Bu cümle şimdi her zamankinden daha anlamlı bence.
Bu o kadar kolay söylenebilecek bir söz değil.
Çünkü bu onuru taşıyabilmek her omuzun kaldırabileceği bir yük değil.
Çünkü defolu! Ya da defosuz! her İmam hatipli bir değerdir aslında.
Ve bu değer bir ömürlük zamanları değil, bin ömürlük çağları aşabilecek bir misyon yüklenir kendisine.
Ama ne yazık ki; akan suyun üstünde saman olmak hevesini taşıyan bazıları, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla kurdukları düzenlerini, kendi açılarından asayiş berkemal olsun yeter, gerisi hak ile yeksan olmuş bana ne zihniyetiyle süslemeye devam etmekteler vesselam.
Buna son örnek ise Zamandan terkip adamın biri oldu maalesef.
Maalesef diyorum çünkü hiç kimsenin bu lekeyi üstünde taşımasından zevk almayız doğrusu.
Ama bu adam gücün yanında yer almanın getirdiği dayanaklı meşruiyetle döşemiş yazısını.
Öyle bir yazı ki;
Oh be, ne rahatım naifliğinde.
Hatta iyi ki öyle değilim hafifliğinde.
Öyle bir yazı ki;
Yayınlandığı gurup dikkate alındığında üstüne farklı anlamlar yüklemeyi de zor kılmıyor aslında.
Amaç İmam Hatiplerin gereksizliğini dikte etmek.
Ve eziklik duygusu içinde yaşamaya mecbur bırakmak bir milyon aksiyon insanını.
Aslında çaktırmadan kazıklamak nasıldır sorusunun en güzel cevabını veriyor kendi çapında.
Ama şunu herkes ve her kesim bilmeli ki;
Bu ülkede kim hangi polemiğin ortasına almak isterse istesin, hiçbir çamurun bulaşamayacağı bir ciladır imam hatiplinin sıfatı.
Onların üzerine ilkokulu bitirmiş bir çocukken ümmetin sorumluluğu yüklendi iddiası yazarın vahamet arayışından başka bir şey değil.
Ama bir Ali,
Bir Osman,
Bir Fatih olmak.
Çanakkale’de Seyit Çavuş, Kıbrıs’ta Erbakan olmak,
Kırkından sonra kırk tas su dökerek paklanmakla kazanılacak bir hususiyet asla değildir aslında.
Ümmeti düşünmeden mümin olmak, kardeşi düşünmeden ümmet olmak nasıl mümkün olacaktır.
İmam hatiplilerin duruşunu küçümsemek, çektiği sıkıntılardan zevk almak kardeşliğin reddi değil midir acaba.
…
İMAM HATİP Lİ OLMAK
Etliye sütlüye karışmam.
Eğerim başımı alırım maaşımı.
Kilise - havra fark etmez,
Kaldırırım naaşımı.
…
Önce kim gelirse ona kuyruk sallar,
Duraktan geçen ilk tirene binerim.
Önüme uzanan her eli yalar.
Bunu yaparken kendimden geçerim…
Diyenlerin anlayabileceği bir duygu değil.
…
Alınan İmam Hatip diplomaları sistem için bir sabıka kaydına dönüşmüş.
Belki doğru.
Ama imam hatipler yüzünden meslek liselerinin önünün kesildiğini iddia etmek ya cehalet yada unutkanlık hastalığının bir sonucu olsa gerek.
Yakın geçmişe baktığımızda İmam Hatiplerle beraber meslek liselerinin önünü kesenlerin en çok bu yazar ve mesai arkadaşlarından övgü aldıklarını görürüz.
Hatta taa Amerikalardan 28 Şubat askeri darbesini ve 8 yıllık kesintisiz eğitimi destekleyen fetvalar çıkaranlarda bu arkadaşlardan başkası değildi.
Elbette şimdi bu ve benzeri yazarlar imam hatipli olmadıkları için sevinç duyacaklar.
Çünkü hiçbir zaman çile onları bulmadı.
Onlar da çileye talip olmadılar.
Bu kafa;
Eskiden bu yana bıldırcın eti kıvamında imam hatipleri ellerinin tersiyle itip soğan sarımsak muhteviyatında kolejleri talep eden kafadır.
Sistemle barışık ve sistemden beslenen kolları ve damarları vardır.
Şimdi kalkıp üç buçuk zağara yakın olmak için “çok şükür imam hatipli değilim” demek, sadece tüy dikmenin getirdiği keyif çatırdatması olabilir.
Beyler size bol keyifler.
Bilesiniz ki, hiç de imrenilecek bir haliniz yok.
Keşke bende İmam Hatipli olsaydım.



