Adı sözde barış toplantısıymış… Sözde Filistin sorununu çözeceklermiş… Barışçıl çözüm bulacaklarmış… Akan kanı durduracaklarmış…
Biz sizin bu toplantılarınızı çok gördük. Bu masallara artık karnımız tok. Dünyanın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.
O kadar barış yanlısıysanız; Felluce’de camide masum Müslüman’ın kafasına kurşun sıkan kim! Ebugureyb’de Müslüman kadınların ırzına geçen kim! Irak’ta en az 550 bilim adamını öldüren kim! Elinde sapanla vatanını savunmaya çalışan Filistinli çocukların üzerine tank süren kim! 32 gün boyunca Lübnan’daki masum sivillere misket bombası yağdıran kim!
Onlar lüks otellerin deniz manzaralı lobilerinde sahte barış nutukları atarlarken, İsrail tankları her gün Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. Onlar yalancı tebessümlerle demokrasi havariliğine soyunurken Filistinli çocuklar açlıktan ve ilaçsızlıktan hayatını kaybetmeye devam ediyor.
Açıkça söylüyoruz ki İsrail İşgali altındaki Filistin toprakları iade edilmeden, vatanlarından çıkarılıp, yersiz yurtsuz bırakılan Filistinli mültecilerin geri dönmelerine izin verilmeden, Kudüs’ün Filistin’e iadesi gerçekleşmeden bölgeye huzur ve barışın gelmesi mümkün değildir.
Maalesef bütün uyarılara rağmen Recep Tayip Erdoğan hükümeti bütün beklentileri, bütün hayalleri boşa çıkarmıştır. 6 yıldır “reel politik” sözleriyle bu milletin değerlerine, tarihine, inancına sırtını dönmüştür.
Bu yüzden Siyonist planların en büyük mimarı İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i TBMM’de konuşturmuşlardır. Konuşturmakla kalmayıp ayakta alkışlamışlardır. Bu yüzden Papa’nın heykeli önünde Avrupa Birliği Anayasasını imzalamayı marifet sayabilmişlerdir. Hava-i fişekler atarak bayram diye kutlayabilmişlerdir.
Bu alçakça saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabırlar, yaralı kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum.
Bu hain ellerin ülkemiz üzerinde oynamakta olduğu en alçakça oyunlardan biri Türk- Kürt kardeşliğini bozmaya yöneliktir. Bunu taşeron ve ateist PKK terör örgütü eliyle yapmaya çalışmaktadırlar.
Ancak inanıyoruz ki, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da bu kardeşliğini bozmaya kimsenin ama kimsenin gücü yetmeyecektir. Çünkü Türk-Kürt kardeşliği bu topraklarda yeni yeşermeye başlamış bir filiz değildir. Kökü 1000 yıllık din, tarih ve kültür birliğine dayanan bir ulu çınardır.
Çanakkale’den, Sarıkamış’a, İstiklal savaşından Kıbrıs’a aynı vatan, aynı ideal, aynı din için feda edilmiş bir can kardeşliği, kan kardeşliğidir.
Bu alçakça oyunlara karşı Türk’üyle, Kürt’üyle hepimiz uyanık olmak zorundayız. Birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmeliyiz. Çünkü görünen odur ki 30 bin cana, 100 milyar doların üzerinde ekonomik kaybımıza neden olan bu oyun sık sık sahnelenmek istenmektedir. Bu konuda gereken tedbirler mutlaka yerinde ve zamanında alınmalıdır.
Bu yüzden meseleyi sadece terör boyutuyla ele almak ve çözümü sadece askeri tedbirlerde aramak tarihi bir hata olur. Güneydoğu meselesini sadece ekonomik boyutuyla ele almak da yeterli değildir. Dış güçlerin oyun ve planlarını göz ardı ederseniz, getireceğiniz bütün çözüm önerileri sonuçsuz kalmaya mahkûm olur.
Gelecek yazı: HALİMİZ VE AHVALİMİZ (3)


