SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
21 Kasım 2008 Cuma 11:40
  Zahid KUTUB
  Abdullah Kuşlu
Ölümsüz hayat, hayat mıdır acep?

İnsanlara; kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar ve ekinler kabilinden şehvet sevgileri ziynetli gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatidir. Hâlbuki Allah var ya! İşte akıbet güzelliği O’nun yanındadır. (Âl-i İmran, 14)

Hiç düşündük mü bilmem; Şayet ölüm olmasaydı acaba ne yapardık? Ölüm olmasaydı hayat olur muydu? Belki de şöyle sormak gerek: Şayet ölüm olmasaydı, hayatın bir anlamı, bir mahiyeti olur muydu? Belki de her birimiz bunamış ihtiyarlar olarak yeryüzünü doldurmanın ızdırabını yaşıyor olurduk. Her birimiz birbirimizden bıkmış, hep aynı yüzleri görmekten gına gelmiş, tekdüze bir hayat sürmenin acısıyla kıvranıyor olurduk.

İslam geleneğinde ölüm konusu yıllardan beri çok özel bir tema olarak işlene gelmiştir. Örneğin büyük sûfî Mevlâna Celâleddin, ölümü; ‘hasat mevsimi’, ‘ihtiyarlıktan sonra gelen bahar mevsimi’ ve hepimizin bildiği gibi ‘şeb-i arus/düğün gecesi’ olarak vasıflandırmıştır. Yine üstad Necip Fazıl bir mısrasında şöyle demektedir:

“Ölüm güzel şeydir budur perde arkasından haber

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?”

Yeryüzünde her şey zıddıyla kaimdir. İyinin kıymeti kötüyü tanımakla, tatlının kıymeti acıyı tatmakla bilinir. Allah’ın yaratması bakımından iyinin de, kötünün de, tatlının da, acının da bir anlamı vardır. Nitekim Mevlâna bunu vurgulayarak şöyle demektedir:

“Zıt olan şey, zıt olan şeyle tanınır. İnsan yarayı görünce, onu iyileştirmek için çaresini arar.

Hâsılı elest ülkesinin kıymetini bilesin diye dünya hayatı öne sürülmüştür.”       

Geçenlerde gazetelerde bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. İngiltere’de yapılan bir ankete göre en çok mutlu olan kimseler yetmiş yaşlarında olan kimselermiş. Ne garip değil mi? Bu anket sonuçlarını mutluluğu yıllarca başarıdan başarıya koşmakla açıklayan uzmanların izah etmesi gerekir. Çünkü yıllardan beri bize en mutlu insanların sosyal hayatta (iş hayatı v.b.) başarılı olan kimseler olduğu aktarılmıştı. Oysa yetmişinden sonra bir kişinin sosyal hayattan ne beklentisi olabilir Sizce de öyle değil mi?

Bu sonucu belki de şöyle açıklayabiliriz: Artık o yaşlarda insanın kaybedecek çok şeyi kalmamıştır. Mecburen veya bile isteye ilâhî tecelliye teslim olmuştur. Her şey olduğu gibi kabullenilmiştir. Dünyaya dair beklentiler hemen hemen sıfırlanmıştır. Belki de Mevlâna’nın şu sözü anketin sonuçlarını algılamamız hususunda bize ipuçları verir. Mevlâna şöyle der:

“Dünyada yaşadığımız bütün sıkıntılar dünyaya bel bağlamaktan ileri gelir.” Yani, dünyaya bel bağlamayı bıraktığımızda mutluluğu yakalama ihtimalimiz çoğalmaktadır. Bilmem anlatabildim mi?
 
Bu yazıyı yazan Abdullah kardeşimden Allah razı olsun.
Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.5290
€ Euro
2.0540
IMKB
28.304
Altın
41.57
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Adem KAHRİMAN
Araştırmacı/Sosyolog-Yazar
Behçet BÜYÜKGÖKMEN
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Yerel seçimler de hangi partiye oy vereceksiniz?
    AK PARTİ
    BBP
    CHP
    DP
    DSP
    DTP
    MHP
    SP
    ANKARA 06.01.2009
İmsak
-
5:32
Güneş
-
7:04
Öğle
-
12:01
İkindi
-
14:24
Akşam
-
16:47
Yatsı
-
18:11
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008