Bir şeyin önemi, ona işaret eden bir büyüğün sözüne dayandırılmasından veya o gün cereyan eden (olan) bir büyük olayın yaşanmasından gelmektedir. Bunun da ötesinde tarihin belirlenmesinde müessir (etkili) olan, insanların büyük düşünmesi ve büyük hamleler yapmasıdır. Küçük düşünenler veya “burnundan ötesini göremeyenler…” büyük işleri başaramazlar ve büyük tarihi olaylara imza atamazlar.
Bu temel tespitlerimizi daha müşahhas (somut) olaylarla ve örnekle açıklayabiliriz.
29. Mayıs tarihi niçin önemlidir? Öncelikle bu önem, “Kostantiniyye’nin, Sultan Fatih tarafından feth edilerek alınması ve adının İstanbul (İslamı bol) olarak değiştirilmesinden” gelmektedir. Bu fetihle; küfrün, şirkin, zulmün merkezi durumundaki Garbın beli kırılmış ve bunların yerine hakkın, adaletin, ilmin ve sevginin kapıları açılmıştır.
Ancak bu olayı büyük yapan önemli bir faktör de hiç şüphesiz, İslam peygamberi Hazreti Muhammed’in (s.a.v) 500 sene kadar önce “İstanbul’un alınacağını…” müjdelemiş ve “İstanbul’u alan Kumandan ile onun askerini övmüş…” olmasıdır.
İşte Sultan Fatih ve ondan önce İstanbul’u defalarca kuşatan İslam orduları, Peygamberimizin bu methine erişebilmek için bütün güçleriyle çalıştılar. Ancak fetih, Fatih Sultan Mehmet’e nasip olur. Her seferi hazırlayan kumandanlar da İstanbul’u feth etmiş gibi ecir ve sevaba nail olurlar (erişirler).
Bütün imkânları seferber ederek İstanbul’un fethini gerçekleştiren hareket ve hamle büyük bir hamle ve harekettir. Onun için “Bir çağ kapatarak, yeni bir çağın açılmasıdır”
İstanbul gibi bütün Batılların (yanlışlıkların) merkezi olan bir şehrin alınabileceğini baştan düşünerek (kendinden evvelki başarısız kuşatmaları da bilerek) bütün çalışmalarını ve planlarını onun üzerine kurmak büyük bir düşüncedir. Nitekim Garbın elçisine söylenen “Bizim hükmümüzün eriştiği yerlere sizin hayaliniz bile erişemez” sözü, bu büyüklüğün en açık bir ifadesidir.
Bu düşüncenin büyüklüğü ile azmin kuvvetinin bir işareti olan, “Ya ben İstanbul’u alırım, ya İstanbul beni…” sözünü söyleyebilen Sultan Fatih de yine büyük bir insandır.
Kuşatma esnasında İstanbul’un feth edilebilmesi için “Gemilerin karadan yürütülerek denize indirilmesi” gerçekten büyük bir olaydır. Hem de ordunun içerisinde birçok kumandanın, “Gemiler karadan mı yürütülürmüş. Bu imkânsız…” diyerek ters kanaat (ters görüş) belirttikleri halde.
Bu büyüklüğün oluşmasında en büyük etkenin ise Ahir zaman Peygamberi Hazreti Muhammed’in(s.a.v) fethi Hadis-i şerifleriyle belirtmesi ve bu müjdeye erişmek için İslam Kumandanlarının sanki bu konuda birbirleriyle yarışmasıdır.
Peygamberimizin bu olay üzerine teksif ettiği Hadis-i Şerifi elbette ki o olayın büyüklüğüne işaret etmektedir. Kendi inisiyatifi (irade-i cüz’i ile) o yöne yönelen bir insan yani Sultan Muhammed Han da bu büyüklükten olduğunca hisse alacak büyük bir insandır.
İşte olayın büyüklüğü ve kendi isteği ile o olayın içerisinde yer alma isteği Sultan Fatih’i de büyütmüş ve hatta Büyük adamlar listesinin başına taşımıştır.
Yıllarca Genel Başkanlığı yaptığım (17 yıl) Milli Gençlik Vakfı da 29. Mayıs.1975 de kurulmuş idi. Bizler, her 29 Mayısta “Fetih ve Gençlik günü” kutlamalarını yaparken, İstanbul’un Fethini kutlar aynı zamanda Milli Gençlik vakfı’nın kuruluş yıldönümünü de anmaktaydık.
(Ne yazık ki Milli Gençlik Vakfı, birçoğu da içerisinden yetişen AKP hükümeti döneminde kapatılmıştır. İlgili mahkeme 19.11.2002/755 tarihinde, delil yetersizliğinden dolayı “Milli Gençlik vakfının kapatılamayacağına” karar vermişken ve kendilerine “Kararı temyiz ettirmeyin” ricasında bulunulmuşken, AKP hükümeti kararı “Temyiz” ettirmiştir. Yargıtay, 18. Hukuk Dairesi 25.02.2004/957 tarihli kararıyla mahkemenin kararını bozmuştur. Yeniden yapılan duruşmada 03.06.2004/232 tarihli kararla Vakıf kapatılmıştır)
Bu arada bir sene kadar önce yani 29. Mayıs.2007 de kurularak bugün bir yaşına basmış olan “HABERDEM” adında ki Web sitesinin de aynı “Fetih ruhunun gençlerimize ulaştırılmayı” amaç edindiğinden O’da halkımızdan ve gençlerimizden büyük bir hüsn-ü kabul (benimsendiği) gördüğüne şahit olmaktayız.
Çünkü söz konusu Web sayfası da gerçek büyüklükleri kendine ölçü olarak almakta ve bu yolda azimle yoluna devam etmektedir.
Haberdem adındaki bu siteyi kuranları, onu her an canlı tutanları, yazarlarını ve okurlarını tebrik ederek “Daha nice Fetihlere…” diyerek başarılarının devamını temenni ediyorum.



