Anlamaya çalışıyorum…
Olmadı.
Anlamakta güçlük çekiyorum…
Yok, bu da olmadı.
Anlayamıyorum.
Evet, halimin en açık karşılığı budur galiba.
Anlayamıyorum.
Dünün İslamcı geçinip siyaseti küfür addedenlerin bu gün en azılı partici olmalarını, anlayamıyorum.
Daha on yıl önce öğretmen sınıfa girince ayağa kalkmanın şirk olup olmadığını tartışanların bu gün işlerini görmek için yerlere kadar eğilmelerini anlayamıyorum.
Memuriyeti zül addedip ayıplayanların bu gün amir olmak için tersine-düzüne takla atmalarını anlayamıyorum.
Dün bizim denetçimiz kesilip hatalarımızın takipçisi olanların bu gün gözlerini kapkara karartmalarını anlayamıyorum.
Dün tağutu anlatıp, şeytan öğretisiyle sokak gezenlerin bu gün uzlaşma ve reel politik savunucusu olmalarını anlayamıyorum.
Dün “GÜÇ VE KUDRET SAHİBİ YALNIZCA ALLAHTIR” öyleyse neden ve kimden korkacağız diyerek yeryüzünü kendine mescit kılanların, bu gün “AMERİKAYA RAĞMEN BİR ŞEY YAPAMAYIZ” DÜNYANIN TEK SÜPER GÜCÜ AMERİKADIR VE BİZ ONUN YANINDA OLMAK ZORUNDAYIZ” demelerini bir türlü anlayamıyorum.
Bütün bu söylediklerimin muhatabı sadece iktidar sahipleri değildir.
Ne hazindir ki artık devletten bağımsız ve İslamcı geçinen sıradan vatandaşların bir kısmı dahi iki yönlü yozlaşmanın en şiddetlisini yaşamaktadır.
Bu garip tipler çevresinde yaşayan insanların en ufak hatasında uyarıcı görevini en şiddetli bir şekilde yerine getirirken,
Mesele güç ve kudret sahibinin kim olduğunu anlamaya gelince, Amerikanın gece yarısında kara taşın üstündeki kara karıncanın adımlarını bile görebildiğinden dem vurmakta ve Amerika’ya kafa tutmanın akıl karı olmadığını söylemekle çok akıllıca davrandıklarını sanmaktadırlar.
Kimler gibi?
Hani o aynı mescitte peygamberin arkasında yan yana saf tutanlar birlikte yola çıkmışlardı.
Bedir kuyularına, uhut dağının eteklerine ve hendek kenarlarına doğru.
Ve müşriklerin sayıca ve silahça kendilerinden kat be kat üstün olduğunu görünce…
“biz neden sizinle geldik ki?
Şimdi Medine’de oturmak ve bahçelerimizle meşgul olmak daha güzeldi.
Siz yanlış yapıyorsunuz.
Görmüyor musunuz?
Karşınızda sizden çok daha güçlü bir ordu var.
Eminiz ki; siz sefil olarak döneceksiniz.
Ya da buracıkta öldürüleceksiniz.
Ve biz sizinle birlikte ölenlerden olmayacağız.”
Diyenler gibi.
Sanki ölüm kendi iradelerinde gibi.
Ve sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi.
Şimdi kahvede, mecliste, sokakta, sohbette, tefsir derslerinde, en ukala ve en kibirli ortamlarda ahkâm kesmeye devam ediyorlar.
Akıllı olmak lazım.
Amerika ile zıtlaşmamak lazım.
Reel politik davranmak lazım.
Neden?
Çünkü Amerika en güçlü.
Çünkü Amerika en süper.
Kim gibi?
En büyük hazinelere sahip Karun gibi.
En güçlü -fil- ordusuna sahip Ebrehe gibi.
En deneyimli orduların sahibi Romen Diyojen gibi.
Zıtlaşırsak eğer.
Hiç acımaz, ezer geçer…
Şimdi onlar geçmişi hiç okumamış gibi bu günü anlamazdan geliyorlar.
Sanki Güç ve Kudret sahibinin muhatapları değillermiş gibi yapıyorlar.
Sanki kendilerini görmeyen ve görmezden gelen –hâşâ- bir ilaha tapıyormuş gibi davranıyorlar.
Kendilerine dokundurulmuş akılcıklarıyla yer ve göklerin sahibinin kuvvetini sınamaya kalkıyorlar.
Kendilerine dokunması muhtemel bir dünyevi zararın giderilmesi için yeni güç ve kudret sahipleri üretiyorlar…
Sanki ölümü yaratan bir yaratıcı yok.
Sanki ölümden sonrası için onlara ayet gelmemiş.
Ve sanki ölümden sonrası bir yok oluş…
Ya da kendilerine gizli bir şey vaat edilmiş…
Oysa…
Ölüm hak.
Mahşer hak.
Ve hesap hak.
Öyleyse…
O hesap görücü hesabında sorduğu zaman,
“kara taşın üstündeki kara karıncayı kimin gördüğünü”
Ve…
“Sana şah damarından daha yakın olanın kim olduğunu”
Ve…
“kalpten geçeni ancak kimin bildiğini”
Ve…
“ inananların kalbine neden korku salmaya çalıştığını”
Ne cevap vereceksin?
Yoksa…
Şimşekleri çaktıranın sen olduğunu biliyordum.
Yağmuru yağdıran…
Buğdayı çıkaran…
Gece ve gündüzü yaratan…
Ay ve yıldızları gökyüzüne serpiştiren…
Ve hatta atomun içine gizli bir dünya yerleştirenin…
Sen olduğunu biliyordum.
Ama…
F–16 ları,
Tankları ve topları,
Ve sesten hızlı uçakları,
Gece görüş dürbünlerini,
Cruze ve tome hawkları…
Senin yarattığını bilmiyordum mu diyeceksin.
Bilmem artık.
Sen bana saçını uzatma, misvak kullan, kot pantolon giyme diyorsun.
Ben sana “güç ve kudret sahibinin yalnızca Allah” olduğunu hatırlatıyorum.
Sen beni anlar mısın bilmem ama.
Ben seni kesinlikle anlamıyorum.
![]() | ![]() | [1] 2 | ![]() | ![]() |



