1897 yılında İsviçre’nin Bazel şehrinde toplanan Yahudi kongresinde iki karar alınır. Bu kongreden tarihinden itibaren 50 yıl sonra İsrail devleti kurulmalı, ikinci karar da ise bu toplantıdan 100 sene sonra sınırlar “Nil ile Fırat arasında” olan “Büyük İsrail Devletinin kurulmalıdır” kararı çıkmıştı.
İsrail 1948’de kuruldu. Yani 51 yıl sonra. Şimdi 2008 yılında bulunuyoruz. Hâlbuki Büyük İsrail henüz kurulamadı. Daha doğrusu fiilen bu kuruldu ama resmen henüz kurulamadı. Bu nedenle Siyonistler bir taraftan Filistin’i hazmetmeye çalışıyorlar, diğer taraftan Lübnan’ı dâhil etmeye… Ama orada bir “Hizbullah olgusu” var onu henüz geçemediler. Büyük İsrail için yani Erzurum’dan başlayan toprakların bir an önce İsrail hâkimiyetine geçmesi lazım diye düşünüyorlar, Siyonizm’in (Dünya’ya hâkim olmak isteyen Yahudilik) yöneticileri.
Türkiye’yi yıllardır verdikleri zehirlerle uyuşturmuş, kıpırdayamaz hale getirmişlerdir. Ülkemiz şimdi işsizdir, açlığa mahkûmdur ve borç batağında boğulmaktadır. Dördüncü Hayım Naum doktrini gereğince ise dininden ve ahlakından da soyutlanmıştır. Bir taraftan da PKK terörü ile baskı altında tutulmaktadır. Onun için Türkiye artık kolay yutulacak bir lokma durumundadır.
ABD’nin Orta Doğu kalesi durumunda olan İran, Humeyni devrimiyle bir küçük gafletleri neticesi kontrollerinden çıkmış yıllardır kendi başına buyruk yaşamaktadır.
Diğer taraftan Rusya, Komünizm’den feragat ettikten sonra Kapitalizme yanaşmış, Batı ülkeleri ve özellikle ABD ile ekonomik ve sanayi dallarında işbirliğini geliştirmişti. Şu anda Rusya, Batılı ülkelerden ve ABD’den aldığı kredilerle büyük bir dış borcun baskısı altında bulunmaktadır.
Provoke olduğu gün geçtikçe daha çok açığa çıkan 11.Eylül olayları sonrasında ABD’nin koalisyon güçleri dediği İngiltere, Fransa ve diğer Batılı ülkelerle Körfez ve Orta doğu savaşları yapmış ve Irak’ı işgal etmişti. Bu arada ABD başkanı Bush’un Ortadoğu savaşları münasebetiyle verdiği bir demecinde; “Ya benimlesiniz, ya da beni karşımda…” diyerek bütün ülkeleri, bilhassa İran ve Rusya’yı da tehdit etmişti.
“Arz-ı Mev’ut – Büyük İsrail – BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)”nin oluşmasına engel durumundaki İran’ı ve İran’daki büyük yatırımlarından dolayı ABD’nin İran üzerine yapacağı saldırıyı tenkit eden bir Rusya vardır. “O halde önce Rusya’nın elinin kolunun bağlanması lazımdır” diye düşünen ABD veya İsrail’in Rusya’ya bir gözdağı vermeleri gerekmektedir.
Şu anda Gürcistan Cumhurbaşkanı ola Mikail Saakaşvili, ABD’de hukuk eğitimi alan, Newyork’ta bir hukuk bürosunda çalışan, uzun yıllar Fransa’da yaşayan bir insandı. Eşi ise Gürcü olmayıp Hollanda’lı olduğu bilinen Saakaşvili, bir Gürcü’den çok bir Batılı gibi düşünmekte ve yaşamaktadır.
Gürcü askerlerinin ve subaylarının eğitimlerinin de Türkiye’de yapılmasını sağlayan ABD, kendi ajan ve askerleriyle genç ve toy Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’ye her türlü desteğin sağlanacağı vaadini vererek kandırdı ve onun Güney Osetya’ya saldırmasını temin etti. Saddam’ın Kuveyt üzerine saldırmasını sağladığı gibi.
Tabii Rusya, SSCB’nin ve dağılan Varşova paktının da verdiği “bölgede hâkim güç” imajıyla hareket etmekten kendini kurtaramamış olmalı ki Gürcistan’ı bombalamaya başladı. ABD’nin planı tutmuş, Rusya çıvgarın içine düşmüştü.
Artık ABD, bir taraftan Gürcistan, diğer taraftan Rusya aleyhine sert demeçler vererek dünya kamuoyunu yanına çekmeye çalışmaktadır. Hemen hemen bütün ülkelerde medya gücünü elinde tutan Yahudiler ise Bush’un haklılığını yazacak, çizecek ve resimleyeceklerdir.
Rusya’yı bir taraftan askeri baskı altında tutarlarken diğer taraftan IMF ve Dünya Bankası kanalıyla ekonomik açıdan baskı altına alacaklardır. Rusya’nın Batılı devletlerle yaptığı anlaşmalar tek taraflı olarak dondurulacaktır. Masonluk teşkilatları harıl harıl çalışarak siyasi baskılarını artıracaklardır. Medya patronları Rusya’da Putin’i hedef tahtasına oturtarak ona “yargısız infaz” yapacaklar, ne Cumhuriyet düşmanlığı yapmadığı kalacak ne de “irtica” hareketlerine bulaşmadığı (tabii kendilerince irtica).
Her ikisi de süper güçtür, bu 3. Dünya savaşı olur, filan demeyin. Savaşın nasıl ve nerede başlayacağına karar verenler, onun nerede ve nasıl durdurulacağını da hesap etmişlerdir. Bu arada milyonlarca insan ölürmüş, milyonlarca insan yaralanırmış, milyonlarca insan yerini yurdunu terk edermiş, bunlar pek önemli şeyler değildir, onlar için.
Onların petrol gelirlerinin artıp artmadığı, silah sanayilerinin gelişip gelişmediği önemlidir. Zaten “Kabala, bütün insanların İsrail’e köle edilmesi veya öldürülmesi gerekir demiyor muydu?” İşte bu gerçekleşmiş, bunu gerçekleştirenler büyük sevap kazanmışlardı.
Artık sevinsin Siyonistler, sevinsin ABD’deki Evangelistler.



