SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
21 Şubat 2008 Perşembe 16:43
  Serdar AKCA
  
Dili ve Niyeti Bozuk Haberler
 
Son 2 haftadır Türkiye gündemini ve doğal olarak medyayı meşgul eden iki önemli konu var. Bunlardan birincisi üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakacak kılık-kıyafet düzenlemesi, diğeri ise AB uyum yasaları çerçevesinde Türkiye’de yaşayan Gayr-ı Müslimlere ait vakıfların- mülk edinmelerine olanak tanıyan yasal düzenlemeler.

Peki, bu iki konu merkez medyasına nasıl yansıdı. Kullanılan manşetlere ilişkin ana spotlar şöyle:

‘‘Başörtüsüne Özgürlük…’’

‘‘Vakıflar Kanunu…’’

Şimdi her iki konu ile ilgili haberin devamını yazalım. Mesela iki konuda mecliste görüşülüyor olsun. Bu durumda metin şöyle gelişiyor:

Başörtüsüne özgürlük cuma günü mecliste görüşülecek ya da vakıflar kanunu görüşmeleri için mecliste kapalı oturum talep edildi vs.

Hal böyle olunca okuyucu ya da dinleyici haberin devamındaki ayrıntılara çok takılmıyor. Bu manşetlerle oluşan hava size haberleri şöyle kavratıyor:

Sadece üniversitelerde başörtüsü takmaya imkân sağlayacak düzenleme ile sanki her alanda başörtüsü takma özgürlüğü getiriliyor.

Ya da kamuoyuna vakıflar kanunu olarak yansıtılan düzenleme ile bizim vakıflar ile ilgili bir çalışma yürütülüyor.

Malum vakıf kavramı İslam merkezli bir medeniyet anlayışının ürünüdür. Oysa bizdeki vakıf ile batı dünyasındaki kilise mülkleri aynı şeyi karşılayacak kavramlar değildir. Ama ısrarla sadece azınlıkları ya da diğer bir değişle gayr-ı Müslimleri ilgilendiren ve onlara ait-vakıflara- geçmişe ait mülklerini geri talep edebilme, yeni mülk edinme, uluslar arası kişi ve kuruluşlardan ayni ve nakdi yardım alabilme, iktisadi işletme ve şirket kurabilme gibi önemli haklar veren düzenleme bizim bildiğimiz anlamdaki İslami vakıf müesseselerini ya da en basit ifade ile hayır ve hasenat işleri ile iştigal eden vakıfları ilgilendiren bir düzenleme gibi ‘‘Vakıflar Kanunu’’ başlığıyla veriliyor.

Ne acı ki bu durum sadece merkez medyasında karşımıza çıkmıyor. Büyük çoğunlukla bizim medya kuruluşları da bu sele kapılmış gidiyor.

Peki, haberlerin bu şekilde verilmesinin ne sakıncası var diyebilirsiniz?

Mesela Başörtüsü konusunda atılan manşetler en azından bu konuda tam özgürlük için meydanlara dökülmüş insanların tepkilerini hava da bırakıyor. Öyle ki oluşturulan ortam haberleri izlerken veya okurken o meydandakiler için daha ne istiyorsunuz gözünüz doysun dedirtecek cinsten.

Vakıflar kanunu olarak kamuoyuna yansıtılan düzenlemeye ilişkin yükselen itirazların sahipleri ise durduk yerde maraza çıkaran, laf olsun torba dolsun diye konuşan insanlar durumuna düşürülüyor.

Düne kadar taraflı ve yanlış haber yapılmasından yakınıyorduk. Bu tarz haberleri anlamak ve ayırt etmekte ise zorlanmıyorduk.

Referans olarak kabul ettiğimiz bizim medya kuruluşlarının ajanslardan gelen haberleri olduğu gibi masa başında kotararak yaptıkları haberlerde ki dil ve mantık yanlışlarına da alışmıştık.

Şimdi bambaşka bir haber kirliliği ile karşı karşıyayız. Dili ve niyeti bozuk haberler.

Böyle bir ortam içerisinde okuyucunun haberi didik didik edip perde gerisini görmeye çalışmasını murat etmekten başka çıkar yol kalmıyor geriye.

Tabii birde bizim referans kabul ettiğimiz medya kurumlarının aynı sele kapılmadan gündemi yansıtabilmelerini dilemekten başka.

Yazarın Diğer Yazıları

Nevzat LALELİ
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Son 15 yılın hükümetleri göz önüne alınsa olası yeni bir ekonomik krizden hangi çözümle çıkılabilir?
    Ak Parti bu işin üstesinden gelebilir
    Ak Parti Ekonominin başına K.Derviş'i Getirmeli
    Milli Görüşle (SP) çözülebilir
    Bu Ekonomi düzelmez
    Fikrim yok
    » Piyasalar
$ USD
1.4100
€ Euro
1.8930
IMKB
28.495
Altın
38.26
    ISTANBUL 12.10.2008
İmsak
-
5:39
Güneş
-
7:05
Öğle
-
12:58
İkindi
-
16:03
Akşam
-
18:38
Yatsı
-
19:57
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008