|
|
|
Kendini Doğurmak
Batı büyük fikir adamını kaybetmiştir. Doğuysa henüz yeni yeni özlenen fikir adamını çıkarmaya adaydır. Acı ve isyan doğuda fikir adamının beynini besleyecek en güçlü imkân olacaktır. Her ne kadar makyajla gizlenmeye çalışılsa da, her fırsatta batı aydınının kirli ve çirkin yüzü ortaya çıkmaktadır. Bir illüzyon var orta yerde. Ellerindeki muazzam imkânlarla üstünü örtmek isteseler de batıyla doğu arasındaki çatlak giderek yarılmaktadır. Makas giderek açılmakta ve zaman doğunun aleyhinde işlemektedir.
Karşımızda ‘saldırgan ve işgalci’ bir medeniyetin varlığından artık hiç kimsenin herhangi bir kuşkusu yoktur. Doğu aydını burada çatallı bir yol ağzında bırakılmak istenmektedir. ‘’Ya teslim ol bizim gibileş, ya da çatışmayı göze al’’ denilmek istenmektedir. Bunun Türkçe anlamı şudur; ya onursuzca bizim çarkımızın bir dişlisi olursun, ya da biz seni kendi çarkımızın dişlileri arasında öğütürüz. Ya onların değirmenine su taşıyacağız, ya köprüleri atıp karşı duracağız. Unutmayalım ki; artık batı uygarlığı gelişebileceği son sınıra dayanmıştır. Artık eskisi gibi saygıyla hatırlayacağımız, okuyunca hayranlık duyacağımız, Voltaire, Balzac, Geothe, Beethoven, Şekspir gitmiş; yerlerine işgalci ve saldırgan askeri diktatörlerin kemik yalayıcısı anlamsız yazarları gelmiştir. Psikopat ruhlu bu adamlarınsa insanlığın önüne çözüm olabilecek bir projeyi sunmaları da imkânsızdır. Batı aydını üniversitesinden çıkıp, istihbarat enstitülerine taşındığı içindir ki; uzun zamandır batıdan güzel ve soylu bir ses duyamıyoruz. Batı yazarı son elli yılda bir tek tane soylu bir cümle kuramamıştır. Nükleer bombaların patladığı bir medeniyetin yazarlarından soylu cümleler kurmayı beklemek de anlamsız olacaktır. Tarihin sonu ve medeniyetler çatışması gibi, istihbarat ürünü çalışmaları dünyaya servis Batı aydını, üniversitesiyle, basınıyla, her türlü kültürel imkânıyla ve beyin takımıyla birlikte tükenmiştir. İşgale ve saldırganlığa karşı çıkacak soylu kafalar yerini, işgali meşrulaştırmanın gayreti içine girmiş şahsiyetsiz akademisyenlere bırakmıştır. Muazzam imkânlarla dünyaya pompalamak istedikleri bu cılız kafalı aydınların fikirleri, haksız yere bomba yağdırdıkları şehirlerden yükselen feryatlar karşısında çok anlamsız kalmaktadır.
Cilaların ve boyaların altında çirkin ve karanlık bir yüz '' İnsanlık adına söylemesi gereken şeyleri söylemeyip, bu işgal ve saldırıları zımnen dahi olsa onayladıkları için de bundan sonra söz söyleme ve lafına itibar edilme haklarını kaybetmişlerdir. İşgal ve saldırganlığın konuştuğu yerde fikir adamının sözü bitmiş demektir. Neye baktığınız değil, nasıl ve nereden baktığınız önemlidir. Çağa karşı söyleyecek lafı kalmayan batı aydını bu haliyle yüzüne bakılır olmaktan çıkmıştır. Doğuysa bir şok ve şaşkınlık halini yaşamaktadır. Topraklarımızdan önce zihinlerimizin işgal edildiğinin farkına vardığımız yerde, buna karşı bir zihni refleks geliştirecek fikir adamlarını da içimizden çıkaracağız. Aklımızı başımıza getirecek bir şok ve darbe etkisine ihtiyacımız vardı bu mânâda ‘’aranan
Ortaya ilk önce medeniyetler çatışması servis edildi. Daha sonra medeniyetler diyalogundan bahsedilmeye başlandı. Her ikisi de büyük bir planın birer parçası gibiydi. Her iki tartışmanın da merkezinde belirleyici güç olarak batı vardır. Diyalogu da çatışmayı da bize dayatan yine aynı batıdır. Tabiri caizse iki ucu pis bir değnekle dayak yiyecek olan yine biziz. Ne diyalog ne çatışma diyebilecek üçüncü bir yolu inşa etmek zorundayız. Zihinlerimiz işgal altında olduğu için de üçüncü bir yol üzerinde kafa yoramıyoruz. Oysa batıyla ilişkileri en aza indirdiğimizde ne diyalogun ne çatışmanın bir anlamı kalmayacaktır.
Bu üçüncü yolun ilham kaynağı ''Gandi'' neden olmasın? '' Sivil İtaatsizlik'' bilinciyle, Gandi'nin bize tuttuğu ışık umut verici olmaya devam ediyor.
Daha açık bir ifadeyle saldırgan ve işgalci olana karşı ilişkilerimizi en aza indireceğiz. Mallarını almayacağız. Ekonomik ve psikolojik bir gizli savaş yürüteceğiz. Bunun için de ilk yapmamız gereken şey, kendimize yetecek malları ve patentleri kendimiz üretmemizdir.
Olcay Yazıcı'nın '' Kök bilgiden Gök bilgiye ''diye sembolleştirdiği düşüncesini de, bize çıkış yolunu işaret etmesi bakımından anlamlı buluyorum. Kökleri tartışmaya açmadan ve kökten bir çözüm geliştiremeden bir çıkış yolu bulma imkânımız yoktur.
Roma'dan aldığı saldırgan ve bencil kökleriyle batı karşısında, bizler İslam'ın Gök bilgisinden alacağımız ilhamla adaletli ve hakkaniyetli bir dünya kurabiliriz. Bu anlamda kendi köklerimizde bize lazım gelen manevi ve entelektüel malzeme fazlasıyla mevcuttur.
Her şeyden önce acının öğretici bir tarafı vardır. Acı sarsar, silkeler, titretir ve kendine döndürür.
Irak'ta Filistin'de vesair İslam beldelerinde yaşadığımız acılar bize kendimize dönmemiz için yol gösterici olacaktır. Yaşadığımız her acıyla birlikte biz, kendimizi yeniden kendimiz doğuracağız...
Umut Bulut
cyimerenia@hotmail.com .117
Sizlerde kendi makalenizin, köşe yazılarınızın, gündemle alakalı gelişmelerinizin yayınlanmasını istiyorsanız, haberdem@windowslive.com veya herdemhaber@gmail.com adresimize yazılarınızı gönderebilirsiniz.
|



