Haberin başlığı şu şekilde: “Sokakta mayo yasaklansın”.
Bu tür davranışların toplumda huzuru bozma potansiyeli olan davranışlar olduğunu iddia eden Arıkan, şöyle konuştu:” diyor ve haber bu şekilde devam ediyor.
Bahsedilen bu olayda bir iyi bir de kötü mevzu bahis.
İyi olan, bu tür ahlaki yozlaşmalar hızla ilerlerken içimizde sorumluluk almış birtakım kişilerin tepki koyması. Hangi partiden olursa olsun. Mühim olan doğru olanı savunmak ve yanlıştan uzaklaşmak için bir gayret göstermek.
Kötü olan ise toplumumuzu tümden yok edecek projenin içine hızla ilerliyor olmamız.
Biz Türk milleti olarak pek çok zaferlere imzamızı attık. Bu zaferlerin kaynağı ise kalbimizdeki imandan gelmektedir. İçimizdeki Allah korkusu (havf) ve sevgisi (reca) bulunduğu sürece Allah bize her zaman yardım edecek ve asla yenilmeyeceğiz. Bunu çok iyi bilen toprak ve din düşmanlarımız “Onların kalbindeki imanı ve ellerindeki Kuranı almadıkça bu milleti savaşarak asla yenemeyiz.” dediler. Padişah II. Abdülhamit’i (Allah ondan razı olsun) tahttan indirdiler, Osmanlı devletini yıkıp yeni bir devletin temelini attılar. Asıl olan bu milletin içindeki var olan bütünlüğü yıkmak ve küçük lokmalar halinde yutmak. Peki, bu nasıl olacak, az önce bahsettiğim gibi Ahlak ve Maneviyatımızı bizden yavaş yavaş söküp alacaklar. Bu çalışma 100 yıldır devam etmekte. Başarılı olmuyorlar da değil.
Haberimizin bu konu ile ilgi ve alakasını anlamışsınızdır. Bizleri imanımızdan uzaklaştırmak için hayâ, iffet, ar, ahlak vb. temellerimizden sarsarak yıkmak istiyorlar. Hatırlarsanız, önce başımızı açtılar. Nasıl, yavaaş yavaaş. Daha sonra eteğimizi kısalttılar. Nasıl, yavaaş yavaaş. Daha sonra “Bunda da ne var sanki” dedirttiler. Nasıl, yavaaş yavaaş. Bu şekilde devam etti. Ve hala devam ediyor kültürel ve ahlaki yozlaşma.
Peki, bu hızlı dejenerasyonun devam ettiği süreçte biz Müslüman Türkler ne kaybediyor ve ne kazanıyoruz?
Kazancımız “Demokratik, çağdaş ve sürekli ilerleyen bir toplum olmak!!!”
Kaybettiğimiz o kadarda önemsenecek bir şey değil!!! Sadece “Ahlak ve Maneviyat”.
***
“Her geçen gün etek boyu kısalıyor.” Bu tarihi bir cümle oldu. Artık etek diye bir şey kalmadı. Kadının da erkeğin de ar damarı diye bir damar kalmadı. Çocuklarımızın internet cafe lerden öğrenmediği bilgi kalmadı.
Ne yazık ki bu haberi duyanların yazmış olduğu yazılar içler acısı. Bir zamanlar helâlı - haramı ayırt edenler bu gün “ne olacak canım” diyorlar. Bir tek saç telini gösteren ve görenler Allahtan korkup tövbe ederken şimdi “gidin Arabistan’a” diyorlar. Daha neler neler.
Bu haberin yorumunu birkaç kişi den okuyalım, bakalım ne diyorlar:
“Turizm'i baltalamak gibi bir karar olur bu. Resmi daire, banka ve bu gibi yerler için yasak olabilir belki ama insanlar otelden plaja ya da plajdan otele mayo ile gidebilmelidir. Bundan rahatsız olanların kendi rahatsızlıkları vardır. Türk insanı her mayolu için sapık düşünceler üretecek kadar hasta değildir. Gerçi ben kendi ailemden kimseyi böyle gezdirmem ama bırakın bu kararı da onlar kendi versin....”
“Alanya turistik bir bölge bırakın insanlar istedikleri gibi dolaşsın rahatsız oluyorsan sen git ne işin var turistik bölgede...”
“Türkiye’nin sorunu formda bayanların az olması..Tamam Mayo ile gezilmesi yasak olsun..Ama Mayo yada bikini ile Oturulması serbest olsun..sizde caddelere oturak ve banklar koyun..gezmesinler ama oturmak serbest olsun:)...”
“Hilmi abi galiba kendine güvenemiyor. Herhalde baktığı zaman içi gıdıklanıyor. Hâlbuki o turiste insan gibi baksa yasağa gerek kalmaz. Bü tür yasakları getirenler kendi nefislerine güvenemeyen insanlardır. Gönül adamı ol Hilmi abi ....! Adamın niyeti kötüyse açık kapalı farketmez. Meclis üyesi olmuşsun ama halen daha boşsun, şu memleketin haline bak...”
Bu yorum sahibi kendine çok güveniyor herhalde.
“erkekseniz yasaklayın bende çırılçıplak gezerim o zaman...”
İşte böyle, çok daha farklı yorumlar var.
Bu haberi ve yorumları okuyunca aklıma şu dörtlükler geldi.
Bu Cennet vatan banamı yoksa gâvura mı kalacak?
Yavaş yavaş ahlakım ve maneviyatım yok olacak
Madem onların ahlaksızlığı beni sarıp sarmalayacak
Çanakkale’de ne için öldüm, var mı bunu anlatacak?...
Biz hala oturup bekleyelim Kıyametin kopmasını.
Kıyamet koptuğu zaman anlarız hanyayı, gonyayı.
Gelişeceğiz, çağdaşlaşacağız diye soyunup duranı,
Göreceğiz CEHENNEM de nasıl yandığını....
Madem rahatsız olmuyorsun bu çirkeflikten
Sen defol git benim bu güzel cennetimden
Benim soyum geliyor Adem (a.s)in neslinden
Sen ne tür bir varlıksın anlamıyorum dilinden.
Vatanımızda tesettürlülere garip bakar olduk,
Çırılçıplak gezeni başımıza tac yaptık durduk,
Güzel ahlakı ile yaşayanı kamçılar olduk,
Bu değilmi çifte standart, biz ne olduk?
Selam ve dua ile…



