|
|
|
Değerler Bilinmiyor
Necip Fazıl!.. Büyük bir sanatkar, büyük bir şiir ustası/üstadı.. Fakat her zaman olduğu gibi değer bilememenin azizliğine uğramış, hakkedildiği kadar faydalanılmamış ve hatta tanınmamış bir şahsiyet.. Yüze yakın (roman, senaryo, siyasi, islami ve fikir içerikli) eserlerinin bilinmemesi bir yana, ÇİLE isimli şiir kitabından dahi birçok kimsenin haberi yoktur. Bugün, muhafazakar okurların dışında ne bir lisede, ne de bir üniversitede üstadın adı dahi geçmemektedir. Bazen bir şarkı sözünde, bazen bir portrenin yanında yayımlanan, meşhur birkaç şiiri dışında, fark edilemeyen bir mütefekkir… Milli Görüş Camiası Necip Fazıl’ı Unutmuyor! Necip Fazıl’ı tanıyan, kabullenen, değerini bilen ve bildirmenin çabasını harcayan camiaların/kuruluşların sayısı da pek azdır. Bu konuyu dert edinen camiaların, önde gelenlerinden biri de Milli Görüş topluluklarıdır. Milli Gazete, Anadolu Gençlik Derneği, önceleri Milli Gençlik Vakfı ve Milli Görüş anlayışına sahip diğer dergi, dernek, yurt ve vakıflar her yıl Necip Fazıl’ı “Üstadımız” diyerek anmakta ve anlatmaktadır. Her yazının bir köşesinde, her programın bir bölümünde Necip Fazıl’dan bir şiir, bir fikir destesi sunulur. Peki, Büyük Doğu Yayınları Ne Yapıyor? Fakat ne hazin ki, bu konuya destek olması gereken kişilerin ya da kuruluşların köstek oldukları görülür. Büyük Doğu Yayınları, bugün Necip Fazıl’ın eserlerinin basımını yapan ve satan tek kuruluştur. Bu konuda tekel durumunda olduğu için, kitaplarını istediği şekilde bastırmakta ve dilediği fiyattan pazarlamakta. Birçok yayınevi ve okur, eserlerin fiyatlarından yakınmasına rağmen, sonuç değişmeyecektir. Çünkü eserlerin sahibi yaşamamaktadır ve eserler tekeldedir. İşin tuhaf yanı; Büyük Doğu Yayınları, Necip Fazıl’ın oğlunun elindedir. Birçok şairde olduğu gibi… Büyük Doğu Yayınları bu kadarla da kalmıyor! Necip Fazıl’ı üstad bilip, adeta O’nun mücadelesini veren bir camianın lideri için de büyük bir ihanette bulunuyor. Açmış oldukları necipfazıl.com internet sitesinde, Necip Fazıl’ın, Milli Görüş lideri Necmettin ERBAKAN hakkında ne kadar ithafı varsa güzel bir derlemeyle sunuluyor. İşte o arz-ı endam edilen ithamlardan bazıları: “Fakat bu kalblerin aşk, vecd, hikmet, irfan ve hamle sermayesi olarak hiçbir nasibe mâlik bulunmadıklarını bir laboratuar katiyetiyle iddia edebilirim.” “Toplantı sonunda ona eller uzandı. O da ellere uzandı; ve kafaların üzerinde önceden peylenmiş bir katıra binercesine, gayet rahat ve pişkin, yerleşti. Bana da aynı muameleyi göstermek isteyen elleri nefretle ittim.” “Bir gün de kendi evinde, yine etrafında yakınları, şöyle bir lâf ettim: - Sizde bu dâvanın gerektirdiği ilim, irfan, aşk, fedakârlık, zekâ ve ahlâk gibi şartlardan zerre bile göremiyorum!” “Bir kerecik olsun, vecd halini görmediğim... Bir kerecik olsun, içinden, yanık bir sesle "Allah" dediğine şâhit olmadığım... Bir kerecik olsun, gözyaşı istîdadından çehresinde bir ize rastlamadığım... Zoraki bir nezâket ve tevâzu galvanizi altında her defa en sert bir benlik kayasına çarptığım... ”İnsan avlamak ve aldatmakta ve hislerini gizlemekte deha çapında beceriksizliğini kaydettiğim... Sözüne ve randevusuna sadâkatten yana korkunç başıboşluğunu her temasımda gördüğüm... Allah'ın bazı nasipsiz kullarına yakıştırdığı mekanik hareketlerle namaz içinde namazı kaybettirdiği ve ondan ruhuna hiçbir sızıntı geçirtmediği ve gözüne madde ötesi bir dünya göstermediği bu zat...” ”Bu, nefs murakabesinden mahrum... Bu, ihlâs ikliminden mehcur... Bu, sadece dış âlâyişlere meftun ve enâniyetinden mes'ut zat...” “Onu bu mikyasta ele alışımız da, adım başında rastlanabilir basit şahsiyetinin değerinden değil, kıydığı İslâm dâvasının kıymet ve ehemmiyetinden geliyor. Bu zat hakkında hüküm hülâsası şudur ki, İslâm düşmanları dine fenalık mevzuunda fabrikaya adam ısmarlasalar bu zattan daha elverişlisini bulamazlar...” “Beni görmeye gelen Erbakan'ın her zamanki yüzsüz tebessümüyle bana uzattığı elini reddediyor ve diyorum ki; - Siz, kendi dâvanızın en büyük cürüm saydığı yalancılığı ve yalancı şahitliği, hem de Allah yolunda gittiğiniz bir insana karşı irtikap edebiliyorsunuz!” Bu kadar itham ve hakarete mükabil Necmettin ERBAKAN ne cevap vermiştir? Elbetteki sadece saygı ile sükut… Ki Necmettin ERBAKAN, bugün dahi Necip Fazıl’ı her laf arasında anmakta ve “üstad” diye söz etmektedir. 'Ben'lik Zaafı Birçok şairde olduğu gibi Necip Fazıl’ın da benlik zaafı ön plandaydı. Tasavvuf mütefekkiri olmasına rağmen, bu zaafını yenememişti. Gerek konuşmalarında ve gerek yazılarında bu benlik aşikârdı.. Bu kısmını bir örnekle www.necipfazil.com sitesinden alıntı yaparak Necip Fazıl’dan okuyalım: “Evvelâ "Millî Gazete" isimli bir organ kurdular. Ben henüz ümidimi ve doğrultulmaları ihtimalini yitirmemiş olduğum için, bana hiçbir şey sorulmadan ve tecrübelerimden faydalanmaya yanaşılmadan kurulan gazeteye…” Bu denli zaafı olan bir kişinin, kendisinden daha fazla ilgi gören ve fikirlerini kağıt ve konferans salonlarında bırakmayan bir lideri kabullenmemesi doğaldı. Bunun sonucu olarak da elbette hakkında olumsuz şeyler söyleyecekti (ki Necip Fazıl kolay kolay kimseyi –hak etse de etmese de- övmemiştir). Doğal olmayan durum ise: Büyük Doğu’nun Maksadı: Necip Fazıl’ın, Milli Görüş lideri Necmettin ERBAKAN hakkında katiyen hak etmediği, benlik dolu ithamları Büyük Doğu Yayınları aracılığıyla öğrenilmiş oldu. Ayrıca, site sahipleri eklemiş oldukları resimlerde de, hassas ve seçici olduğu görülmektedir. Erbakan Hoca’yı küçük düşürmek maksatlı eklenilen fotoğraf, istenilenin aksine, Erbakan’ın mütevazılığının, Necip Fazıl’ın da benlik zaafının fotoğrafıdır. ![]() Ayrıca, sitede dahi mason olmasından söz edilen Demirel’in Necip Fazıl ile birlikte yer aldığı fotoğrafta da, seçiciliğe devam edilmiş. Aslında seçmiş oldukları bu iki resim bile Büyük Doğu Yayınları hakkında bir şeyler ifade etmektedir. ![]() Şimdi! Büyük Doğu Yayınları’na birtakım sorularımız olacak: Necip Fazıl ve Erbakan’la ilgili yayınlamış olduğunuz sayfada amacınız nedir? Bu yazılardan Necmettin ERBAKAN leke dahi almayacağına göre, amacınız Necip Fazıl’ın bir zaafını ortaya koymak mı? Yoksa Necip Fazıl’ın, tamamı –aşikar olarak- abartılı ve nefsi bir arzunun eseri bu cümlelerle, -Muhammed KUTUP, Fethi YEKEN ve daha birçok İslam bilgininin övgüyle söz ettiği, hatta sevmeyenlerin bile yeri geldiğinde hakkını teslim ettiği- Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın hakkında hak etmediği ithamlarda bulunarak, düşmüş olduğu hatayı, gün yüzüne mi çıkarmak? Büyük Doğu Yayınları’nın yayımlamış olduğu kitapların büyük bir bölümü Milli Görüşçüler tarafından satın alınmaktadır. Buna mukabil, Milli Görüş liderine ve camiasına bir -ihanet edercesine- yayında bulunmak nasıl bir ruh halinin eseridir? Sınırlı sayıda ve yüksek fiyattan kitapları olan yayınevinizin satışları yetersiz geldi de, reytinge mi ihtiyaç duymaktasınız? Marmarahaber.net/özel haber
.117 |
![]() | ![]() | [1] 2 | ![]() | ![]() |



