Kuran'ı yanlış yorumlama örnekleri
1 - Cennette şarap içilmesi
Bir kısım akılsızların Kuran'da, güya çelişki olarak göstermeye çalıştıkları konulardan biri, şarabın dünyada haram kılındığı halde neden Cennet'te bir ikram olarak sunulduğudur. Bu tür bir anlayış eksikliği Kuran'ın geneline hâkim olmamak, akledememek, art niyetli ve ön yargılı bir bakışa sahip olmaktan kaynaklanmaktadır.
Birincisi, Cennetteki ikram edilen şarap ile dünyadaki şarabın farklı özelliklere sahip olduğunu ayetten anlıyoruz:
"Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler ki bundan ne başlarım bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları gelinir." (Vakıa Suresi, 18–19)
Cennet'te sunulan, dünyadaki içkinin olumsuz etkilerinden arındırılmış bir içecektir. Birtakım ayetlerde dünya içkisinin ne kadar pis ve murdar bir şey olduğu bildirilmektedir: (Bakara Suresi, 219), (Saffat Suresi, 45–47),
"Ev iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Maide Suresi, 90–91)
İkincisi, Arapça da alkollü içecek anlamına gelen kelime "hamr" sözcüğüdür, "şarap" kelimesi "şerebe" kökünden türemiştir ve her türlü alkolsüz içecek anlamına gelir. Cennet ayetlerinde geçen "şarap" kelimesinin Türkçede kullandığımız şarapla bir ilgisi yoktur.
Nahl Suresi'nin 67. ayetinde şöyle buyrulur: "Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz..." Ayette övülen içki değil, hurmaların ve üzümlerin bizzat kendilerinin güzel rızıklar olduklarıdır. Yani aynı nimet, amaca göre hayır ya da kötülük haline getirilebilir, helal ya da haram yönde kullanılabilir.
İşte aklı kör, kalbi katranlaşmış bazı insanlar bu ayetlerin yorumunu nefislerine göre yorumlamaktadır ve insanlığın arasına fitne fesat yaymaktadır. Nitekim yukarıdaki ayetin devamında, "... şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır." (Nahl Suresi, 67)
2 - "Domuz eti bugünkü sağlık koşullarında yenebilir" denmesi
Domuzun özelliklerini kısaca hatırlatalım; Kendi pisliğini yiyen bir hayvandır. Bu hayvan bünyesinde çok fazla miktarda antikor, çok yüksek dozda büyüme hormonu üretir. Domuz eti fazla miktarda kolesterol ve lipid içerir. Bu saydıklarımız, domuzun insan sağlığına zararlı olan özelliklerinden birkaçıdır. İnsan kalbine yerleşerek ölüme neden olan "trişin" mikrobu domuz etinde mevcuttur.
Görüldüğü gibi tüm bu sebepler domuz etinin Müslümanlara yasaklanmasının ne kadar çok hikmeti olduğunu göstermektedir. Şunu unutmayalım ki, bir şeyin haram kılınması için mutlaka sağlığa ya da insanlığa zararlı olması gerekmez. Örneğin, Bakara Suresi 173. Ayette Allah bize "Allah'tan başkası adına kesilmiş olan hayvanın eti size haram kılındı" emrini buyurmaktadır.
3 - Kıssaların masal sanılması
Kuran'da anlatılan bazı olaylar (kıssalar) insanlar için pek çok ibret, örnek, işaret ve mesajlar taşırlar. Bu ilahi hikmeti kavrayamayan kimseler kendilerini nasıl belli ederler:
"Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman; 'İşittik' dediler. İstesek, biz de bunun bir benzerini söyleyebiliriz. Bu, eskilerin efsanelerinden başkası değildir'." (Enfal Suresi, 31)
"Onlar 'Rabbiniz ne indirdi?' dendiğinde. 'Eskilerin masalları' dediler." (Nahl Suresi, 24)
Bu kıssalar sayısız ilahi hikmet içerirler; bunlardan bir kaçını şöyle sayabiliriz:
* Allah'ın müminler ve inkâr edenler üzerindeki, tarih boyunca işleyen ve değişmeyen kanunları göstermek.
* Müminlerin her devirde karşılaşabilecekleri olaylar karşısında nasıl hareket edeceklerine dair yol göstermek.
* Müminlerin şevklerini arttırmak.
* İnkar edenleri uyarıp doğru yola davet etmek ve bu davete uymayanların hüsranla biten sonlarını hatırlatmak.
* Kıyamete kadar Kuran'a uyan müminleri dünyada ve ahirette bekleyen güzel sonu müjdelemek...
Kuran'da anlatılan bu kıssalardan ders almayan akılları kıt olan insanlar bakın ne diyecekler:
"Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: 'Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık'."(Enam Suresi, 27)
4 - Kuran'ı diğer ilahi kitapların bir kopyası, taklidi sanma
Kuran, Allah'ın tüm insanlara uyarıcı ve öğüt verici olarak indirdiği, kıyamete kadar geçerli olan tek hak kitaptır. Bu hak kitaplar arasında benzerlik olması çok doğaldır. Çünkü sonuçta hepsi (Tevrat ve İncil'in tahrif edilmiş bölümleri ayrı tutarsak) Allah'ın sözüdür, hepsinin mesajı aynıdır.
Bu konu ile ilgili ayetlere bakacak olursak (Şuara, 196-197 Nisa, 131 Maide, 48 Yunus, 37-39 Araf, 157) Kuran ve önceden indirilmiş kitapların bir tek kaynaktan yani Allah tarafından indirildiği anlaşılıyor.
5 - Kuran'daki bilimsel gerçeklerin eski medeniyetlerin bilgilerinden derlendiği yanılgısı
Söz konusu iddiaya göre Peygamberimiz, Kuran içinde bahsedilen astronomi, embriyoloji, tıp gibi kavramları eski medeniyetlerin bilgilerinden almıştır. Bu iddianın ne kadar basit bir yalan olduğu hemen anlaşılıyor; Nasıl mı? Öncelikle Hz. Muhammed (s.a.s)'in tüm hayatı boyunca böyle bir araştırmaya girmediği herkesçe bilinmektedir. Peygamberimizin tarihteki gelişmiş uygarlıkların lisanlarını bilmediği ayan beyan ortadadır.
Kaldı ki, eski medeniyetlerden miras kalan tüm bilgilerin hepsinin doğru ve sağlıklı oldukları gibi bir durum da söz konusu değildir.
"Onlar hâlâ Kuran’ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer O, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı." (Nisa Suresi, 82)
"... Ve dediler ki: 'Bu geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır. "De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O. çok bağışlayandır, çok esirgeyendir'." (Furkan Suresi, 4-6)
Şu bir gerçektir ki, 20 yy. başlarında ortaya çıkmış olan bilimsel gerçekler, bundan 14 asır önce Kuran'da bildirilmişti.
6 - Kuran Araplara indirilmiştir yanılgısı
Hz. Muhammed (s.a.s)'in tüm insanlığa gönderilmiş bir peygamber olduğu ve Kuran hükümlerinden kıyamete kadar tüm insanların sorumlu olduğu pek çok ayette vurgulanmıştır.
"Biz seni ancak bütün insanlığa bir müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik. Ancak insanların çoğu bilmiyorlar. (Sebe Suresi, 28)
"De ki: Ey insanlar, ben Allah'ın sizin hepinize gönderdiği bir elçisiyim, ki göklerin ve yerin mülkü yalnızca O'nundur." (A'raf Suresi, 158)
Kuran neden Arapça inmiştir? Bu sorunun cevabı çok net olarak ayette zikredilmiştir:
"Biz her elçiyi, kendi kavminin dilinden başkasıyla göndermedik ki, onlara apaçık anlatsın..." (ibrahim Suresi, 4)
Fussilet Suresinde de (ayet 44) bu durum izah edilmektedir.
Kuran'ın Arapça olarak gelmesi başka kavimlere mensup kimselerin Kuran'dan sorumlu olmadıklarını göstermez.
7 - Allah'ın kendi zatı için "Biz" hitabını kullanmasını yanlış yorumlama
Arapçada "biz" zamiri yalnızca çoğul anlamı vermek için değil, büyüklük, heybet, azamet, yücelik, üstün makam ve mevkii vurgulamak amacıyla tekil şahıslar için de kullanılır. Karşımızdaki bir şahsa saygı ifadesi olarak "siz" dememiz de bu mantıktan ileri gelir.
8 - Kuran'da verilen örnekleri anlayamama
"Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, 'Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?' derler. Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. " (Bakara Suresi, 26)
Allah, Kuran'da bizlere vermiş olduğu örneklerle (sivrisinek mucizesi gibi) yaratmasındaki üstünlüğü göstermek istemiştir. Tabi ki anlayabilene. İnkâr eden akılsızlar ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış? " diyerek şaşırıp kalırlar.
9 - Kuran'daki tekrarları anlayamama
Farklı farklı ayetlerde Allah'ın varlığı, birliği, tevekkül, teslimiyet, dünya hayatının geçiciliği, Allah'ı zikretmenin önemi, şükür, infak gibi temel konular sık sık tekrarlanır. Bu vesileyle önemli konular insanların zihinlerinde, kalplerinde daha sağlam yer etmekte ve kalıcı etki yapmaktadır.
"Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?" (Rahman Suresi)
Bu gibi ayetlerin tekrarı kalpteki saygı dolu hayranlığı ve heybeti bir kat daha pekiştirir.
10 - Kuran'ın üslubunu anlayamama (meleklerin sözleri, müminlerin dualar...)
Kuran Allah'ın sözü olduğuna göre onda başkalarının sözlerinin yer almasının kendilerince çelişkili bir durum olduğunu düşünürler. Oysa bütün bu sözler müminler için bir ders, örnek ibret niteliği taşır. Kuran'da yer alan bu ifadeleri aktaran da Allah'tır. Dolayısıyla hepsi Allah'ın sözüdür. Örneğin: "Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen 'den yardım dileriz. " (Fatiha Suresi, 4)
SONUÇ
Yukarıda açıkladığımız konular gibi daha pek çok meselede (Altı günde yaratılış konusu - Haman ismi hakkında spekülasyonlar - Nuh tufanı hakkında spekülasyonlar vb.) kargaşa çıkaran bu akılsız insanların amacı Kuranı anlamak değildir. Gözlerinin önüne perde çekilmiş ve hakikati göremeyen bu insanlar, hisleri ile hareket ederek, Kuran'ı küçük düşürme çalışmalarında elbette ki başarısız olacaklar ve dahi olmuşlardır da.
Şunu unutmamak gerekir ki akılsız bir kimsenin İslam ve Kuran hakkında içine düşeceği çelişkilerin, tutarsızlıkların sonu yoktur. Kuran'ı anlamada ölçü SAMİMİYET ve AKIL’dır.



