Bu sözün manasını biraz açacak olursam, kâinatın yaratıcısı olan Cenab-ı Hak sonsuz ve sınırsız bir ilme sahiptir. İnsanoğlunun günümüze kadar ortaya çıkarabildiği ilme bilim diyoruz. Şu zamandan sonra daha ortaya çıkacak ve ulaşamayacağımız sonsuz bilmede ilim diyoruz.
Sahip olduğumuz bilim insanların faydasına da zararına da kullanılabilir. İnsanın elinde olan bu tercih ve bu tercihin sonucu yine insanın kendisini etkiler. Elinize bir bıçak alıp domates, salata, biber, soğan doğrar güzel bir salatalık yapabilirsiniz veya bir insana zulmedebilirsiniz. Atomun sahip olduğu enerjiyi fark ettikten sonra insanlar için çok farklı şekillerde ya hak yolunda kullanabilirsiniz ya da batılın yaptığı gibi atom bombası ile insanları katledebilirsiniz.
Bizlerin (müslümanların) yapacağı ise kesinlikle şu ilke doğrultusunda ilerlemek olmalı. "İnsanların en hayırlısı, insanlığa faydası dokunandır."
İlme sahip olanlar eğer müslümanlar ise dünya üzerindeki yaşam koşulları huzura doğru ilerlemekte ve refah seviyesi yükselmekte. Selçuklular ve Osmanlılar dönemini bunun en güzel örneği olarak gösterebiliriz. Kâfirler ilme sahip çıktığı zaman ise yeryüzü fesattan, bozgunculuktan ve zulümden bir yere varamıyor. Aynı bugün olduğu gibi Irak’ta, Bosna’da, Çeçenistan’da, Keşmir’de, Somali’de, Lübnan’da, Filistin’de ve dünyanın her bir yerinde zulüm doğal bir hal aldı. Nedeni çok açık ve net, yukarıdaki okumuş olduğunuz hadisin manasını idrak eden ve yaşayan ancak müslümanlardır.
İman edenler olarak biz müslümanların yapması gereken ilme sahip olmak ve bu ilmi insanlığın saadeti yolunda kullanmak olmalı. Sadece kendisini düşünen bencil bir topluluk olsa idik 14 asır dünyada ismimizi ve cismimizi yaşatamazdık. Bununla ilgili bir olay anlatayım.
Zamanın birinde şeyh efendiye sormuşlar, "neden benciller, sadece kendi nefsini tatmin etmek isteyenler bu dünya hayatından bir lezzet almıyor ve doyamıyor?" . Şeyh efendi bu soruya cevabı şu şekilde oldu. Bir yemek sofrası kurdurdu talebelerine ve sadece nefsini düşünen insanlardan belli bir sayıda kişiyi bu sofraya karşılıklı oturttu. Çorbalar geldi ve dedi ki "değerli misafirlerim hoş geldiniz, kaşıklar hemen geliyor ama kaşıkları lütfen ucundan tutarak yemek yiyiniz". Kaşıklar geldi ama çok ilginçtir kaşıklar 50 –
Müslümanların hem bu dünyada hem de ahirette huzur içinde yaşamalarının temel esprisi budur yani tüm canlı varlığın hakkını muhafaza etmek. Bu ameli gerçekleştirirken kalplerinden geçen ise Allah'ın rızası olmalı. Kendi nefislerini putlaştıranların huzur içinde yaşamaları imkânsızdır.
Huzur İslam’dır. İslam'ı yaşayanlar huzur bulacaktır.
***
Kıymeti belki seneler sonra anlaşılacak Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN'ın bizlere anlattığı çok değerli bilgileri ara sıra sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hakkın hak anlayışı ile Batılın hak anlayışını sizlere maddeler halinde arz edeyim.
Batılın hak anlayışı
Hakkın hak anlayışı
a) Yaşama hakkı
b) Aklın muhafazası
c) Irz ve namus koruma
d) Mülkiyeti koruma
e) İnanma hakkı
1) İfade hürriyeti
2) İnancın tedrisi
3) Örgütlenme hürriyeti
4) İnandığı gibi yaşama hürriyeti
5) Hukuk seçme hakkı
Hak yolundan ayrılmayalım ya değilse,
"Hak sillesinin sâdâsı yoktur, vurdu mu bir kere davası yoktur."



