Hani; “Müslüman’ın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir” diyen İslam peygamberinin sözüne kulak verenler? “Mağrip de (batıda) Müslüman’ın ayağına bir diken batsa Maşrık (Doğu) taki Müslüman bunun acısını duyar” hükmünün bağlıları…
Nerede, “Filistin, her ketsen önce bize yakındır” diyen Başbakanlar? İslam ülkelerinin yöneticileri… Uluslar arası veya milli İslami kuruluşların mensupları, ırkçılıkta kimseye ön vermeyen Arap ülkeleri konferansının üyesi devletler… Sizler, bu gün olamazsa ne zaman harekete geçeceksiniz?
Dünyanın nizamı benden sorulur diyen ve Baş şehrini en yüksek yerine “Hürriyet ve özgürlük heykelini” diken, terörizm ortadan kaldırılabilmesi(!) için birlerce askeriyle Azerbaycan’ı ve Irak’ı işgal eden ABD. Görmüyor musun, haber almıyor musun? Bizim karşılaştığımız devlet terörünü önlemeye mi yoksa azdırmaya mı görevlisin?
Bir balinanın buzullar arasında sıkışmasında bütün dünyayı ayağa kaldıran medya kuruluşları, gazeteler, televizyonlar… Bizleri niçin haber yapmıyorsunuz? Niçin bir ölü sessizliğindeki insanlık âlemini ayağa kaldırmıyorsunuz? Yoksa bizim yüz bin insanımız bir balina kadar da mı etmiyor? Ha, ne dersiniz?
Osmanlı döneminde, orada ikamet eden Müslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin huzur içerisinde kardeşçe yaşadıkları huzur kenti idi. Osmanlı, bu beldenin idaresini bir Çavuş ile yıllarca huzur içerisinde yürütüyor. Ancak burayı kendi batıl inançlarına uyarak elde etmek isteyen “Ben-i İsrail yani Siyonizm” önce İngilizler eliyle örtülü olarak Yahudilerin yerleşimine açıyor. 1948 yılına gelince belli bir nüfusa erişen Yahudiler burada İsrail Devletini kurduklarını ilan ediyorlar. İşte o günden sonra artık terör, devlet terörü haline dönüşüyor ve o toprakların yüz yıllar boyunca sahibi olmuş Filistinlileri oradan atmak için olmadık terörist eylemlere başvuruyor.
İsrail devleti (!) Filistinlere bir taraftan baskı ve şiddet uygularken, diğer taraftan bölge bölge Filistinlilerin evlerini bolduzerlerle yıkarak, Filistinlileri evsiz, barksız bırakıyor ve onları mülteci (sığınmacı) haline getirirken, diğer taraftan buralara yeni binalar inşa ederek “yeni yerleşim merkezleri kuruyor” ve dünyanın çeşitli yerlerinden getirdiği Yahudileri buralara yerleştiriyor.
İsrail, kendi topraklarının dışında sivil yerleşim merkezlerini bombalar ve sivil insanları öldürürken, Filistinliler kendi topraklarında işgalci durumunda bulunan İsrail askerlerini öldürmüşler. Yani kim kimin toprağında, kim kime saldırıyor. Rakamlar bunu çok güzel anlatıyor.
İsrail, 2005 yılında 216, 2006’da 678, 2007 yılında ise 896 Filistinliyi öldürmüş. Rakam sürekli artıyor. Kendilerini savunan Filistinli gruplar tarafından (çoğu canlı bombalarla) öldürülen İsrailli sayısı ise 2005 yılında 48, 2006 yılında 25, 2007’de ise 13. Rakam sürekli düşüyor.
İsrail askerinin kafa ve ruh halini gösteren şu iki örneğe ibretle bakınız.
9.Haziran.2006 günü Gazze’de, Akdeniz sahilinde piknik yapan bir aileye, İsrail botlarınca ateş açılır. 11 kişilik aileden sadece 7 yaşındaki Hüda Galya kalır. (Onun, yürekler dağlayan görüntülerini televizyonda seyrettik) İsrail, önce olayı çarpıtır. Hizbullah’ın mayınları patladı, der. Sonra, biz vurduk ama kaza oldu, derler. İsrail bu askerler için soruşturma açar ve sonuçta askerler aklanır. ABD başkanı Bush, İsrail’e destek vererek “İsrail, kendini savunma hakkına sahiptir” açıklaması yapar.
Gazze Şeridi `nde Filistinli bir kadının İsrail askerleri tarafından vurularak öldürüldüğü bildirildi. Filistinli yetkililer ve kadının ailesi, 25 yaşındaki Fatma Ebu Musad`ın Gazze `de sınırdaki güvenlik hattı yakınında vurulduğunu açıkladı. İsrail ordusu görevlileri de İsrail askerlerinin Gazze `nin güneyindeki hatta 2 kişiyi fark etmesi üzerine havaya uyarı ateşi açtıklarını bu ateş esnasında bunlardan birinin vurularak öldüğünü bildirdiler.
Gelecek yazı: FİLİSTİNİN FERYADI (2)



