SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
Soylu'dan merak edilenler
07 Mayıs 2008 Çarşamba 11:29
Demokrat Partide neler yaşanıyor? Yeni genel başkan hükümet ve parti hakkındaki görüşler için ne diyor?



haber3.com'un roportajı
 
22 Temmuz seçimlerinin ardından darmadağın olan Demokrat Parti (bir önceki ve daha bilinen adıyla DYP) şimdilerde ayağa kalkma çabasında. Seçim öncesinde ortalığın toz duman olduğu partide şimdilerde sular sakin.. Menderes’in, Demirel’in, Çiller’in yönettiği “Kırat” gemisinin kaptan köşkünde artık Süleyman Soylu oturuyor. Peki Soylu neler yapıyor, partide neler oluyor? Genel Başkan Haber3.com’dan Onur Özer’in sorularını yanıtladı:

- DP’de şu anda neler oluyor? Bildiğim kadarıyla bir teşkilatlanma ve hazırlık süreci var?
Seçim sonrası 6-7 ay belirsizlik süreci yaşayan partinin toparlanması için bir çalışma ortaya koyduk. 6 Ocak’ta kongre, 8 Ocak’ta görevi teslim almam ve sonrasında geçen 4-5 aylık bir süreç.. Bu sırada bir durum tespiti yaptık. Nasıl bir yol haritası ortaya koymamız lazım ona baktık. Türkiye’yi ölçtük, kendi teşkilatlarımızı ölçtük. Önümüzdeki 4-5 yıla yönelik bir mali portre hazırlıyoruz. Biliyorsunuz Hazine yardımı alamıyoruz. Yerel seçimlere yönelik ciddi bir çalışma yapıyoruz. Partiye bir yerel yönetim karakteri koyabilecek bir anlayış üzerinde çalışıyoruz. Arkadaşlarımız 81 vilayeti gezdiler, onlar bir takım raporlar hazırlıyor. Bu sırada Türkiye’yi takip ediyoruz.

Bu arada Beyaz Yürüyüş’e başladık. İlk periyodu bitiyor..
- Kongreye kadar mı sürecek?
Hayır, kongreyle alakalı değil.. Türkiye’ye genel olarak Demokrat Parti’yi anlatmak, Kırat’ın yeni bir siyaset anlayışıyla yeniden sahada olduğunu, “ötekisi” olmayan demokratik bir siyaseti öncelediğini anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de bu iş anlaşılana kadar devam edeceğiz..

- Seçim öncesine dönersek, başarısız bir birleşme çabası oldu. Ve bunun sonuçları ortada.. Sizce buradaki temel sorun neydi, iki partinin ve merkez sağın birleşmesi neden gerçekleşemedi?
Bana göre en önemli problemlerden bir tanesi karşılıklı güvensizlik. Bununla beraber siyasette iki partiyi bir araya getirmek ve birleştirmek zor da bir iştir.. Siyasette birleşmeler bir ruh birleşmesi olmalıdır. Yani birbirilerinin herşeylerini kabul eden bir birleşme olmalıdır. Malesef seçim sürecine yönelik olarak algılandı. Zannediyorum karşılıklı değerlendirmelerden sonra rbirilerini tam hazmedememiş iki siyasi organizasyonun birbirilerini kabul edememesi haline geldi. Zannediyorum bir iletişimsizlik problemi de oldu. Ben çok derinliğine bir tahlil yapmak istemem..

“ANAVATAN-DP BİRLEŞMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”
- Şu anda da bir birleşme çalışmasına dair haberler alıyoruz?
Evet.
- Ama çok gizli ?
Bunun bir kere başarısızlığa uğraması bizi korkutmuyor desek yanlış söylemiş oluruz. Tabanımızın ve halkımızın bir kere daha böyle bir hayalkırıklığını yaşaması, partimize verilen kredinin, itibarın tekrar ortadan kaldırılması anlamına gelir. Ne kadar verdiyse..
Bir sicil bozukluğu var. Bunun ortadan kalması gerekir. İyi niyet ve samimiyetle böyle beyanlarımız var. Muhataplarımızın da öyle olduğuna inanıyorum. Bu tip değerlendirmeler sürüyor.
- Halen sürüyor diyebiliyor muyuz? Çünkü haberler geçiyor “Yine suya düştü” şeklinde..
Sürüyor. İki buçuk aydır aynı periyodta devam ediyor. Netice itibariyle, bunun sadece DYP-ANAP birleşmesinden ziyade bir başlangıç, bir “alan açılımı” olması gerekir. Yani Türkiye’ye yeni bir siyaset dalgası getirebilecek bir anlayışı sürdürülmesi gerekiyor.
- Bu konuda şu anda Sayın Mumcu’nun yaklaşımı nedir ?
Çok olumlu, çok.
“EN DEMOKRATİK PARTİ” İDDİASI
- “Türkiye’deki siyasi partiler içinde bir demokrasi mevcut değil” diyorsunuz ve “Türkiye’nin en demokratik partisi olacağız” iddianız var..
Doğrudur.. Sistem kuracağız. Partinin tüzüğünü ona göre değiştireceğiz. Partide herşeyi şeffaf bir şekilde ortaya koymaya çalışacağız. Yapılması gereken şey demokratik bir partiyi parti içersinde tanzim edip bir sistem oluşturmak. Bunun için ön seçim bu metodlardan bir tanesi.. Partideki kadın siyasetçilerin siyaset yapabilmek kabiliyetinin arttırması bunlardan bir tanesidir.. Partinin yetkili kurullarında, teşkilatlarında demokrasinin yeniden işlemesinin sağlanması bunlardan bir tanesidir. Bunların hepsini yapmak zorundayız ve iktidara geldiğimiz zamand a bizim kendi tüzüğümüzde yaptığımız değişiklikleri Siyasi Partiler Kanunu’nda ve Seçim Kanunu’nda dönüştürmek de bizim görevlerimizden bir tanesidir..

  (Demokrat Parti Genel Başkanı, sorularımızı içtenlikle yanıtladı)

“1 MAYIS’TA YERSİZ BİR GERGİNLİK OLUŞTU”

- Özgürlükler konusuna gelirsek.. Türban konusunda özgürlükçü vurgularda bulunan hükümet, aynı özgürlükler hassasiyetlerini 1 Mayıs’ta göstermediği yönünde yorumlar var..

Ben 30 yılı aşkın paranoyalarla devletin idare edilemeyeceğini düşünenlerdenim.. Elbetteki orada güvenliği sağlamak hükümetin ve devletin görevidir. Yani insanlar gelseler, bunu bir bayram şekilde, Türkiye’nin de bu gergin atmosferinde kutlama şansına sahip olabilseler. Ve hükümet bunu sağlayabilse.. Demek ki hükümet bunu sağlayamayacağını düşündü.

Bu başarısızlıktır, düşündürücüdür. Sendika başkanlarımız sağduyulu insanlar, hepsini uzun yıllardan beri Türk kamuoyu da tanır. Aşırılıkları söz konusu değildir. Bu konuda 1 Mayıs’la alakalı sebepsiz ve yersiz bir gerginlik oluştuğunu düşünüyorum. Eğer bildikleri birşey varsa bunu o sendika başkanlarıyla daha önce paylaşmaları gerekirdi. Yani elbetteki bu tip kalabalık topluluklarda provakasyon olabilir. Çağlayan’ı veriyorsunuz, Çağlayan’da da olabilirdi..

- Bir mutabakat oluşturulamadı yani ?

Evet, bir mutabakat oluşturulması lazımdı.. Bunun sağlanamaması yine hükümetin ortaya koyduğu davranış biçiminden kaynaklanmaktadır.

- Yeni bina projeniz var sanırım..

Akay’a geçiyoruz. Geçişimiz Haziran sonu gibi gerçekleşecek gibi gözüküyor.

DEMİREL NEDEN DP’Yİ KONUŞMUYOR?

- Süleyman Demirel’le temasta mısınız?

Dönem dönem görüşüyoruz.

- Siyasi gelişmelerle ilgili çokca yorumlar yapan Sayın Demirel, siz ve yenilenen DP hakkında hiç konuşmuyor. Sizce neden?

Sayın Cumhurbaşkanı tecrübeli bir devlet adamı. Siyasal süreci yıllarca çok mahir bir şekilde hep takip etmiştir. DP’nin genel başkanı yeni seçilen bir genel başkan. O kendi üslubunu bir ortaya koyacak ki, kendisi de ona göre bir değerlendirme ortaya koyacak. Bizim partimizin 1980-1991 arası yapmış olduğu demokrasi mücadelesinin önderidir. Elbette ki kendi büyüttüğü ve emek verdiği partiyle ilgili değerlendirme yaparken çok tedbirli olması doğaldır.

“ÇİLLER GELMEK İSTERSE BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR!”

- Tansu Çiller’in “Ana-oğul birlikte çalışacağız” sözünü biliyoruz. Tansu Hanım’ın yeniden siyasete döneceği iddiaları sürekli taze duruyor. Çiller’le bir ortaklığınız var mıydı yada var mı?

Biz Sayın Çiller’le birlikte çalıştık. Ve bu kongre öncesinde de Sayın Çiller özellikle gençlerin siyasette rol almalarına yönelik bir isteğini bana da kamuoyuna da defalarca söyledi. Elbetteki Sayın Çiller’in bizimle olan diyalogu dün de bugün de olumludur. Yarın da olumlu olacaktır. Tabii Türkiye’de siyaset zemini, şartları, konjonktürü sürekli değişiyor.

Bir kere “emanetçilik” yaklaşımı benim açımdan incitici oluyor. Sayın Çiller kendi bilgisini becerisini ortaya koymak isterse bunu bize söyler zaten. Başımızın üzerinde vardır. Ben Türkiye’nin bugünkü kaos ve kavga görüntüsünden şikayetçiyim. Kendim o kavga görüntüsünün içinde olmam. Sayın Çiller’le bu meseleleri en iyi konuşacak adam benim.

- Çiller geri dönmek isterse, “parti için, millet için bir adım geri atarım” gibi bir yaklaşımınız olur mu?

Ben bunu söylüyorum; Sayın Çiller gelmek isterse başımızın üzerinde yeri vardır. Ben onu söylüyorum zaten.. Bir parti genel başkanının söyleyebileceği en ileri söz budur. Çünkü ben bir kurum idare ediyorum. Türkiye’nin en köklü siyasi geleneğini bana teslim eden kongredir. Ama elbetteki bu ülkede başbakanlık yapmış, partimizin gelen başkanlığını yapmış, Sayın Çiller’in “ben dönmek istiyorum” dedikten sonra başımızın üzerinde yer var. Çok açık, yani net.

“TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİDECEK!”

- Geçenlerde bir erken seçim önerisinde bulundunuz. Türkiye’deki kriz ortamından çıkış için gereğinin erken seçim olduğunu söylediniz..

Kesinlikle.. Türkiye ara rejimdedir. Benim için demokrasinin korunması ve kollanması önemlidir. Demokrasiye herhangi bir zarar gelmemesi önemlidir. Ancak şu anda bugün benim görebildiğim kadarıyla iktidar partisi ile muhalefet partisi kendi hesaplarını yapmaktadır. Ben de demokrasinin yara almamasının temini için, demokrasinin herkese lazım olacağına inandığım için, yapılması gerekilen şeyin “bu krizden çıkışın başka yolunun olmadığının” bilinmesidir. Yoksa, DP şu kadar oy alacak gibi bir kaygımız yok. Demokrasi kaygısı içinde bunu söylüyorum. Göreceksiniz, Türkiye bu noktaya (erken seçim için) bir şekilde girecektir. Gitmezse bunun da bedelini ödeyecektir.

Demokasilerde seçimlere “bir şeyi değiştirir mi” diye bakılmaz. Bir çözümsüzlük olunca, sistemin yeniden kendini test etmesinin yolu kanaatler değil bunu yolu seçimdir.

“DAVA AKP’YE PEK YARAMADI. İNŞALLAH KAPATILMAZ!”

- Parti kapatmaya karşısınız..

Biz partilerin millet tarafından açılıp kapatılmasından yanayız. Millet AK Parti’ye yönelik gerekli reaksiyonu göstermeye başlamıştı. Sokaklarda sosyal güvenlik yasasına karşı bir eylem ortadayken, insanların bu konudaki hükümete yönelik çeşitli eleştirel yaklaşımı ortadayken, gündemi değiştiren bir şey ortaya çıkmıştır.

- Peki dava AK Parti’ye yarar mı?

Bana göre 27 Nisan süreciyle bu süreç karıştırılmamalıdır. Yani halkta gördüğüm kadarıyla, bu davanın AK Parti’ye çok yararlandığını söyleyemem.

- Peki bu iddianameyle ve bu savunmayla AK Parti kapatılabilir mi?

Türkiye’de genel olarak AK Parti’nin kapatılacağına yönelik bir kanaat hakim.. Yani kendilerinde ve AB’de de hakim.. Ama yargı süreci tamamlanmadan bizim böyle bir şey söylememiz çok doğru olmaz. Ben ancak kapatılmaması konuda iyimser bir şekilde dileklerimi bildirebilirim. İnşallah kapatılmaz.

- İddianameyi nasıl görüyorsunuz? Güçlü mü yoksa AK Parti’nin dediği gibi zayıf ve yanlışlarla mı dolu?

AK Parti’ye yönelik ortaya atılan iddianame bana göre siyaset alanını daraltmaktır. Bir siyasi partinin kapatılmasına yönelik yöntem ortaya koyulmaya çalışılırsa bir çok dayanak bulunabilir. Ama ben böyle bir iddianameyle bir partinin kapatılmasının çok doğru olduğunu düşünenlerden değilim.. Hiç gerek yoktu! İhtar verilebilirdi.. Sayın Erdoğan’ın sözüyle söylüyorum; Velev ki demokrasiler suistimal dahi edilse, bu iş demokrasiyle çözümlenmelidir.

- Meclis’te şu sırada Demokrat Parti’ye yakın ve dirsek temasında olduğunuz isimler var mı?

Elbetteki dostlarımız ve yıllarca beraber siyaset yaptıklarımız var. Ama bir dirsek teması olarak nitelendirmek arkadaşlarımızı töhmet altında bırakır. Biz ölü soyucu değiliz. AK Parti’nin kapatılmasından menfaat kazanmaya çalışan bir parti değiliz.

- Seçimden önce DYP, DP adını aldı. DYP ismine geri dönülebilir mi?

Hukuken şu an mümkün değil. DYP adı altında bir başka parti var..

“ÇOK PARTİDEN TEKLİF ALDIM. AKP’Yİ İSTEMEDİM, İNANMADIM!”

- AKP’de hiç siyaset yapmayı düşündünüz mü?

Çok teklif geldi hiç istemedim. Ama bu konuda, AKP’nin kurulduğu günden bu yana demokrasi anlayışına hiç inanmadım. Biz onların, demokrasiyi sadece kendilerine bir koruma kalkanı görerek siyaset yaptığını düşünüyoruz.

Ancak başka siyasi partilerden de teklifler geldi. Tabii, 2002 ile 2007 arası Sayın Ağar ve ekibiyle birlikte değilsiniz, dışındasınız. Genç birisiniz. İnsanlar bir takım cazibeli tekliflerle önünüze gelebilirler. Geldiler ve o zamanlar bunlara teşekkür ettim.

- MHP’den geldi mi peki?

CHP hariç her siyasi partiden geldi..

- Türkiye’nin içinde bulunduğu son durumu ele alırsak, sizce hükümetin en büyük yanlışı, hatası ne oldu? Bir çok insan kırılma noktaları gösteriyor. Sizin bu konuda değerlendirmeniz nedir?

AKP son seçimlere kadar kırılma noktası içeren ciddi bir hata yapmış olsaydı %47 oy almazdı. Hata baştan beri AKP’nin yönetme tarzından kaynaklanmaktadır. Ama bu %47’den sonra ortaya çıkmıştır. AKP baştan beri Türkiye’yi iyi algılayamayan, ekonomiyi, sosyal ve siyasi hayatı iyi örtüştüremeyen bir anlayışla Türkiye’yi yönetmiştir. Ve AKP ideolojik yaklaşımlarından bir gün olsun kendisini kurtaramamıştır.

- Mustafa Sarıgül “2010’da Başbakanım” diyor. Sizin buna benzer bir iddianız var mı?

Yaşarsak görürüz. Allah uzun ömür verirse.. Sayın Sarıgül’e de saygım var. Allah kolaylık versin. İddiasına da önem veriyorum.. Ama DP kurulduğu günden bugüne kadar hep iktidar alternatifi olmuştur. Her girdiğimiz seçimde hedef iktidardır. Demokrat Parti ilk girdiği seçimde iktidar alternatifidir.

 
.117

 

Bu haber toplam 1672 defa okunmuştur
Diğer Başlıklar

    » Piyasalar
$ USD
1.5280
€ Euro
2.0840
IMKB
27.988
Altın
41.57
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Adem KAHRİMAN
Araştırmacı/Sosyolog-Yazar
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimler de hangi partiye oy vereceksiniz?
    AK PARTİ
    BBP
    CHP
    DP
    DSP
    DTP
    MHP
    SP
    ANKARA 06.01.2009
İmsak
-
5:32
Güneş
-
7:04
Öğle
-
12:01
İkindi
-
14:24
Akşam
-
16:47
Yatsı
-
18:11
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008