Belki şimdi zamanı değil.
Belki olayın sıcaklığı hala yüreğimizi yakıyor.
Belki de puslu hava nefes almamızı bile zorlaştırıyor.
Böyle zamanda konuşmak ve yazmak elbette zordur.
Ancak zamanında söylenmeyen sözlerin sorumluluğunu kaldırmakta kolay değildir.
Onun için şimdi doğruları bir kez daha söyleme vaktidir.
Çünkü söylemek duymayı, ısrar etmek ikna olmayı, inat etmek ise inanmayı sonuçlandırır.
Bu sebeple “aman canım bana ne” sorumsuzluğunu göstermeye hiçbir hakkımız yoktur.
Anlamayana kızmakla harcayacağımız enerjiyi bir kez daha anlatmaya harcasak belki daha çok yol alma imkânımız olacaktır.
Hele ki; önümüzde kırk yıldır aynı doğruları bıkmadan usanmadan söylemeye devam eden bir liderimiz varken.
Hani o kırk yıldır yeryüzünün Siyonist tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylediğinde alay edenler var ya.
Bu gün büyük İsrail projesinin varlığına ikna olmuş durumda.
Haklısınız diyorlar ama henüz tam olarak inanmış değiller ki bir türlü siyasi destek vermiyorlar.
Demek ki inanmaları için bir kez daha anlatmak gerekiyor.
Hani o kırk yıldır milletimizin emperyalistler tarafından sömürüldüğünü söyleyip faizin baş belası olduğunu söylediğinde “boş versene faizsiz ekonomi olmaz” diyen sıradan vatandaş var ya.
Şimdi bıçak kemiğe, yokluk kapıya dayanınca haklıymışsınız bu işi sizden başka kimse düzeltemez demekle beraber bende sizinle beraber yürüyeceğim deme cesaretini gösteremiyor.
Demek ki onlara bu inancın verilebilmesi için biraz daha emek harcamak gerekiyor.
Hani o kırk yıldır İslam kardeşliğinden bahsettikçe ırkçılık damarları kabaranlar ve 312 den yargılayıp mahkûm edenler var ya.
Son birkaç haftadır sürüklendiğimiz noktada tahayyül edilemeyecek tehlikelerle dolu bir sürece doğru nasıl sürüklendiğimizi anlayıp şimdi milleti sükûnete davet etmeye çalışıyorlar.
Ama 70 milyonu ve hatta Iraktaki Müslümanlarla Türkiye’deki Müslümanları birbirine kenetleyecek İslam kardeşliği tutkalını kullanmaktan ısrarla kaçınıp işi sadece nutuk atarak çözmeye çalıştıklarına göre, demek ki basiretlerini açabilmek için daha fazla şok uygulamak gerekiyor.
Bu örnekleri daha çok uzatmak mümkün.
Ama son olarak en yakın örneği vermek gerekirse;
Hani o “AKP ye oy vermek Cehenneme bilet almaktır” demiş ya.
Eğer bunu demişse; ne kadar anlamlı bir uyarıda bulunduğunu son bir haftada her birimizin ocağını yakan cehennem ateşinin ızdırabıyla mutlaka anlamış olmaları gerekir.
Ama eğer anlamamışlarsa bu ateş önceki uyarılarda olduğu gibi çok uzun bir süreçten sonra anlaşılacak kadar sabırlı bir ateş değil.
Bir kere yakmaya başladımı artık onu söndürmek mümkün olmayacaktır. (Allah korusun)
Çünkü bu ateş kavmiyetçiliği körükleyen öyle bir ateştir ki yanıcı maddesi ülke sınırlarını kolaylıkla aşabilecek bir niteliktedir.
Şimdi tekrarla ve inatla söylüyoruz ki;
Ey milletim. Bunca uyarıyı kırk yıl sonra anladınız. Ama yinede destek olmadınız. Belki bu uyarılar uzun bir süreci kaldırabilecek nitelikteydi.
Ama En azından bu son uyarıyı biraz erken anlayın da bu cehennem ateşini bir an önce söndürelim.
Ama anlamamakta ısrarcıysanız elbette bizde vazgeçecek değiliz. Siz anlayana kadar anlatmaya, ısrarla ve inatla devam edeceğiz.
Ve diyeceğiz ki bize. Bu cehennem ateşi bu günüde yakar yarını da. Belki bu gün ikna oldunuz ama inanıp destek olmadığınız sürece bizim doğru olduğumuzu söylemeniz bu ateşi söndürmeyecektir.
Ve bunu söyleyerek en azından anlamanın bedelini ödemiş olarak sorumluluktan kurtulacağız.
Gerisi mi?
Tevekküldür vesselam.


