SON DAKİKA
Anasayfa | Künye | Bizi Tanıyın | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
11 Ağustos 2007 Cumartesi 16:05
  Serdar AKCA
  Zirve
ÇANKAYAYA PİRİNCE GİDERKEN MECLİSTEKİ BULGURDAN OLMAK
 
22 Temmuz seçimlerinin bittiği akşam sonuçların ortaya çıkmasıyla Ak Parti genel başkanı R.Tayyib Erdoğan parti genel merkez binasının ön giriş kapısı üzerindeki balkondan bir teşekkür konuşması yapmıştı. O konuşmadan akıllarda kalan tek şey başbakanın bundan sonra uzlaşma taleplerini dikkate alacağı yönündeki açıklamaları oldu.
 
Peki, bu açıklama durup dururken başbakanın kendi kendini bağlaması anlamına gelmiyor-muydu? Seçimlerden önce malum çevrelerce dayatılmış olan uzlaşma tehditleri millet iradesiyle seçim sonuçlarıyla ortadan kaldırılmışken başbakan ortadan kalkan bir engeli yeniden kendi eliyle önüne koymuş olmuyor muydu?
 
Kaldı ki eğer Abdullah Gül’den başka uzlaşma dayatmacılarının kriterlerine uygun bir Ak Partili aday gösterilebilecek idiyse seçimden önce Ak Partiye yapıştırılmaya çalışılan uzlaşmaya yanaşmayan çatışmacı kimliği otomatik olarak kabul edilmiş sayılmaz mı?
 
Birilerinin çıkıp erken seçimlere neden gidilmek mecburiyetinde kalındığını Sayın Başbakana hatırlatması gerekiyor zannederim.
 
Baykal’a millete soralım dediniz. Demokrasi için karar milletin dediniz ve millet %47 ile kararını verdi. Korkmayın arkanızdayım, dayatmalara karşı dik durun dedi.

Kaldı ki Sayın Baykal’da seçimlere gidelim, seçimlerden sonra oluşacak meclis Cumhurbaşkanını seçsin. Buna kimsenin itirazı olmaz dememiş miydi? Peki, o halde ne oldu da seçim sonuçlarına rağmen Baykal hala uzlaşmayı dayatabiliyor.

 
Hiç şüphesiz ki bunda Sayın Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı açıklamanın da payı var. Ancak asıl neden içeriği kamuoyu ile paylaşılmayan 2 toplantıda yatıyor gibi. Bunlardan birisi Baykal ile Erdoğan arasında gerçekleştiği ortaya çıkan eski bir gizli görüşme, diğeri ise Erdoğan ile Büyükanıt arasında Dolmabahçe’de gerçekleştiği bilinen gizli görüşme.
 
Başbakan’ın eli seçim öncesine göre oldukça kuvvetli. Arkasında sokaktaki iki kişiden birisinin desteği var. Ancak Sayın Başbakan sanki hala seçim öncesi atmosferin anaforundan çıkamamış gibi görünüyor. Mesela Sayın Baykal’a ’’Hala ne uzlaşmasından bahsediyorsun, seçimlere gidelim millete soralım dediniz sorduk ve biz milletle uzlaşıp geldik’’ diye bir çıkış sergilemedi. Oysa seçimlerden önce Baykal’a ve Baykal’ın temsil ettiği kesimlere karşı daha kararlı tavır sergileyen bir resim veriyordu?
 
Eğer Sayın Başbakan’ın tutuk olmasının sebebi Dolmabahçe görüşmesinden kaynaklanan sebeplere dayanıyorsa o halde halkın takdir ettiği ‘’27 Nisan muhtırasına karşı dik duruş’’ resmi de yerle bir edilmiş olmaz mı?
 
Meclis Başkanının profilini de bu endişeler belirledi. Toptan meclis başkanı olduğuna kendisi bile inanamıyor. Mecliste yaptığı konuşmada şans benden yana deyişi bunun bir işareti. Ne acı ki Toptan uzun yılların siyasi birikim ve tecrübesi sebebiyle değil, uzlaşma dayatmacılarının kriterlerine uygunluk ölçüsüyle meclis başkanı yapıldı. Bu açıdan bakılınca Toptan’ın meclis başkanlığı stratejik bir taktik olarak okunmaya çalışılıyor. Ancak bu strateji Abdullah Gül’ü Çankaya’ya taşırsa bir anlam kazanacak. Değilse peş peşe verilmiş 2 taviz olarak algılanacak.
 
Şu ana kadar verilen tüm tavizler bir manevra olarak okunabilir ama %47’ye rağmen taviz verilerek Sayın Gül’den vazgeçilirse o zaman bu seçimlerde verilen desteğin anlamı sorgulanmayacak mı? Uzlaşma dayatmacılarının Sayın Ayrınç’a da itirazları vardı. Ve seçimlerden önce Meclis Başkanlığı elde var birdi. Seçim sonrası uzlaşma dayatmacılarının hoşnut olacağı şekilde bu koltuğun yeni sahibi belirlendi. Aynı yaygaraların etkisiyle Cumhurbaşkanlığı koltuğuna Gül’ün dışında biri oturursa Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunacak.

22 Temmuz seçimleri Türkiye’de taşların yerine oturmasını isteyen millet iradesinin tezahürüdür. Bu irade doğru okunmalıdır. Millet artık normalleşme istemektedir. Bu normalleşmenin sağlanabilmesi Türkiye’ye sürekli korku filmi izlettiren CHP zihniyeti’nin ve devlete çöreklenmiş uzantılarının dayatmaları dikkate alınarak değil, demokraside gücün ölçüsü olan dayandıkları oy oranına bağlı güçleri kabul ettirilerek sağlanabilir.
 
Cumhurbaşkanlığı seçimi bunun bir göstergesi olacaktır. Millet önünüzdeki engelleri temizleyecek gücü size vermiş bulunmaktadır. Yeter ki Ak Parti liderliği bunun farkında olsun ve milletten başka bir irade ile uzlaşma aramasın. Milletin arkanızda durduğu gibi sizde milletin size verdiği gücün arkasında durarak Cumhurbaşkanlığı makamına Sayın Gül’ü taşıyın. Evdeki Bulgur gitti. Millet sizden Çankaya’dan pirinç beklemektedir.
YORUMLAR (1) adet
    Salih Kutlu
    bunlar geri adımcı.
    bunda da geri adım atacaklar. ellerinde fazla taş kalmadı. cumhurbaşkanı adaylarının kim olacağını hep birlikte göreceğiz...
    12 Ağustos 2007 Pazar 23:41

Yazarın Diğer Yazıları

Nevzat LALELİ
Mehmet Ali ÖZTÜRK
ozturk158@hotmail.com
Ali Sami PALAZ
Köşe Bucak Dünya
Tüm Yazarlar
    Anket
    Son 15 yılın hükümetleri göz önüne alınsa olası yeni bir ekonomik krizden hangi çözümle çıkılabilir?
    Ak Parti bu işin üstesinden gelebilir
    Ak Parti Ekonominin başına K.Derviş'i Getirmeli
    Milli Görüşle (SP) çözülebilir
    Bu Ekonomi düzelmez
    Fikrim yok
    » Piyasalar
$ USD
1.4100
€ Euro
1.8930
IMKB
28.495
Altın
38.26
    ISTANBUL 13.10.2008
İmsak
-
5:40
Güneş
-
7:06
Öğle
-
12:58
İkindi
-
16:02
Akşam
-
18:36
Yatsı
-
19:55
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008