Anayasanın iki maddesinde zülfüyâra dokunmadan yapılan değişiklikler fırtına sadedinde bir yalan rüzgârına sebep oldu.
Anayasada iki madde değişince.
Laiklik elden kaçıp gidiverdi.
Ne kadar basitse bu laiklik böyle.
En hafif meltemde kaçıp gidiyor nedense.
Oysa bu kocaman bir yalan.
Başbakanın da dediği gibi laiklik şimdi daha sıkı bir anayasal koruma altında.
Çünkü.
10. maddede yapılan değişiklik kanun önünde eşitlik ilkesine kamu hizmetinden yararlanma sınırını getirmektedir ki;
Bu sınır kamu hizmeti verenlerin amirlerinin inisiyatifini de ortadan kaldıracak ve başörtüsüne göz yuman herkesi anayasal suç işlemekle karşı karşıya bırakacaktır.
Böylece en temel insan haklarından olan inanma ve inandığı gibi yaşama hakkı anayasa değişikliği ile çizilen kamu hizmetinden yararlanma çerçevesine mahkûm olacaktır.
Başörtüsü serbest oluyormuş.
Bu da laikliğin gittiğinden daha büyük bir yalan.
Ve her ne hikmetse bizim yazı yazdığımız gazetemiz ve web sitemiz de bu rüzgârın etkisinde kalmaktan kurtulamadı.
Haber girişleri “başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa değişikliği” şeklinde verildi.
Oysa bunun için yapıldığı iddia edilen ve 42. maddeye yapılan ek sadece yüksek öğrenim hakkının sınırlamasını kanuni zorunluluğa bağlamıştır.
Yani anayasal koruma altında bulunan bütün temel hak ve özgürlüklerin sınırlamayacağı kuralı, yapılan bu değişiklik ile sadece yüksek öğrenimle sınırlanmıştır.
Yani yüksek öğrenim dışındaki alanlarda kanuni dayanak olmadan da sınırlama yapabilme –anayasal- gerekçesini doğurtmuşlardır.
Şimdi sormak lazım.
Özgürlük getireceği iddia edilen alan hangisi?
Üniversiteler.
Peki, bu güne kadar süren yasaklarında yasal bir gerekçeleri var mıydı?
Hayır.
Şimdi ne oldu?
Yapılan bu değişiklikle her alanda uygulanabilecek yasaklar için anayasal bir gerekçe oluşturulmuş olundu.
Oysa 42. maddede değişiklik yapmak yerine temel hak ve hürriyetlerin korunduğu 40. maddeye bir ek yapılsaydı ve “kılık ve kıyafetin serbest olduğu, bu sebeple kimsenin hiçbir hakkından mahrum bırakılamayacağı ve hiçbir şekilde sınırlanamayacağı” yazılsaydı böyle bir sonuç doğmayacaktı.
Ve işte o zaman başörtüsü serbestliği sağlanacaktı.
Ya da yapılan değişiklik yükseköğretim kurumlarıyla ilişkilendirilmeden, mutlak olarak yazılmış olsaydı özgürlük bütün alanları kapsayabilirdi ve böyle bir gerekçe oluşturulmasına sebep olunmazdı.
Şimdi okuyucularımızın yazdıklarımızın bizim kendi yorumumuz olduğunu düşünmelerine engel olmak için değişiklik yapılan maddelerin eski ve yeni halini aşağıya veriyorum.
Eğer siz bu yazdıklarımızdan farklı bir yorum çıkarıyorsanız ve bunu da bize iletirseniz elbette bizde bundan istifade edeceğiz.
10. madde 4. fıkra eski hali;
“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
10. madde 4. fıkra yeni hali;
“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
Sorum şu?
Kamu hizmeti verenler kanun önünde eşit olmayacak mı?
Bunun cevabını verecek bir muhatap var mı acaba?
Başörtüsü üniversitelerde serbest olacakmış.
42. maddenin6. fıkrasına yapılan ilave;
“kanunda açıkça yazılı olmayan hiçbir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir.”
Hadi buyurun bakalım.
Benim çıkaramadığım başörtüsüne özgürlüğü siz çıkarabiliyor musunuz acaba.
Zaten adamlar bu güne kadar kızları kanunda sınırlama olduğu için kapılardan kovmadılar ki.
Sadece Anayasa mahkemesinin gerekçesine dayandılar.
Anayasa mahkemesinin gerekçesinde de bir değişiklik olmadığına göre.
Bu günden farklı ne var ve bu tantana nadan doğuyor anlamak mümkün değil.
Oysa hep söyleye geldiğimiz gibi üniversitelerdeki sorunun kaynağı kanunlar değil uygulamalardır.
Buna ilişkin ne yapılması gerektiğini ve ek-17. madde değişikliğine gerek kalmadan nasıl çözüleceğini önümüzdeki günlerde ayrıca değerlendireceğiz.
***Bazı okurlarımız yazılarımızın altına yorumlar yazıyorlar. Hepsine teşekkür ederim. Küfür ve hakaret olmadığı sürece hepsinin yayınlanmasından yanayım. Ve bilinmesini isterim ki, yorumlara yorum yazmıyorum.



