|
Onun için bu ayak bu yeryüzünde kibirlenerek, çalım satarak, insanlara hava atarak yürümemeli. “İsra” suresinin 37’inci ayetinde “Yeryüzünde böbürlenerek yürüme” buyuruyor. Kim kime böbürlenecek? İşverenin ayağında on parmak olduğu gibi, işçinin ayağında da on parmak var. Gören göz, gülen yüz, veren ve seven el, bal gibi dil ikisinde de var. Buna rağmen biri böbürlenerek yürüyecek olursa aklından zoru var demektir. Saltanat sahibi biri yolda yürürken herkes ona saygı duruşuna geçiyormuş. Adamın biri oturduğu yerden kıpırdamamış. Kibirli adam: – Beni tanımadın mı? Adam: – Tanımaz mıyım. Evvelin bir damla su, sonun bir avuç toprak. – Sen şimdiki halime bak. – Neyine bakayım şiş karnına bıçak atsam gübre dökülür. Sırtındaki kürke gelince onu hayvanın biri on sene giydi, hayvanlıktan kurtulamadı demiş. Es’at Muhlis paşa da: “Ne Sal iledir ne mal iledir Beyim ululuk kemal iledir” Büyük insan olmak için yaşın büyüklüğü veya malın çokluğu değil olgun insan olmakladır. Elektriği olmayan billûr avize ne kadar çalım atarsa atsın gece karanlığında yüzüne bakan olmaz. Billûr avizenin güzelliği ışığıyladır. İlim, insanın süsü olur ama süksesi olmaz. Çünkü ilim arttıkça alimin tevazuu artar. Dalların meyvesi arttıkça dik başlılığı gider ve toprağa doğru eğilir. Aynı anda iki yere kulak vermemiz mümkin değil. Rabbimiz kendi kelamını dinlememizi ve de dinlediğimize uymamızı ister. Bizler de her gün yatsı namazından sonra “semi’na ve eta’na-işittik ve itaat ettik” diyoruz. (Bakara 286) Birileri çıkar da “Kur’an’a kulak verme beni veya bizi dinle” diyecek olursa biz bu dediğini bile duymayız. Biz kulağı yaratanın kelamına kulak veririz. O da bizi uyarıyor: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ardına düştüğünden sorumludur” buyurmuş. (İsra 36) Güneş olmadığı zamanlarda elektrik lâmbaları işimize yarar. Gün doğunca lâmbalar söner. Sönmese de onları gören olmaz. Göz güneşin ışığıyla doyunca lambadan haberi olmaz. Olunca da “püf” der. Allah kelamı yanında insanların sözleri güneş yanında yanan mum gibidir. Ya söner veya yanmaya devam eder ve yok olur gider. Kulaklarımız, gözlerimiz ve kalbimiz en değerli varlıklarımız. Onlara en değerli sözleri dinletelim, okutalım ve ezberletelim. Kulağımız sivri sineğin sazını da anlar ama gül gibi yerlerde bülbül dinlemeyi tercih eder. Gönül dünyamıza iki şerrin ehvenini misafir etmekten vazgeçelim. Gönlümüzü ve gönül verdiklerimizi yaratan Rabbimize gönlümüzü açalım.Mahmut Toptaş 108 |



