SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
19 Temmuz 2007 Perşembe 01:58
  Serdar AKCA
  
KIRK ÇÜRÜK YUMURTA ŞARKISI

‘Kırk Çürük Yumurta’

Bu ifadeler AK Parti genel Başkanına ait. Ancak durup dururken söylenmiş sözler değil. CHP’nin dışarıdan topladığı adaylar ile ilgili. İfadenin tamamı ‘kırk çürük yumurtayı bir sepete koysanız bir sağlam yumurta yapmaz.’ şeklinde.

 
Partiler 22 Temmuzda yapılacak seçim ile ilgili adaylarını belirlediler. Listelerin en dikkat çeken tarafı ise ithal adaylar. Yani düne kadar aday olduğu partinin kapısının önünden bile geçmemiş hatta geçmek zorunda kalsa bile mümkün olan en uzak noktadan geçmeye çalışmış isimler. Kendilerini siyaset yapıcılar olarak gören çevrelerin anketlerinde barajı sadece bunlar geçecek şeklinde gösterdiği partilerin neredeyse tamamında var bu tür adaylar. Ancak en fazla olduğu parti ise Ak Parti.
 
Sağdan soldan oradan buradan toplanan isimleri bir sepete koysanız bir sağlam yumurta yapmaz diyen bir genel başkanın liste tercihinde bu kadar çok ithal adayın olması oldukça dikkat çekici. Düne kadar ne fikri planda nede herhangi bir konuda ortak bir tavır sergilemek amacıyla hiçbir şekilde bir araya gelmemiş isimlerin toplanması ile oluşturulan yekûn neredeyse bütünün büyük bir parçasını oluşturuyor.
 
Tecrübe edilmiş bir şey sonucu olumsuz gerçekleşmişse bir kere daha tecrübe edilmez diye güzel bir söz vardır. Ak Parti gerek kuruluşunda gerekse 3 Kasım seçimlerinde de kadrolarını benzer bir yaklaşımla oluşturmuştu. Aradan geçen zamanda gelinen nokta; beklenen hiçbir yapısal değişimi gerçekleştirememiş olmayı bir kenara bırakın kendi cumhurbaşkanı adaylarını bile seçememek. Oysa bu parti meclise 367 milletvekili ile girmişti. Yani cumhurbaşkanlığı seçiminde aranılan rakam olan 367 sayısı ile.3 Kasım seçimlerinde Mesut Yılmaz’ın Anavatan Partisi barajın altında kalmış ve meclise girememişti. Ancak aynı parti Erkan Mumcu’nun Anavatanı olarak mecliste karşımıza çıktı. Elbette ki büyük çoğunluğu Ak Parti ile meclise giren milletvekillerinden oluşturulan grupla. Mumcu’nun Ak Partiye girmesini sağlayan ismin Abdullah Gül olduğu ifade edilir. Oysa aynı Mumcu Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine takoz koyan en önemli isim oldu. 3 Kasımda Ak Partiyle meclise giren bu grup çok önemli bir seçim olan Cumhurbaşkanlığı konusunda bile aynı çizgide buluşamayacak kadar uç noktalarda olduklarını gösterdiler. Hiç şüphesiz bu sadece bir örnek. Ancak suni birlikteliklerin ne kadar işe yarayacağını görmemize yardımcı olacak önemli bir örnek.

 

Eğer Ak Parti YÖK kanunu gibi kendisinden mutlaka atılması beklenen bazı adımları atma gayreti içerisine girseydi ve bu girişimler derin bürokratik oligarşinin çetin muhalefetiyle karşılaşsaydı acaba Ak Partinin içinde kalan dışarıdan toplanmış diğer milletvekillerinin tutumu ne olurdu? Ya da en uç soruyu soralım. Demokrasimize zarar veren 27 Nisan e-muhtırası 28 Şubat öncesi yaşanan yoğun psikolojik baskılara benzer olaylardan sonra gerçekleşmiş olsaydı, mesela hâkimler, savcılar ve medya mensuplarına askeri karargâhlarda brifingler verildikten ve bir kısım milletvekilleri bu karargâha çağrılarak baskı altında bırakıldıktan sonra gerçekleşmiş olsaydı ne olurdu? Bu soruyu dün içinde sormak lazım yarın içinde. Çünkü bu sorunun cevabı hem demokrasimiz için hem de Ak Partiye bu yapısal reformları yapması için destek veren kesimlerin beklentilerinin neticeye ulaşıp ulaşmayacağının anlaşılması için önemli.

 
Düne kadar sizinle aynı sıkıntıların sancısını çekmemiş, kaygısını duymamış hatta çoğu zaman sizin taleplerinize kaygı ile yaklaşmış ve karşı çıktığını beyan etmiş insanları bir araya getirmek ve aynı sepete koymak karşılaşılacak zorluklarda ve aşılamayacak fikir ayrılıklarında dağılmayı da kabul etmek demektir. Ya da aynı kaygıları artık sizde taşımıyorsunuz demektir. Zira bu tercihlerle karşınıza çıkan ve aşamadığınız CHP, cumhurbaşkanı, bürokratik oligarşi ve anayasa mahkemesi muhalefetine birde kendi ellerinizle seçip meclise taşıdığınız insanların muhalefetini eklemiş oluyorsunuz. Ortaklıklar evli evine köylü köyüne dönecek o zor noktada önem taşıyor. Çünkü kırılma noktaları milletin beklediği önemli adımlarda yatıyor.
 
Geçmişte diğer siyasi akımlarda etkin görevlerde bulunmuş ve partileri millet tarafından tasfiye edilmiş siyasileri veya müşterek paydanızın milletin müşterek sıkıntılarında buluşmayacağı yapıda insanların meclise taşınması çözüm değildir.3 Kasım seçimlerinde de Ak Parti listelerinin önemli kısmı taşıma adaylardan müteşekkildi. Şimdi 22 Temmuz seçimlerinde bu isimlere yenileri eklendi. Yani geçmişte beraber yürünmemiş taşıma isimlerin sayısı daha da arttı. Zaman en iyi ilaç derler ama zaman sadece sıkıntı ve yaraları büyütüyor. O halde meydanlarda söylenen beraber yürüdük biz bu yollarda şarkısına değil, kimin kiminle yürüdüğüne ve hangi kümesin tavuğunun yumurtası olduğuna bakmak gerekiyor.
Yazarın Diğer Yazıları

    Anket
    Ergenekon yapılanmasının tüm unsurlarına ulaşıldımı?Ergenekon yapılanması derin devletle aynı şeymi?
    Evet, Evet
    Hayır, Evet
    Hayır, Hayır
    Evet, Hayır
    Fikrim Yok
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
M.Ali ÖZTÜRK
Araştırmacı-Yazar
Muhammed ÖZYİĞİT
Adem YILDIRIM
Adem KAHRİMAN
Sosyolog-Yazar
Tüm Yazarlar
    » Piyasalar
$ USD
1.1910
€ Euro
1.8850
IMKB
37.946
Altın
36.76
    ISTANBUL 20.07.2008
İmsak
-
3:48
Güneş
-
5:41
Öğle
-
13:18
İkindi
-
17:13
Akşam
-
20:42
Yatsı
-
22:25
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008