AK PARTİ'NİN PERDESİ CHP
CHP ve Baykal deyince artık akla sadece kriz geliyor ve çıkarılan her krizde CHP biraz daha küçülüyor.
22 Temmuz seçimlerinde aldıkları mağlubiyeti değerlendirme adına hazırladıkları rapor evlere şenlik. Hiç bir şeyi göremeyecek kadar siyasi havadan kopuk yaşıyorlar. Oysa mağlubiyetlerinin veya diğer bir değişle Ak Partinin başarısının altında CHP’nin yanlış muhalefeti ve çıkardığı krizler yatıyor.
Şimdi seçim öncesi atmosferi hatırlayın. Devlet mekanizması içerisinde yapılanmış taraftarlarının ve Cumhuriyet mitinglerindeki kalabalıkların desteklerini arkalarına alarak Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtirmemek için yapmadıklarını bırakmadılar. Neredeyse Cumhurbaşkanlığı köşkü önüne barikat kuracaklardı. Baykal açık açık çatışma çıkar diye tehditler savurmaya başlamıştı.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde uyguladıkları strateji ve toplumu geren derin kriz çığırtkanlığı halk nezdinde karşılık bulmadı. Eğer Cumhurbaşkanı o zaman seçilmiş olsaydı ve seçimlere sonra gidilmiş olsaydı bugün bambaşka bir meclis aritmetiği ile karşı karşıya olacaktık.
CHP’nin muhafazakâr seçmeni ve sağ tabanı rahatsız eden tutumları bu kesimleri sandıkta Ak Partiye yönlendirdi. Şimdi Ak parti sokaktaki 2 kişiden birisinin oyunu almış bir parti. Baykal ise seçimlere 2 parti olarak girmelerine rağmen hem oran olarak hem de milletvekili aritmetiği olarak küçülerek çıktı seçimlerden. Şimdi CHP ve DSP bloğuna %20’likler diyorlar.
Seçimler öncesinde CHP 3 şey ileri sürüyordu.
1.Seçimlere 6 ay kala bu meclis cumhurbaşkanı seçmemeli. Seçime gidilmeli. Oluşacak yeni meclis Cumhurbaşkanını seçmeli.
2.Bu meclis temsilde sıkıntılı bir meclis. Seçmenin sadece % 65’inin iradesini yansıtıyor. Onun için Cumhurbaşkanı seçiminde gerekli uzlaşma bu meclis iradesiyle mümkün değil.
3.Cumhurbaşkanı seçebilmek için meclise 367 milletvekili girmeli.
Şimdi seçimler yapıldı ve meclis aritmetiği değişti. En büyük sandalye kaybını CHP yaşadı. Mecliste seçmenin %85’inin temsil edildiği bir yeni yapı teşekkül etti. Görünen o ki MHP’nin desteğiyle 367 problemi de ortadan kalkmış durumda ve yeniden bir Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin arifesindeyiz.
Eski süreç ANAP’ı seçime giremeyecek, DP’yi de baraj altında bırakacak bir neticeyle sonuçlandı. CHP ise mevcut haliyle karşımıza gelebildi. Ama hala itiraz ediyor. Belirleyici olmakta diretiyor. Seçmenin kendisine biçtiği yeri kabul etmemekte kararlı görünüyor. Oysa bu seçimlerde seçmen en büyük mesajı CHP’ye verdi. Fakat CHP mesajı anlamamakta direniyor.
Kısacası Türkiye’nin normalleşmesi ve siyasetin mecrasına dönmesi CHP’nin elinde. Bunun için CHP’nin seçmenin Ak Parti’nin önünü açan mesajını okuyarak, Ak Partinin Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve idari tasarruflarının önündeki tüm engellerini kaldırması gerekiyor. Ancak bundan sonra başlayacak süreçle Ak Parti milletin talep ve beklentileriyle baş başa kalacak ve icraatlarıyla sorgulanacaktır.
Seçimlerden önce oynanan kutuplaşma oyunu sandıkta CHP’yi de büyütecek zannettiniz ve yanıldınız. Şimdi hala çatışmacı politika izliyorsunuz. Sizde biliyorsunuz ki artık Cumhurbaşkanı seçiminde söz sahibi olmanız mümkün değil. O halde Türkiye’nin etrafı ateş çemberine dönmüşken, ABD İran için diş bileyerek savaş baltalarını çıkarmışken ve dahası her gün teröre gencecik evlatlarımızı kurban etmeye devam ederken bu anlamsız çatışmayı sürdürmeniz Türkiye’nin dikkatini kabartması gereken gerçek olayları perdelemekten başka bir işe yaramıyor. Gelin Ak Parti’nin halkla arasında perde olmaktan vazgeçin ve Ak Parti’yi halkla baş başa bırakın.