SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Bir Zirvenin Anatomisi
17 Temmuz 2008 Perşembe 10:16
Akdeniz için Birlik Projesi ile Suriye bu birliğe angaje edilerek İran bölgede yalnızlaştırılacak.Dünya Bülteninde Sinan Özdemir'in analizi:



Aylardır konuşulan Akdeniz için Birlik Zirvesi 13 Temmuz günü Paris'te gerçekleşti. Zirve hiç kuşku yok ki daha kendisinden çok bahsettirecek ve Orta Doğu sorunları noktasında önemli bir dönemeç olarak kabul edilecektir. Zirvenin satır aralarını okumaya başlamadan önce kısaca zirvenin amacına ve sonuçlarına ilişkin kısa bir hatırlatmayla başlayalım.

Proje ilk defa Şubat 2007 tarihinde Nicolas Sarkozy tarafından bir miting için gittiği Tulon şehrinde gündeme gelmişti. Bu düşünce danışmanı olan Henri Guaino'nundur. İlk önce Akdeniz Birliği olarak düşünülen proje Almanya'nın baskıları sonucunda Akdeniz için Birlik ismini aldı ve 1995'te başlatılan Barselona sürecine dahil edildi. Tabii ki bu durum Sarkozy'nin hoşuna gitmedi ve herşeye rağmen bu birlikten elde etmek istediklerine ulaşmak için bu yeni duruma razı oldu. Herşey öyle ince hesaplandı ki zirvenin tarihi bile Fransa'nın AB dönem başkanı olduğu döneme dek getirildi.

Akdeniz için Birlik Projesine toplam 44 ülke dahil edildi. Bunların arasında AB ülkeleri, Balkanlardan Bosna ve Hersek, Hırvatistan . Karadağ Cumhuriyeti ve Arnavutluk bulunuyor. Makedonya'nın davet edilmemesinin ardında Yunanistan'ın olduğu düşünülüyor. Akdeniz ülkeleri içinde katılmayan tek devlet Libya. Monako Prensliği de bu projede yerini aldı. Toplam 765 milyonluk bir topluluğa tekabul ediyor. Projenin eşbaşkanları: Akdeniz'i Mısır AB'yi temsil edecek ülke ise daha belirlenmedi ama Fransa bu görevi daimi olarak üstlenmek istiyor ancak bunun için diğer AB ülkelerini ikna etmesi gerekecek o da şuan için zor görünüyor. Almanya ve İngiltere buna pek sıcak bakmıyorlar. Fransa ve Almanya arasında Orta Dogu'da bir rekabetin olduğunu ifâde etmek gerekiyor. Fransa'nın Orta Doğu'ya yaptığı her ziyaretin ardından Almanya da çıkarma yaptı .

Bu birliğin merkezi tartışma konusu Tunus, Malta ve Fas buna talip ; ancak bir karara varılamadı. Finansmanına gelince AB bütçesinin 2013 yılına kadar kabul edildiği göz önünde bulundurulursa gerçekleştirilmesi hedeflenen projeler ki bunlar daha çok çevre, Akdeniz'in güvenliği, teknoloji ve kültür başlıkları altında toplanabilir , başlatılması şuan için zor görünüyor. Haklı olarak Cezayir Devlet başkanı Buteflika bu duruma işaret etti ve bir çözümün bulunması için çalışılması gerektiğini ifâde etti.

Zirveye 43 ülkenin Devlet ve Hükümet başkanları katıldı. Katılmayan tek ülke Belçika oldu. Federal Hükümet 15 Temmuz'a kadar yapılacak reformlar noktasında bir anlaşma ortaya koyamassa yeni bir krizi tetikleyecek. Böylesi bir durum Belçika'nın geleceğini de yeniden tartışmaya açacak.

Bu zirveye damgasını vuran ülke Suriye oldu. Daha zirve öncesinden Beşar Esad'a ilişkin Batı basınında yazılar ve söyleşiler yayımlandı. Yazılanlara ve çizilenlere bakıldığında gelen kişinin farklı bir Esad olduğu izlenimi verilmeye çalışıldığı, Batı'nın düne kadar Suriye'den bahsederken kullandığı sıfat ve yakıştırmalardan uzaklaştığını ve daha diplomatik bir dili tercih ettiği görülüyor.

Beşar Esad'ın gelişi yeniden uluslararsı topluluğun içine dönüş olarak yorumlandı. Annapolis sürecinden başlayan sürecin önemli dönemeçlerinden biri oldu bu zirve. Daha bundan bir kaç ay önce İsrail ile Suriye Türkiye'nin arabuluculuğu altında dolaylı görüşmelere başlıyor ve aynı dönemde Suriye İran ile bir ortak savunma antlaşmasına imza atıyor. Suriye'nin bölgede kurmaya çalıştığı yeni bir denklemin olup olmadığı sorusu soruluyor.

Zirvede medya tarfından dile getirilen Lübnan ile diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesi noktasında ki sözler zaten Suriye'nin 2005 yılında yaptığı bir öneriydi. Lübnan'a yaptığı söylenen bu açılımın Londra, Berlin ve Washington tarafından olumlu olarak değerlendirilmesinin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Eylül'de Suriye'yi ziyaret edeceğini duyurdu. Suriye ile İsrail arasında ki dolaylı görüşmelerin doğrudan görüşmelere dönüşmesinin iki seneyi bulabileceğini söylense de bu sürecin gelecek günlerde biraz daha hızlanacağı tahmin ediliyor.

Bu zirvede Orta Doğu'nun öne çıkması aslında şaşırtıcı olmuştur. Akdeniz için Birlik Projesi'nin AB için bir barış projesi olması arzusu anlaşılır olmakla birlikte zirvenin bu meselye kilitlenmiş olması düşündürücü.

Lübnan basını Suriye'ye gösterilen ilgiden rahatsız ve büyük güçler tarafından ve özellikle Fransa tarafından kenara yitildiğini düşünüyor. Özellikle Suriye-İsrail yakınlaşmasına bir anlam veremiyor. Lübnan basınına göre İsrail Golan tepelerinden çekilme karşılığında Suriye'den İsrail'in kuzey sınırlarının güvenliğini sağlamasını istediği yazılıyor. Bu düşüncenin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak tarafından da desteklendiğini ve bu sebepten dolayı Suriye'nin yendien Amerikaya ve Avrupa'ya bağlanması gerektiğinin altı çiziliyor. Ekim 2007 tarihinde Fransa'nın İsrail'le görüşmesi ve bir antlaşmaya varması karşılığında Suriye'yi yeniden uluslararsı sahneye dönüşünü kolaylaştıracağı ve Refik Hariri davasının düşürülmesine yardımcı olabileceklerinin diplomatik yollardan Suriye'ye bildirildiği ifâde ediliyor.

Anlaşılan Akdeniz için Birlik Zirvesi bir taşla bir kaç kuşun vurulduğu bir zirve oldu. Hem AB , Roma İmparatorluğunu ve Büyük İskenderin kıta Avrupasına kattığı Akdeniz bölgesini yeni bir proje çerçevesinden çevreyi merkeze daha güçlü olarak bağlamayı hem de Orta Doğu meselesinde daha aktif bir rol oynarken İran'ın bölgede izole edilmesini sağlamak için Suriye'nin "şer ekseninden" çıkarılmasını sağlamayı hedefliyor.

Suriye'nin bir anda bu kadar olumlu olarak Avrupa basınında yer almasını ve zirveye damgasını vurmuş olması anlaşılıyor. İran'ın bölgede izole edilmesi ve Suriye'nin tampon bölge ve kalkan olarak kullanılması hedefleniyor. Akdeniz için Birlik Projesi'nin kendi içinde başarılı olup olmayacağını zaman gösterecek vefakat tecrübeyle sabit olan bu işin kolay olmayacağı gerçeğidir. Siyasî meselerin gündeme alınmamış olması Barselona sürecinden ders çıkarıldığını da ayrıca gösteriyor.
 
Dünya Bülteni
 .99
Bu haber toplam 4198 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.6770
€ Euro
2.0980
IMKB
21.966
Altın
41.63
Zahid KUTUB
Abdullah Kuşlu
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Nevzat LALELİ
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    ANKARA 21.11.2008
İmsak
-
5:04
Güneş
-
6:33
Öğle
-
11:42
İkindi
-
14:13
Akşam
-
16:37
Yatsı
-
18:00
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008