SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
AGD, bir Medeniyet Projesi
06 Mayıs 2008 Salı 01:21
"Anadolu Gençlik çarenin adıdır" diyen Tongüç, "insanların en hayırlısı insanlığa faydalı olandır" inancıyla gece gündüz çalıştıklarını söyledi.
AGD kendini nasıl tanımlıyor?
 
AGD'nin gençlik tasavvuru nedir? Gençliğin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyor?
 
AGD ne hedefliyor? Ne yapıyor?
 
AGD Hangi faaliyetiyle 7 milyon insana ulaştı?
 
AGD'nin kırmızı çizgileri neler?
 
AGD nasıl bir Türkiye düşlüyor?
 
AGD diğer gençlik oluşumları içinde kendisini nasıl konumlandırıyor?
 
AGD, AKP'nin kapatma davası ve başörtüsü problemlerine nereden bakıyor?
 
AGD'nin İslam coğrafyası ve Filistin sorununa bakış açısı nasıl?
 
AGD siyaseti ve siyasetçiyi nasıl tanımlıyor?
 
AGD'nin Soros ve AB fonlarına tavrı ne olur?
 
 
Milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesi için yaptığı çalışmalarla tanınan Anadolu Gençlik Derneğinin eğitimci Genel Başkanı İlyas Tongüç ile AGD'yi, gençlerimizin içine düştüğü manevi buhranı, çözüm yollarını ve İslam Coğrafyasını konuştuk. "Anadolu Gençlik çarenin adıdır" diyen Tongüç, "insanların en hayırlısı insanlığa faydalı olandır" inancıyla gece gündüz çalıştıklarını söyledi.
 
Anadolu Gençlik kendini nasıl ve ne ile tanımlıyor?
 
Varlığını muhafaza etmek, medeniyetler yarışında başarılı olmak ve dünyaya damgasını vurmak isteyen her millet, mensubu olduğu inanç, kültür ve medeniyeti ayakta tutacak, bunları geliştirecek bir gençlik yetiştirmek zorundadır. Anadolu Gençlik Derneği yeryüzünde istisnasız bütün insanlığın yararına hayrı ikame etmek; iyi, doğru, faydalı ve adil olanı hakim kılmak için kurulan ve kurulduğu günden bu yana milli ve manevi değerlerimize bağlı bir gençlik yetiştirmenin çabası içerisinde "insanların en hayırlısı insanlığa faydalı olandır" inancıyla gece gündüz çalışan bir dernektir. Anadolu Gençlik Derneğinin projesi insan, muhatap kitlesi gençlik, sevdası Türkiye´dir. Anadolu Gençlik Derneği olarak amacımız, Sultan Fatihin de söylediği üzere, kaleleri fethetmek değildir. Bizler gönüllere talibiz. Gerçek ve kalıcı fethin, gönülleri fethetmek olduğu bilinciyle hareket ederek, gelecek nesillerimizin milli ve manevi değerlerle donanması ve bu ruh ve anlayışa sahip olması için çalışıyoruz. AGD, “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız tohum ekin, on yıl sonrasını düşünüyorsanız fidan dikin, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız insan yetiştirin” sözünden hareketle çağlar açıp, çağlar kapatan Fatihler yetişmesi için insan yetiştirin anlayışıyla hareket eder. 

 

 Anadolu Gençlik'in gençlik tasavvuru nedir?
İnancı ve ideali uğruna fedakarlık yapabilen herkese genç diyoruz ve hedef kitlemize dahil ediyoruz. 96 yaşında İstanbulun surlarının önüne gelen Ebu Eyyüb El Ensari Hazretleri´ni de örnek olarak gösteriyoruz. Yani bir insanın genç olması sadece biyolojik olarak açıklanamaz. Genç olan ama eskilerin tabiriyle meyyiti müteharrika olmak ta var. 96 yaşında Eba Eyyüp gibi davasına sahip, diri, şuurlu olanlar da var.

Peki hedef kitleniz olan gençliğin bugünkü durumunun bir fotoğrafını çekmek gerekirse neler söylersiniz?
Gençliğimiz bugün kendi inanç değerlerine yabancılaştığı için büyük bir ahlaki ve manevi tahribatla karşı karşıyadır. Ruhsal bir boşluk yaşamaktadır. Bu iç boşluğunu içki, kumar ve uyuşturucu ile doldurmaya çalışmaktadır. Ülkemizin geleceği olan gençliğimiz kendi geleceğinden kaygı duymaktadır. Ömürleri, İş ve İşçi Bulma Kurumu, popstar ve şans oyunları kuyruklarında heba olmaktadır. Her biri birer ilim irfan yuvaları olan Kuran kursları ve İmam Hatiplerin kapılarına vurulan kilit, çocuklarımızın ve gençlerimizin manevi boşluk içine girmesine yol açmıştır. 8 yıllık kesintisiz eğitim ve katsayı uygulamaları sonucu insanlığın hidayet kaynağını öğrenemeyen yeni nesil, milli ve manevi değerlerinden yoksun bir şekilde yetişmektedir. Mevcut eğitim müfredatı çocuklarımızın ruhlarına hitap edememektedir. Nesillere batı ahlakı öğretilmeye çalışılıyor. Bakınız bazı batı ülkeleri üniversitelerde kurdukları kürsülerde “Başkasına yardım et rahatla, tanımadığın insanlara yardım et” şeklinde telkinlerle buhrandan çıkış yolu arıyor.
Elinden kitabı, kalbinden Allah korkusu alınan gençliğimizin, bugün amaçsız bir hayat, kimlik bunalımı, değer kargaşası ve onun getirdiği ahlak krizi ile özellikle kentlerde artan fuhuş, tecavüz, uyuşturucu, kapkaç, hırsızlık, cinayet, adam kaçırma, çek-senet tahsilatı, mafyavari çeteleşme gibi suçların ve toplumsal dokudaki bozulmanın, maalesef, öznesi olmuş durumdalar. Zararlı, ahlâk bozucu neşriyat ve maksatlı çalışmalarla, insanımızın, aile ve toplumun manevi yapısı tahrip edilmektedir.
Bizler gençliğimizin içinde bulunduğu bu menfi tabloyu toplum olarak ileride yaşayacağımız muhtemel büyük sosyal depremin öncü depremi olarak değerlendiriyoruz. Bütün bu gerçeklerin farkında olan bizler inancımızın bize yüklediği sorumluluk gereği önce ahlak ve maneviyatın yeniden ayağa kaldırılması gerektiğine inanıyoruz. 
Derneğinizin amaçları doğrultusunda yürüttüğü faaliyetler nelerdir? Anadolu Gençlik ne hedefliyor, ne yapıyor?
Bizim anlayışımıza göre çözüm her şey önce zihinlerde başlar. Zihinlerimizi meşgul etmeyen hiçbir mesele çözülmez. Önce bütün kardeşlerimizin dertleri ile dertlenmemiz gerektiğine inanıyoruz. Rahat olmamamız gerektiğini düşünüyoruz. Buna inanarak faaliyetlerimizi planlıyoruz. Bu bağlamda bizim önerimiz bin yıl boyunca bu topraklar üzerinde durmamızı sağlayan değerlerimize sahip çıkmaktır. Yani "ey evladım seni kimse görmüyorsa da Allah görüyor" anlayışını çocuklarımızın kalbine nakşetmektir. Allaha şükür gençlerimiz inançlıdır her türlü kötülüğe bulaştırılmalarına rağmen kalplerinde Allah ve Peygamber sevgisi vardır.
AGD bir medeniyet projesidir. Anadolu Gençlikin gayesi ülke gençliğini sevgi ve kardeşlik çemberi etrafında toplamaktır. AGD, kavga yerine barışı, düşmanlık yerine kardeşliği, kin ve nefret yerine sevgiyi egemen kılma misyonunun adresidir. Toplumun değer yargılarıyla barışık, tarihiyle gurur duyan, sorumluluğun şuurunda ve insanlığa örnek olacak bir gençlik yetiştirmek için gayret ediyoruz. Bu amaçla kuruluşumuzdan bu yana hedef kitlemiz olan 30 yaşın altındaki 40 milyon gencimize hizmet üretmekteyiz. AGD, Genel Merkez ve şubeleriyle bir yandan 400ün üzerinde programda yaklaşık 7 milyon kişi Kuran Ziyafetleri programları ile bir araya topladık. İstanbulun Fethi kutlamaları, Mekkenin Fethi kutlamaları, Çanakkale Zaferi programları, Sarıkamışı Anma programı, Asr-ı Saadet geceleri gibi kısacası Malazgirtten, 30 Ağustos Zaferine kadar hatta Kıbrıs Barış Harekatına kadar olan bütün milli ve manevi değerlerimizle gençlerimizi buluştururken diğer yandan üniversitelerde, liselerde okuyan, sanayide çalışan, köylerde ziraatle uğraşan erkek, hanım bütün gençlerimizin problemlerine yönelik çalışmalar yürütmektedir.
Komisyonlarımız aracılığıyla her yaştan ve her meslekten gençlerimizin eğitim, barınma ve istihdam gibi sorunlarıyla ilgileniyor, onların yeteneklerini keşfedip topluma yararlı hale getirmek ve şuurlandırmak için çalışıyoruz. Gençlerimizin yaşamış olduğu hak ve özgürlük ihlallerine karşı bilinçlendirme vazifesi yürütüyoruz. Ayrıca veren el ile alan el arasında bir köprü vazifesi de gören derneğimiz yardıma muhtaç vatandaşlarımız için çeşitli kampanyalar yürütmektedir. Bütün bu çalışmalarımız devletimizin kamu yükünü azaltıcı bir şekilde ve yasaların üçüncü sektör olarak kabul edilen sivil toplum kuruluşlarına tanıdığı haklar çerçevesinde yürütüyoruz. Şuanda gördüğümüz tablo çok iyi olmamakla beraber ümitsiz olmadığımızı da belirtmek istiyorum. Elimizin altında geçmişimiz var, çaremiz var. AGD´de zaten bu çarenin adıdır.
Diğer gençlik oluşumları içerisinde kendinizi nerede görüyor ve nasıl tanımlıyorsunuz?
AGD milletimizin bağrından çıkmış bir kuruluştur. Bizler sadece milletimizden ilham alıyoruz. Milletimizin teveccühüne mazhar olmaya çalışıyoruz. Millete dayanmayan hiçbir organizasyonun varlığına uzun süre devam edemeyeceğine inanıyoruz. Bu yüzden dış kaynaklı imkanlarla, Soros gibi uluslararası spekülatörlerin maddi desteğiyle veya Avrupa Birliği fonlarıyla değil yüzde yüz yerli olan imkanlarımızla çalışıyoruz. İnsanlığın en büyük düşmanı olan materyalizmin karşısında maneviyatçılık ile çıkıyoruz. Her türlü sınırsız tatminsizliğe karşı nefis terbiyesini esas alıyoruz. Kaba kuvveti değil sadece hakkı üstün tutuyoruz. Bizim hiçbir gencimizi kötü alışkanlıklara kurban vermeye tahammülümüz yok. Ayrıca hiçbir gençlik organizasyonunu kendimize rakip veya hasım olarak görmüyoruz. Bizim en büyük hasmımız gençliğin içinde bulunduğu sıkıntılar ve onların hayatlarının en verimli dönemlerini mahveden, belki saatlerce konuşulması gereken meselelerdir. 
 
Anadolu Gençlik Derneğinin kırmızı çizgileri nelerdir? Bu bağlamda Anadolu Gençlik nasıl bir Türkiye düşlüyor?
Biz, bütün insanlığın saadeti için hakkı üstün tutan bir anlayışın hakim olmasını düşlüyoruz. İyinin, doğrunun, faydalının hâkim olması için çabalıyoruz. Milletimiz, dinine, tarihine ve şahsiyetine yakışır şekilde, onurlu bir yaşam sürsün istiyoruz. Sömürünün, tahakkümün, haksızlığın olmadığı adil bir hayat istiyoruz. Irkçı emperyalistlerin ve küresel aktörlerin ülkemizdeki ve İslam âlemindeki planlarına son vermelerini istiyoruz. Uluslararası güçlerin ülkemizde uyguladıkları politikalarla insanlarımızı aç ve işsiz bırakarak, bizi borca esir ederek ve maneviyatımızı elimizden alarak bizi sömürmelerine karşı çıkıyoruz. Ahlak ve maneviyatın öncelendiği sosyal politikalar uygulanmasını istiyoruz. Büyük bir medeniyetin mensubu olan bu milletinin değerleriyle bütünleşmesini istiyoruz. Bizler ülkemizin geleceğinden ümitvarız. Madden ve manen bin yıldır var olduğumuz bu topraklarda değerlerimize bağlı bir şekilde güçlü olarak var olmaya devam edeceğiz. Azim ve kararlılıkla çalıştığımız takdirde bütün insanlığın saadeti için önce yaşanabilir bir Türkiye'yi, sonra yeniden büyük Türkiye'yi ve daha sonra da yeni bir dünyayı kurabiliriz.
Derneğinizin siyasi konularda çeşitli açıklamalar yaptığına şahit oluyoruz. Bu bağlamda bazı icraatlarını eleştirdiğiniz AKP'nin kapatma davası ve yılan hikayesine dönen başörtüsü yasağı ile ilgili ne söylemek istersiniz?
Seçimle gelenin yine seçimle gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla AKP aleyhine açılan kapatma davasını uygun bulmuyoruz. Partilerin bu tür muamelelere maruz kalması, ülkemizde siyasi ve ekonomik, sıkıntıların oluşmasına zemin oluşturacağını düşünüyoruz.
Başörtüsü konusunda ise dindar kadının inancının bir gereği olan başörtüsü bugün ülkemizin en büyük insan hakları ihlali haline geldiği görüşünü savunuyoruz. Bu bağlamda yılan hikayesine dönen bu kısmi özgürlük girişimlerinin başarı ile sonuçlandırılması elzemdir. Ayrıca Türkiye'nin bir hukuk devleti olmasını arzu ediyorsak bu yasağın hizmet alan-veren ayrımı yapılmaksızın hayatın bütün alanlarında kaldırılması ve mağduriyetlerin sona erdirilmesi zorunludur. Milletimizin ve sivil toplum kuruluşlarının iradesi ve talepleri de bu yöndedir. Ayrıca bundan önceki dönemlerde başörtülü oldukları için mağdur edilen öğrencilerin bu mağduriyetlerinin Anayasa değişikliğiyle giderilmesi dışında kaybedilen zaman ve ertelenen hak sebebiyle mağdurların iade-i itibarlarının sağlanmasını istiyoruz.
İslam coğrafyası yıllardır büyük acılar çekmekte ve son olarak Gazzede yaşananlar hepimizin malumu. Bu bağlamda İslam coğrafyası ve Filistin hakkında ne söylemek istersiniz?
Hepimizin yıllardır müşehade ettiği üzere İslam dünyası ırkçı emperyalistlerin işgalleriyle karşı karşıyadır. Afganistan, Irak, Sudan, Filipinler, Keşmir ve Doğu Türkistan bu ülkelerin başında gelmektedir. Ve ırkçı emperyalistlerin başını çektiği İsrail, son günlerde dozunu giderek arttırdığı eylemleriyle Filistinde bütün dünyanın gözleri önünde bir soykırım gerçekleştirmektedir. Filistinli kardeşlerimize insanlık dışı bir ambargo uygulanmaktadır. Binlerce Filistinli kardeşimiz açlık, susuzluk ve ilaçsızlık nedeniyle toplu ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır. Siyonistler dünya nizamını, insan haklarını karakterlerine uygun bir şekilde ihlal ediyorlar.
Bütün bunlar olurken Filistin halkının 59 yıldır çektiklerinin hesabını soracak bir güç ve irade maalesef ortada bulunmamaktadır. Dünya kamuoyu olaylar karşısında üç maymunu oynarken İslam dünyasının parçalanmışlığı ise İsraile cesaret verip, katliamlarını pervasızca uygulamalarına sebep olmaktadır. Osmanlıdan aldığı mirasla İslam dünyasının hamisi konumunda bulunan ülkemiz bile dış politikasını ABD-İsrailin kontrolünde belirlemeyi sürdürmektedir. ABDyle stratejik müttefik olan Türkiye büyük bir hayal kırıklığı içerisinde tarihin kendisine çizmiş olduğu misyonu gerçekleştirememektedir. Mesele birkaç cılız demeçle geçiştirilmektedir. Bizler Anadolu Gençlik kadroları olarak İsrailin azgınca saldırıları ve Gazzeye yönelik insanlık dışı ambargosunu kınıyor ve Filistinli kardeşlerimizle yürek yüreğe, omuz omuza olduğumuzu bütün dünyaya haykırıyoruz. Bu amaçla geçtiğimiz günlerde Sakaryadaki miting ve yurt çapındaki şubelerimiz aracılığıyla bütün Türkiyede "Filistin içi dua" kampanyası gerçekleştirerek konuyu milletimizin dikkatlerine sunduk. Ülkeyi idare edenleri Türkiye'nin önderliğinde kurulan ve sekiz İslam ülkesini kapsayan D-8'i derhal işlevselleştirip harekete geçirmeye davet ediyoruz.
Ayrıca şunu da vurgulamadan geçemeyeceğim. Afganistan ve Irakın işgali ve Lübnana saldırıların ardından ABD, İsrail ve İngilterenin işbirliği yaparak düzenlediği saldırı furyası Suriye ve İranı da, Allah muhafaza Türkiyeyi de içine alacak bir şekilde bütün Ortadoğuyu saracaktır. Bu noktada İslam dünyasının uyanması gerekmektedir. Büyük Ortadoğu Projesi´nde Başbakan Erdoğan'ın "Eşbaşkan" sıfatıyla bulunması bizim için tarihe kara leke ile geçecek bir tablodur. Fakat şükürler olsun milletimiz hiçbir zaman mazlumun karşında, zalimle yan yana olmamıştır ve gelişmeleri yüreği kan ağlayarak izlemektedir.
Tüm bu tartışmalar içerisinde sizin siyasete ve siyasetçiye ilişkin tahayyülünüz nasıl?
Bizler siyasetin çıkara değil hizmete dayalı olmasını istiyoruz. Siyaset, zahmette rahmet vardır anlayışı ile yürütülmelidir. Sadece nimete değil külfete de katlanılmalıdır. Almayı değil vermeyi esas almalıdır. Siyaset insanların egolarını tatmin etme yeri değildir. Milletin mesuliyetini almak çok mühim bir iştir, kolay değildir. “Kenar-ı Dicle´de bir kurt aşırsa koyunu adl-i ilahi Ömer´den sorar onu” manasına sırrına erebilmektir. Ekonomik olarak insanımızın refah seviyesini arttırmaktır. İşsizlere iş bulmak, evlenemeyenleri evlenmeleri için gerekli alt yapıyı hazırlamaktır. Toplumun huzur ve refahını lafta bırakmamaktır.
Siyaset bir meslek değil, mesuliyettir. Siyaset bir fikri, bir iddiası ve bir davası olanların işidir. Sorun değil çözüm üretme yeridir. Siyaset uğruna her şeyin mübah sayıldığı bir düşünce değildir. Ahlaklı, dürüst, erdemli, ilkeli ve tutarlı olmayı gerektirir. Fert olarak siyasetçinin kendisinin iyi niyetli olması da tek başına yeterli değildir. Onların temsil ettiği partinin misyonu fevkalade önemlidir. Ülkemizde insanlarımızın aç ve işsiz kalmaması, borca esir edilmemesi, manevi tahribata maruz bırakılmaması için canla başla çalışan onurlu siyaset anlayışına sahip olan kadroların var olması bizleri ümitlendirmektedir.
Bir de her yıl geleneksel olarak düzenlediğiniz İstanbulun Fetih Şöleni var. Bu şölen ile  neyi amaçlıyorsunuz? Bu yılki etkinlikler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Fetih kilitli gönüllerin iyiye ve doğruya açılmasıdır, tüm insanlığı sevgi ve özgürlük ülkesine taşıma arzusudur, mutluluğa kanat açmaktır. Bir başka deyişle fetih, bütün insanlığa İslam nimetinin ulaştırılması projesidir. İstanbulun fethi de Avrupayı, özellikle Bizansı, boğmakta olan insanlığın yüz karası orta çağ zulmünü tasfiye edip yerine; sevgiye, şefkate, müsamahaya, yüksek bir ruh asaletine dayanan İslam medeniyetini inşa etmiştir. İstanbul´un fethi dünya çapında bir hadisedir. Dünya olayıdır. Birçok Müslüman ülkede bayram olarak kutlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbulu fethederek fethin ne demek olduğunu bütün dünyaya öğretmiştir. Bu genç ve azimli padişah, zaferini masum halkı öldürerek kirletmemiş, bilakis gösterdiği tevazuu ve hoşgörüyle kalpleri fethetmiştir. İstanbulun Fethi, yıkılmaz sanılan Bizans surlarının yıkılabileceğini, sağlam imanın tekeden bile süt çıkarabileceği gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Kaos, huzursuzluk ve madde saltanatının hüküm sürdüğü bir dünyada fetih ruhuna her zamankinden daha fazla muhtacız. İşte bunun içindir ki her yıl büyük bir şevk ve heyecanla İstanbulun fethini çeşitli etkinliklerle kutluyoruz. Bu yıl ilk defa fethin 555. yılında 555 ayrı oranizasyonla milletimizin karşısına çıkıyoruz. Bu yıl ki İstanbulun Fethi kutlamaları da 31 Mayıs günü Sakaryada gerçekleştirilecektir.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Başımıza bir felaket gelmeden, çocuklarımız bir sıkıntıya düşmeden istisnasız herkesi kadın erkek demeden derneğimizde görev almaya, hep birlikte çalışmaya davet ediyor; madden ve manen de destek olmaya ve dua etmeye çağırıyorum.
 
 
Röportaj: Talha Kolcu
•105
   
Bu haber toplam 786 defa okunmuştur
YORUMLAR (5) adet
    Bilal Akvardar
    Bayrağının Al Rengine Sevdalı Bir Gençlik...
    Türkiye'nin En Büyük Gençlik Kuruluşu ve Dünyanın En Büyük Gençlik Organizasyonu AGD , Gençlik üzerine Sosyal - Kültürel ve Ahlaki alanlarında o kadar çok hakim ki , Bu röportajla Sayın Genel Başkan Manevi Tahribatın Yıkılmayan Kalesi oluşunu vurguluyor.Ne diyelim İyi ki AGD var.Cenab-ı Hakk çalışmalarını bereketli kılsın.Selam ve Dua ile.
    16 Mayıs 2008 Cuma 20:43

    Ahmet
    Tesbitler güzel!
    AGD Genel Başkanı'nın tespitleri gerçekten güzel, ancak bu yolda hiçbir çalışma yeterli değildir ta ki 6 milyar insan saadet bulsun!
    10 Mayıs 2008 Cumartesi 23:17

    milli genç
    slm
    selam sizlere AGD ye gönül verenler yolunuz daim açık olsun
    07 Mayıs 2008 Çarşamba 11:59

    Anadolu Gençlik
    Okunması gerek
    Anadolu Gençlik Dergisi'nde ki bu röportajı gerçekten okunmalı
    06 Mayıs 2008 Salı 18:27

    Ahmet
    Tebrikler
    AGD'yi hayırlı faaliyetlerinden dolayı tebrik ediyorum daha fazla ilçe bazlı çalışmalara ağırlık verilmesini temenni ediyorum
    06 Mayıs 2008 Salı 18:14

Diğer Başlıklar

Ali Sami Palaz
Köşe Bucak Dünya
Nevzat LALELİ
Adem KAHRİMAN
Sosyolog-Yazar
M.Ali ÖZTÜRK
Araştırmcı-Yazar
Hüseyin ALTINALAN
Tamer KORKMAZ
Yeni Şafak
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
    ISTANBUL 17.05.2008
İmsak
-
3:48
Güneş
-
5:37
Öğle
-
13:08
İkindi
-
17:02
Akşam
-
20:26
Yatsı
-
22:06
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008