Vakitli Eleştiri
Bir gazete bugünlerde Aydın Doğan’a takmış durumda.
Bu takıntı varlığının meşruiyet kaynaklarından birisi.
Diğer meşruiyet kaynaklarına bakarsanız biraz CHP ve sol cenaha taarruz,
Biraz simülasyonlu laik anti-laik savaşları oyunu,
Biraz özgürlük savaşçılığı,
Biraz ümmetçilik vs. vs.
Hepsi bu kadar mı diyeceksiniz.
Yok, canım bu kadar olur mu?
Mesela bugünlerde Filistin’de yer yerinden oynuyor. İktidarın Ortadoğu politikalarına ilişkin bir tek olumsuz yazı veya yorum var mı ortada? Hayır. Ama dünya sayfasında ah Filistin vah Filistin haberleri. Manşet ne peki: Aydın Doğan’ın bilmem neciliği.
Meclis kürsüsünde Şimon Perez konuşuyor. At manşeti. Bu adamın bu ülkede ne işi var diye.Efelenmek parayla mı? Haddini bildir Şimon’a, Salomon’a. Okuyan gaza gelsin bassın sin kafı bu canilere. Ama bu adamı buraya getirenlere ve mecliste konuşurken ayakta alkışlayanlara bir satırcık sitem etseniz! Olmaz beyim o sizi bozar. Laik-Anti laik atari oyununa devam.
Bush’lar, Rice’ler, Şimon’lar, Karamanis’ler kırmızı halılarla karşılanıyor. Halid Meşal’mi dediniz! Bodrum katlardan kabul salonlarına çıkarılıyor. Karşılaşmamak için mobilyacılarda vakit öldürülüyor. Ne buyurdunuz? Rektörlerle mücadeleye devam.
Okyanus ötesi ziyaretlerinde sayın başbakana Yahudi kuruluşlarınca üstün cesaret ödülleri takdim ediliyor. Cübbeler giydiriliyor. Özel toplantılarda alkışlara boğuluyor. Duyamadık sizi. Yoksa görmediniz mi? Görmezsiniz tabii çünkü daha önemli işleriniz var. 28 Şubatçı cuntacılara hadlerini bildirmekle meşgulsünüz ya.
Düne kadar Bilderberg toplantına katılanlara tu-kaka diye siz öğrettiniz bize. Bugün bakanlar bile aleni katılıyor bu toplantılara. Partilerinin adı Ak ya. Bu yetiyor size. Birileri dünyayı kotarırken figüranlığı peşin peşin kabul edenlerin varlığından rahatsızlık duymak neyinize. Siz Çölaşan’ın varlığıyla meşgulsünüz ne de olsa.
İncil arası dolarla fakirlik din değiştirtiyor bu ülkede. Misyonerler dört bir yanı sardı diye yazıyorsunuz acı acı. Biz de okudukça içimiz acıyor. Ama asıl içimizi acıtan dinleri bir bahçede toplayanları, eski roma eserlerini, Bizans kiliselerini vakıf bütçeleriyle restore edenleri acıtmadan götürüyorsunuz işi. YÖK başkanını acıtmak yetiyor size.
Irak tarumar oldu.1 Mart tezkeresi meclisten çıkmamalı diye yırtındınız. Ümit var biraz dedik. Ama hükümetin 1 Eylül dış işleri tezkeresi ile ABD’ye kullandırdığı deniz ve hava limanlarını görmediniz. E tabii göstermediniz de. Savunma bakanı Sayın Gönül 4990 sorti ile ABD uçakları hava sahamızdan geçerek Irak’ı bombaladı diye açıklamalarda bulunurken siz yine meşguldünüz. BOP ve ABD’ye sövmek yetti size. BOP Eş başkanı kimmiş, ABD stratejik ortakmış ne önemi var. ABD askerleri sağ salim ülkelerine dönsün diye ABD gazetelerinde makaleler yayınlanmış ne fark eder. Lübnan’ı yerle bir eden İsrail’in güvenliği için Lübnan’a asker gönderme kararı çıkmış haydi hayırlısı der geçersiniz olur biter. Meselenin derinine inmeye ne gerek var. Sizin satırlarınız daha derin mevzularla meşguldür mutlaka. Sezer ve Çankaya ne güne duruyor? Devam babam devam.
AİHM başörtüsü aleyhine karar vermiş. Yüklen AİHM’ ye. Peki, yasağı meşru hale getiren ve karara gerekçe gösterilen dış işleri bakanlığı vasıtasıyla hükümetin AİHM’ye gönderdiği savunma! Tabii sizin lügatinizde savunma yok. Siz hücum borusu çalmakla meşgulsünüz. Hedef yasakçı Serterler, Alemdar oğulları, mitingciler,27 Nisan muhtırası…
Cari açık ve dış ticaret açığı rekorlar kırıyor. İç-dış borç şaha kalkmış doludizgin gidiyor. Bilmem kaçıncı stan-by için IMF ağırlanıyor. Memleketin en kıymetli tesis ve arazileri özelleştirme yoluyla yabancılara devrediliyor. Finans ve bankacılık sektörü neredeyse % 70’ler oranında yabancıların eline geçmiş. Neyine beyim neyine. Her şey tozpembe bu ülkede. Deniz Baykal’a haddini bildir yeter.
Yedi yıldır izletiyorsunuz bu filmi bize. Bu sebeple bu satırlara sığdırmak mümkün değil örnekleri.
Şimdi bu günlerde Aydın Doğan’la yatıp Aydın Doğan’la kalkıyorsunuz. O sizin gibi ümmetçilik yapmaz biliyoruz. Demokrasi der ama özgürlüklere bakışı sizin yakınınızdan bile geçmez. Eyvallah. Amacımız sizi O’nunla mukayese etmek de değil zaten. Ama artık O’nunla çok önemli bir noktada buluştuğunuz gün gibi aşikâr. İktidar-Medya-Güç ilişkisi.
Artık doğrularınızı hak cetveliyle ölçmek yerine O’nun gibi güç ilişkileriyle ölçmek yetiyor size. Yanlış yapana göre değişiyor. Falanca yapınca yer yerinden oynuyor. Ama filanca yapınca pazar tatili gazetesi çıkarmakla ya da iç sayfalarda kıyılara köşelere sıkıştırılmış kıytırık haberlerle işi geçiştiriyorsunuz.
Ne diyelim. Okuyucunuza saygımız var. Bizde okuyucularınızdan biriyiz. Ama emin olun yukarıdaki argümanları çıkarın diğerleri de artık zaten sizin gibi. Bir bakın etrafınıza artık yalnız değilsiniz. Hatta bu argümanlar hariç kavga ettiğiniz Doğan grubu yayınları bile sizden çok farklı değil.
Sizin farkınız nemi derseniz, hemen söyleyelim. Sizi okuyanlar diğerlerine itibar etmezler. Hatta onlardan nefret ederler. Bu açıdan siz onların ulaşamadığı kitlelerle bu yanlışların arasında ki en önemli köprüsünüz.
Sizin kavga ettiklerinize kızanlar sizi okudukça rahatlıyor. Gazları alınıyor.
Tabi birde yanlışa bakışları sizin gibileşiyor. Yani yanlışı olduğu gibi değil, yapana göre algılama özelliği kazanıyor.
Gelin bu yanlış yolun vakitli yolcusu olmaktan vazgeçin.
Elbette ki lügatinizde hala yanlışa yol veren vebalin bir kıymeti kaldıysa.