yana laiklik ilkesiyle ilgili hala yorum, değerlendirme ve beklenti farklılıkları bulunması, laiklik ilkesinin uygulama, içerik ve benimsenmesi yönünde gerekli özen ve duyarlılığın gösterilmediğinin açık kanıtıdır.

Demokrasiyi sadece oy ve sandık olarak algılayan, hoşgörü, uzlaşma ve hepsinden önemlisi bir yaşam biçimi olarak algılamayan, adalet duygusunu özümsemeyen, insan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu laik hukuk devleti gerçeğini anlayamayan, ben merkezli, öngörüsüz liderler ve toplum önderleri yönetiminde ülke, içinden çıkılamaz siyasi kriz ve kaoslara sürüklenmektedir. Antidemokratik ve baskıcı dönemleri yaşamış bir ülkenin lider ve önderleri başta olmak üzere toplumun tüm bireyleri açık demokratik toplum, anayasal düzen, insan hakları, hukukun üstünlüğü, hukuk devleti gibi çağcıl ve evrensel kurum ve kavramları sahiplenmek durumundadır. Bu kurum ve kavramların artık sempozyum, konferans, nutuk, açılış konuşmalarının sihirli ve çekici söylem malzemeleri olmaktan çıkarak, yaşanan olgular haline gelmesi gerekmektedir.''

Özok, yargının ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunarak, hukuk düzeninin sağlanması için ''yargı bağımsızlığı'' ve ''hakim güvencesi'' kavramlarının yaşamsal önem taşıdığını söyledi. Özok, ''Yargıç güvencesi ilkesi, soyut ve fantezi bir düşünce değildir. Yargıçtan çok, kişinin, yurttaşın ve rejimin güvencesidir'' diye konuştu.

-''YARGIYI RAHAT BIRAKMAK''-

AK Parti hakkındaki kapatma davasına da değinen Özok, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'ndaki görev ve sorumluluğunun gereği olarak davayı açtığını ifade etti.

''Ergenekon soruşturması''nın da TCK'nın değişik maddeleri uyarınca başlatıldığını anlatan Özok, ''Siyasal iktidar karşıtları kapatma davasının, siyasal iktidar yandaşları ise Ergenekon soruşturmasının haklılığı yönünde açık-örtülü bir kampanya başlatmıştır. Bu yaklaşım, ülke yargısı ve hukuk devleti olgusuyla bağdaşmayan çok tehlikeli bir girişimdir. Yapılması gereken yargıyı rahat bırakmak ve sorunları kendi kuralları içinde çözmesine yardımcı olmaktır'' dedi.

Özok, Türkiye Barolar Birliği'nin toplumsal konularda hukukun öne çıkarılmasından yana tavır sergilediğini de söyledi.
 
stv
 
 
100
   
Bu haber toplam 1500 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

Ali Sami Palaz
Köşe Bucak Dünya
Nevzat LALELİ
Adem KAHRİMAN
Sosyolog-Yazar
M.Ali ÖZTÜRK
Araştırmcı-Yazar
Hüseyin ALTINALAN
Tamer KORKMAZ
Yeni Şafak
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
    ISTANBUL 17.05.2008
İmsak
-
3:48
Güneş
-
5:37
Öğle
-
13:08
İkindi
-
17:02
Akşam
-
20:26
Yatsı
-
22:06
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008