Bu hain saldırılara karşı annelerimizin çektiği acıyı hiç birimiz anlayamayız. Kesinlikle, mutlak olarak anlamamız gereken bir tek nokta var, o da şu; Neden, bu vahşeti durdurabilecek gücümüz varken hâla yavrularımız pisipisine şehit oluyorlar?
Ordumuzun elindeki imkânlar, PKK denilen it sürüsünü 3 saatte yok edebilecekken, senelerdir bu terörü engelliyememeleri aklıma farklı sualler getirmektedir. İlk olarak aklıma takılan şüphe; Başımıza geçen siyasiler, hükümetler, politikacılar vesaire güruh ordu üst düzey yöneticileri ile el ve gönül birliği oluşturarak çok rahat bu terörü ortadan kaldırabilirler ama seneler oldu sonuç negatif. Acaba bu üst düzey kesimin korktukları bir şey mi var? Bu şey ülke(ler) mi?
Çok açık ve net bilmekteyiz ki PKK’yı besleyen amerikanın ta kendisidir. Ve çok ilginçtir ki PKK’nın kullanmış olduğu silahlar amerikanın malı olduğunu bildiğimiz halde bu ülkeyi kendimize müttefik ilan ediyoruz. Arkamıza alarak kendilerinden ümit beslediğimiz ülkelerin birçoğu PKK’yı terör örgütü olara kabul etmiyorlar. Dünkü basın açıklamasında Tayip Erdoğan şunları söylüyor: “PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmeyen ülkelerle bizim hiçbir ilişkimiz olamaz.” bu sözler çok doğru ve arkasında olduğumuz cümleler. Peki, neden üslerimiz amerikan uçaklarının istekleri doğrultusunda kullanılıyor? Sınırlarımızdan geçen silahlar kimden kimlerin eline veriliyor?
Barzani ve Talabani daha düne kadar neydiler ki şimdi kendilerini ne zannediyorlar Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız bu vasıfsızları adam yerinemi koyuyor. Tayip Erdoğan’ın geçen hafta içi açıklamalarında söylediği söz çok garibime gitti doğrusu. Nedir o; PKK’nın önde gelen üç ismin Irak içerisinde nerede olduklarını çok iyi bildiğini ve kendilerine onların verilmesi talebi. Ne gerek var, git, al ve yok et.
Çözüm çok açık ve net: Dostu dost, düşmanı düşman bilmek ve sırtımızı gâvura değil Allah’a dayamak.
Yeter ki imanımız kalbimizde ve aklımız başımızda olsun.



