“Yuvamız evlendirme bürosu”nun kurulmasına ikinci sebep, 1999 yılında Marmara’da meydana gelen büyük depremde “Depremzedelerin kurtarılmaları..” çalışmalarına yaptığımız “Depremzedeler, deprem bölgesi dışındakilerle evlendirilsin…” teklifimdir. O bölgeden alacağınız bir gelinin yanında ana-baba ve kardeşleri de damadın evinde, içgüveyi alacağınız bir damadın yanında ailesi de gelin hanımın evinde kışı geçirebilirlerdi. Bunun da ön hazırlığını yaparak evlendirme büromuzu kurmuş olduk.
Kızcağız, Ankara’nın hareketli ortamından dar bir ilçe ortamına, kayın peder ve kayın validesiyle aynı evde yaşadıklarından onlara gelinlik yapmaya, henüz öğrenci ve toy olan damadın ana ve babasına bağımlı olmasına ve hastalıklı çocuğunun verdiği psikolojik sıkıntılar ve stresli bir ortamın bulunmasına ancak iki yıl kadar dayanabildi ve neticede boşanarak baba ocağına döndü.
Bu arada kendinden küçük iki kız kardeşi de evlenmiş, evlerinde kocaları, eşyaları ve çocukları ile mutlu bir hayat sürdüklerini görünce kendi kaderine üzülmeye, üzüntüyü daha ileri götürerek hırçınlıklar yapmaya başladı. Hatta bir gün bana; “Büyük kızın durumundan endişe ediyor ve kendisini balkondan aşağı atar diye korkuyorum.” demişti.
Olay çok vahim bir hal almaya başlamıştı. “Dost kara günde belli olur” atasözü gereğince bu değerli dostuma ve kızına nasıl yardımcı olabilirdim. Kendisine bir teklif geliştirdim. “Durumu bazı dostlarımıza bildirelim. Bekâr olduklarını bildiğimiz bazı gençler var. Kendilerine gidelim ve damadımız olmalarını isteyelim” dedim. Arkadaşım çaresizlik içerisinde bu teklifimi kabul etti ve bunu uyguladık.
Kendisine teklif götürdüğümüz kimseler, bize karşı; “Hayır olmaz. Yapamayız” demediler. Bilakis, “Hay hay. Elbette bu bizim görevimizdir, ilgileneceğiz.” dediler. Ancak aradan birkaç ay geçtiği halde hiç kimseden ses çıkmadığını acı acı gördük. Elbette ilgileniriz, diyenler bizden ayrıldıktan sonra kendi işlerine dalmışlar ve bir daha bu işi hatırlamamışlar bile.
Bu gün toplumda kendisine evlendirme görevci düşen kişiler, “iyi çıkarsa kendilerinden, kötü çıkarsa benden bilirler” veya “bana çöp çatan derler, benimle eğlenirler” demiyorlar mı?
Halbuki “İçinizden bekârları evlendirin” emr-i ilahisi bu derece basite alınmamalı, bekar olduğunu bildiğiniz kimseler (boşanmış veya dul olanlar da bekardır) evlendirmeliydiler. Bu olay sadece arkadaşım ve kızının olayı değil ülkemizde yaşayan herkesin müşterek sorunuydu.
Biraz şartların zorlaması, biraz da cesaretle evlendirme bürosunu kurdum. Bir taraftan da büronun bünyesinde çalışacağı şirketin ana sözleşmesini tadil etmek (değiştirmek) üzere yasal çalışmaları başlattım. Bu büronun halkımıza tanıtılması lazımdır ki, evlenme ihtiyacında olanlar müracaat etsinler de çalışmaları başlatalım.
Büroyu yeni kurduğumuz ve basına haber verdiğimiz günlerin birinde Show TV nin bize komplo kurması ve bunu akşam haber kuşağında Reha Muhtar’ın bunu vermesi büromuzu ve çalışmalarımızı halkımızın duymasını sağladı. Haber belki haber bizim aleyhimize idi ama sonuçta büromuz bütün vatandaşlar tarafından duyulmuş ve çalışmalarına başlamıştı. Evlenmeye ihtiyacı olanlar da konuyu araştırdıklarında durumun hiçte öyle olmadığını görmüşler bu da büromuza olan ilginin artmasını sağlamıştır.
Gelecek yazı: EVLENMEK AMA NASIL



