Çalışabilecek insanlarımızın çoğu, asgari ücretli bir iş bile bulamamaktadır. AKP iktidarının, istihdamı artırdık, işsizlik çözülme yolunda iddiasının tersine, Türkiye’de gerçek işsizlik yüzde 16 mertebesindedir. Ama en çarpıcı durum, genç nüfuzdaki işsizlik oranının yüzde 19,2 oluşudur.
Gelen gideni aratır derler. İşte bu böyle giderse Allah göstermesin 2007’yi de çok arayacağız demektir. Peki, asgari ücretlinin, memurun, işçinin durumu böyle de, çiftçinin, tarım çalışanının durumu farklı mı? Memleketimizin yüzde 30’u tarımla uğraşıyor. Çiftçilerimiz, akıttıkları alın terinin karşılığını alabiliyor mu? Hayır. Ve maalesef çiftçimizin durumu her geçen gün daha da kötüye gitmektedir.
Nitekim mazot, gübre, zirai ilaçlar bu yıl yüzde 30 civarında artmasına rağmen, çiftçinin geliri bir taraftan kuraklık, bir taraftan da hükümetin yanlış politikaları sebebiyle daha da gerilemiştir. Ekonominin bu çok kötü gidişine rağmen AKP iktidarı, ihracatta büyük rekor gerçekleştirdik, ihracat 106 milyar dolara ulaştı diyerek, halkı uyutmaya devam ediyor. Büyük bir pişkinlikle ithalatın 170 milyar dolara ulaştığından ihraç mallarımızın yüzde 70 nin ithal malı olduğundan ise hiç bahsetmiyor.
Bunlar AKP iktidarı döneminde rüyalarında bile göremeyecekleri kadar zengin oldular. Sadece bir örnek vereyim. Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı bu hükümet döneminde 4’den 42’ye çıktı. 13 bankanın bu yılın 9 ayındaki net karı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 oranında arttı.
1965 yılından bu yana IMF reçetesiyle ülke ekonomisini düze çıkarmaya çalışan 89 ülkeden hiçbiri sorunlarını çözemedi. Tam tersine daha geriye gitti. Arjantin’den Endonezya’ya, Kolombiya’dan, Uruguay’a IMF’nin girdiği her ülkede ekonomi çöktü. İşsizlik patladı. Hatta iç karışıklıklar, isyanlar baş gösterdi.
Dünya’da bizden başka IMF ile çalışan ciddi tek bir ülke kalmamış. Rusya’sından, Malezya’sından Arjantin’ine hepsi IMF ile ilişki kurmayı bırakmış. Çünkü IMF’nin gerçek yüzünü görmüşler, asıl niyetini anlamışlardır. Bugün, dünyada IMF’ye borcu olan sadece 5 ülke var ve ne acıdır ki en fazla borcu olan ülke de Türkiye. Türkiye’yi Dominik Cumhuriyeti takip ediyor! Dominik Cumhuriyeti’nden sonra da İşgal altındaki Irak ile yerini bile bilmediğimiz Gabon diye bir ülke geliyor.
Böylesine vahim bu olay karşısında AKP’nin yaptığı nedir? Cami kapısına ayeti kerime yazdı diye imam hakkında soruşturma açanlar, İHL sinde tatbikat dersinde öğrencileri camiye götürdü diye öğretmen hakkında inceleme başlatanlar, başörtülü kızımız kürsüden indirildiğinde kıllarını kıpırdatmadılar.
Gazetelerin yazdığına göre; Sayın Başbakan, bu küçük kızımızı arayıp üzüntülerini ifade etmiş. “Çok üzüldüm” demiş. Başbakanın görevi, üzüntülerini ifade etmek değil bütün milleti üzen bu tür olayların bir daha olmamasını sağlamak değil midir?
NE YAPILMALIDIR
Millet için faydalı bir iş yapabilmek için temelde “Makam için gömleğini çıkaran değil düğmesinden bile taviz vermeyen; mevki ve makam için eğilen değil, hak için direnen; Faiz sistemiyle rantiyenin değil, Havuz Sistemi’yle milletin yüzünü güldüren; Gerçek demokrasi uygulaması ile insan haklarını koruyan” kimseler iktidar olmalıdır.



