"Ya açar Nazm-ı Celîl'in bakarız yaprağına,
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına.
İnmemiştir hele Kur'an, bunu hakkıyla bilin!
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fala bakmak için!"
Mehmet Akif Ersoy Müslüman mıyız? Elhamdülillah. O halde okumamız gereken, okuduğumuzu yaşamamız gereken, yaşadığımızı tebliğ etmemiz gereken kitap Kuran'ı Kerimdir. Kuran; bizim varlığımızın biricik şartıdır. Kuransız bir İslamiyet düşünmek, ruhsuz bir beden düşünmek gibidir.
Tarihi incelediğimiz zaman açıkça görmekteyiz ki; Kuran'ı anayasa kabul etmiş milletler, yeryüzünde bağımsızlığını elde ederek, ilmi ve ekonomik yönden büyük bir kuvvet haline gelmiştir. Ne zaman ki; devlet yönetimi ve halkın, Kuran'ı rafa kaldırması, o milletin haysiyetinin kalmamasına sebep olmuştur.
Kuran'dan uzaklaşmamız sonucu yeryüzündeki milletlerin peşinden sürüklenen ölü bir kitle olduk. Hâlbuki Cenab-ı Hak "Siz; insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz." (3/110) buyruğuyla biz müslümanların olması gereken makamı bildiriyor.
O halde Kuran'ı yaşayan bir kişi nasıl bir kul olur:
* Kuran bize bir hayat tarzı takdim etmekledir. Bu yaşam tarzı tamamen fıtrata uygun olmakla birlikte mutluluğun, huzurun, sevginin kısacası insanca yaşamanın sırrıdır.
* Kuran bize kendi özel diyalektiğini verir. Biz olaylara Kuran'ın perspektifi ile baktığımızda olayların sonucunu tahmin edebilir ve beklenen olay ortaya çıktığında apışıp kalmayız.
* Kuran hayatı dar çerçeveden değil de geniş açılardan görmemizi sağlar. Böylece, aleyhimizdeymiş gibi görünen olaylarda bile bir hayrın saklı olduğunu ve bizim dar ufkumuzun, bilgi vasıtalarımızın bunu kavramaktan aciz olduğunu öğretir.
* Kuran insanları maddî değerlerin köleliğinden kurtarır ve gerçek anlamda özgürlüğe kavuşturur.
* Kuran'ı yaşayan kişi; eşsiz bir direnme gücü kazanır. Baskı ve sıkıntılar karşısında eğilip bükülmez. Her olayın ardında saklı duran ilahi gücü bilir ve neticeyi ona havale eder.
* Kuran'ı yaşayan kişide ihtiras olmaz. Çünkü hırs, aşırı isteklerin ve tükenmez emellerin mahsulüdür. İnsan çalışır, sonucu Allah (c.c) verir.
* Kuran'ı yaşayan kişinin değersiz geçen bir anı yoktur. Şunu bilir ki, zaman kul için verilen en değerli hazinedir. Hazineyi çöpe atmak akılsızların işidir.
* Kuran'ı yaşayan kişi ölümden korkmaz. Çünkü ölüm onun için bir son değil, bir başlangıçtır. Hem de çok güzel bir başlangıç. "HAYAT, ÖLÜMLE BAŞLAR." M. Zahid Kutub
* Kuran'ı yaşayan kişi aşırı bir tutkuyla hayata sarılmaz. "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir." (6/32)
* Kuran'ı yaşayan kişi, Allah'ın verdiği nimetleri yersiz şekilde israf etmez. Bilir ki bu nimetlerin hepsinin hesabını verecektir. Bu nimetlerden yararlanırken de onları insanlığın ve varlığın hayrına kullanır.
*
* Kuran'ı yaşayan kişi sürekli çalışır, emek sarf eder. "İnsan için ancak çalıştığı vardır. Ve o, çalıştığının karşılığını görecektir." (53/40)
* Kuran'ı yaşayan kişi kimsenin çalışmasını karşılıksız bırakmaz. Kul hakkının ne olduğunu çok iyi bilir.
* Kuran'ı yaşayan kişi bütün canlılara karşı sevgi besler. Hiçbir yaratığın canına kıymaz. Çünkü, bütün mahlukatı yaratanın Allah olduğunu bilir. İnsan, zarar veren değil, faydalı olandır.
* Kuran'ı yaşayan kişi öncelikle yeryüzünde hakkın hâkim olmasını ve batılın yok olup gitmesini ister. Bunun için çalışır: "Hakkı hakk olarak yerleştirmek ve batılı iptal etmek için..." (8/8)
* Kuran'ı yaşayan kişi ruhunu ve bedenini bütün pisliklerden arındırır.
* Kuran'ı yaşayan kişi yalan söylemez. Çünkü: "Muhakkak ki Allah, o israf eden ve çok yalan söyleyeni doğru yola iletmez." (40/28) İkiyüzlülük yapmaz. "Allah, şahadet eder ki muhakkak ikiyüzlüler yalancılardır." (63/1)
* Kuran'ı yaşayan kişi gıybet etmez. "Ey iman edenler! Zannın birçoğundan kaçının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gıybetini yapmayın! Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Ondan tiksindiniz değil mi?" (49/12)
* Kuran'ı yaşayan kişi kimseyle alay etmez. "Ey iman edenler! Bir topluluk, bir toplulukla alay etmesin! Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınlarla alay etmesinler. Belki de onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi kendinize dil uzatmayın! Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü isimdir." (49/11)
* Kuran'ı yaşayan kişi iftira etmez. Çünkü: "Allah'a ant olsun ki, iftira ettiğiniz şeylerden dolayı sorguya çekileceksiniz." (16/56) buyruğunu her an hatırında bulundurur.
* Kuran'ı yaşayan kişi zulüm yapmaz ve zalime yardımcı da olmaz. "Ve Allah zalimleri sevmez." (3/57) "Bu uyarıdan sonra zalimler güruhu ile oturma." (6/68)
* Kuran'ı yaşayan kişi fuhşun, ahlaksızlığın her türlüsünden kaçınır.
* Kuran'ı yaşayan kişi rüşvet almaz, haksız yere başkasının malına göz dikmez. "İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile, günah işleyerek ele geçirmek için iş başındakilere yedirerek mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin!" (2/188)
* Kuran'ı yaşayan kişi haksız kazanç sağlamaz, özellikle faiz sistemini reddettiği gibi faizin İslam'a karşı açılmış bir savaş olduğunu da bilir: "Ey iman edenler, faizi kat kat alarak yemeyin. Allah'tan korkun ki felaha eresiniz. Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten de sakının!" (3/130, 131)
* Kuran'ı yaşayan kişi cihat etmek zorundadır. Cihat etmeyenlere Allah'ın gazabı ve bunun yanı sıra da zillet vardır. "Cihat edip Allah yolunda hicret edenler... İşte onlar Allah'ın rahmetini umabilirler." (2/218) "Bizim yolumuzda cihat edenleri, dosdoğru yollarımıza iletiriz." (29/69)
Kısaca. Kuran'ı okuduktan sonra artık başkalarının kulu, kölesi, bağlısı, hizmetçisi ve emir eri olmak yerine, herkesin önderi, rehberi, örneği ve lideri olmalıyız. Başkalarına yalvarmak yerine onların imdadına koşmalıyız. İçimizdeki kompleksleri dizginlemeliyiz. Ve topluca, okuduğumuz Kuran'ın buyruklarına koşmalıyız.



