Erbakan hocamızın nasıl yargılandığını biliyoruz. Mahkûmiyetinin bir suçtan dolayı olmadığından da adımız gibi eminiz. Sadece sonuca uydurulmuş hukuki bir durum var ortada.
40 yıllık bu büyük mücadelede onun liderliğini yaptığı hareketi tarih sahnesinde etkisizleştiremeyenler O’nu saf dışı bıraktıklarında hareketi de bitireceklerini zannettiler. Bu hapis olayı da bu zannın bir parçası. Evet, Erbakan hocamız ev hapsinde. İçimiz parçalanıyor. Kelimeler boğazımıza düğümleniyor. Konuşmakta bile zorlanıyoruz.
Böyle bir durumda elbette yerimizde oturacak değiliz. Ama ne yapmamız gerektiği ile ilgili doğru bir yol haritasına da sahip olmak gerekiyor. Zira bizde heyecan teşkilat görevimizde sürekliliği sağlarsa ve çalışma azmimizi kamçılarsa fayda sağlar.
Peki, o halde ne yapacağız?
Her şeyden önce hocamızın ortaya koyduğu Milli Görüş öğretisinin disiplinine teslim olacağız. Ne demek şimdi bu diyeceksiniz biliyorum.
O zaman bu soruyu Erbakan Hocamıza sorduğunuzda hangi cevabı alacağınızı bir düşünün bakalım?
Zira böyle bir durumda O önce sen kimsin kendini bir takdim et bakalım diyecektir. Buradaki takdimin askerdeki kısa künyeden ibaret olmadığını biliyorsunuz. Zira hocamız için doğru takdim teşkilattaki görevin künyede yer alması ile tamamlanır.
Dolayısıyla eğer bugün hocamız için bir şey yapmak istiyorsak önce evlerimizden çıkacağız ve Milli Görüş Teşkilatlarına koşacağız ve teşkilatlarda görev alacağız. Böylece künyemizin sonuna mutlaka bir teşkilat ve hepimizin bildiği gibi birde hizmet görevi eklemiş olacağız. Değilse sempatizan olmak ve hocamızı sevmek Erbakan hocamız nezdinde bir kıymet ifade etmez. Kıymetimizin ölçüsü teşkilat vazifesi ile başlar ve gayretimiz oranında artar.
Peki, bu yeter mi? Hayır. Manevi bir disiplin içersinde teşkilat çalışmalarında en üstün performansı sergileyecek bir gayret ortaya koyacağız. Yani hocamızın yaptırdığı yeminlerde ifadesini bulan bütün gücümüzle çalışacağımıza verdiğimiz söze sadık olacağız.
Tam 21 yıldır hocamızı takip eden bir kardeşiniz olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bir Milli Görüşçü için en önemli değer teşkilatıdır. Evet, hocamız tam 40 yıldır mücadele ediyor. Ama bilesiniz ki bu mücadelenin en büyüğünü de bizimle yaptı. Çünkü maalesef tam 40 yıldır onun önümüze koyduğu teşkilat modeline uygun çalışmayı mütekâmil hale getiremedik. O da yılmadan, bıkmadan sabır ve şefkatle bizlere bu teşkilat şemasını tamamlattırmaya çalıştı.
Üzerine beton döktük diyerek O’nu hapsedenlerin amacı neydi bunu hepimiz biliyoruz. İşte bu sebeple onlara verilecek en güzel cevap teşkilat varlığımızı diriltmek olacaktır. Emin olun onların gözlerini korkutacak tek şey de budur.
O halde bugün Erbakan hocamızın ev hapsine karşılık öncelikle ve ivedilikle yapmamız gereken işte bu üç şey olacaktır: Teşkilatlara koşup görev alacağız. Heyecanımızı teşkilat çalışmalarını sürekli kılarak ortaya koyacağız ve O’nun önümüze koyduğu ideal teşkilat çalışmasını tamamlamak üzere kolları sıvayacağız.
Son zamanlarda özellikle hocamızın ev hapsi cezasını içine sindiremeyen kardeşlerimizin haykırışlarına şahit oluyoruz. Sonra bu haykırışların teşkilatlar neden sessiz şeklinde bir siteme döndüğünü de görüyoruz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da bireysel olarak çok şey söylersiniz ve yazarsınız. Ama bir teşkilatın mensubu iseniz teşkilatınızın formel yapısı içerisinde itaatinizin gereğini yerine getirirsiniz. Zira itaatin son noktasında lider vardır.
Ben bu samimi çığlıkları duyarken hem seviniyorum hem de üzülüyorum doğrusu. Sevincim hocamızı seven kardeşlerimin heyecanından kaynaklanıyor. Ve diyorum ki bu heyecan teşkilatlarımızı ateşleyecek bir dinamizme dönerse Milli Görüşü kimse durduramaz. Üzüldüğüm noktaya gelince ise sanki bu çığlıkların sahibi kardeşlerim teşkilatların içyapısını solumaktan uzakmışlar ve tek başlarına hepsi ayrı bir köşeden feveran ediyorlarmış gibi bir duyguya kapılıyorum.
Hocamızı yalnız bırakmak istemeyenler öncelikle teşkilat görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışsınlar. Zira O,her ay sonunda önüne konulan teşkilat şemalarının tamamlanması oranında kendisini daha güçlü hissedecektir.
Yine Hocamıza sahip çıkmak isteyenler teşkilatı O’nun gibi hayatının besmelesi ve hamdelesi yapsınlar. Değilse teşkilatlara sahip çıkmayıp uzak duranların Erbakan Hocamıza neden sahip çıkılmıyor diye feveran etmesi ne kadar anlamlı olur?
Ayrıca unutmayalım itaatsiz sadakat olmaz. Teşkilatsız da itaat olmaz. Organize çalışma olmadan da teşkilat olmaz.
Kısacası hocamız için bir şey yapacaksak önce teşkilatın kapısından adım atmak gerekiyor. Sonra gerisi çözülür gelir.
Son olarak başlığa bakıp yazının bir cevap niteliğinde olduğunu düşünmüş olabilirsiniz, ama hayır. Yazımızın amacı hiçbir şekilde biri veya birilerine cevap yazmak değildir. Amacımız kuruluşunda ve vücut bulmasında emeğimiz bulunan Haberdem takipçisi okuyucularımıza bir çağrı ile içerikte belirttiğimiz noktaları hatırlatma niyetinden ibarettir.