MEVLÂNÂ'YA...
Yine gel! Ne olursan ol yine gel!
Hristiyan, mecûsi, putperest olursan yine de gel!
Bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir;
Yüz kere tövbeni bozmuş bile olsan yine gel!
Bu mısraların sahibi sıradan biri değil. Mübarek bir Hak aşığının dilinden dökülen mısralar bunlar. Sözleriyle bütün insanlığa kucak açan, onları bağrına basan, şefkat ve merhamet dolu bir gönül insanı...MEVLÂNA...
Hayatı, asırlara örnek olacak nitelikte. Yaşamı boyunca Peygamber Efendimiz (sav)'in izinden gitmiş ve O'nu şu mısralarla dile getirmiştir:
“Bendesiyim Kur'an'ın tende oldukça bu can,
Ahmed-i Muhtar'ın ayağının tozuyum her an
Benden bundan başka biz söz nakleder ise her kim,
Ben o sözden de onu nakledenden de bizarım (şikayetçiyim)”
Mevlânâ, Hz. Peygamber'in gönül ikliminde aydınlanmanın yolunun onun nurundan nur devşirmekle olacağını söyler.
O'na göre; ölümden korkanlar âşık olmayanlardır. Ölümü Hakk'a vuslat günü olarak görür. Hz. Mevlânâ, yeniden diriliş sayar ölümü. Hani güneş bile yeniden doğmak için batar ya... İşte onun gibi...
“Ölü idim; dirildim... Gözyaşı idim; tebessüm oldum.
Aşk deryasına daldım; nihayet bâki olan devlete eriştim.”
Günümüz insanının, bu sözlere kulak kabartması gerekir aslında. Nice inançsız insanlar ölümü bir yok oluş saymaktadır. Sadece bedenin çürümesi ve toprak olması değildir ölüm. Aksine; bedenin yenilenmesi ve ebediyet alemine göç etmesidir. Bu şekilde ölümün güzel yönüne baksak, karamsarlığa da düşmemiş oluruz. Mevlânâ'ya göre “ölüm korkusundan kurtuluş reçetesi; Hz.Muhammed (s.a.v)'in nuru sayesinde bu dünyaya bağlanmamak ve O'na boyun eğmektir.
Mevlâna, hayattayken din ve tasavvuf ilimlerinde büsbütün yücelmiş ve Konya'nın odağı olan bir müderris haline gelmişti. O'nun vefatına dünyanın dört bir tarafından insanlar akın etmişti. Günümüzde de o yeşil türbe binlerce insanın uğrak yeri olmuştur. Bunun en önemli sebebi; O'ndaki geniş hoşgörü ve insan soyuna duyduğu sevgidir, merhamettir.
İşte Mevlânâ böyle bir alimdi. Keşke bugünün insanları da O'nun gibi hoşgörülü olabilseler...
Artık bize düşen O'nun izinden gidebilmektir. Bunu yapabilirsek ne âlâ...
RABB'im bizleri kendisine hayırlı bir kul, Habibine layık bir ümmet eylesin İNŞAALLAH...