Kurulan Şirket; % 0,6 azalmış,
Kurulan Ticari İşyeri; % 0,5 azalmış,
Kapanan Şirket; % 17,3 artmış,
Dikkat edin!
Kapanan Ticari İşyeri; % 209,2 artmış. Yani 2 kat.
Bunları ben söylemiyorum.
Şunu da ben söylemiyorum.
2008 yılı Mart ayında, 81,96 olan Tüketici Güven Endeksi Nisan ayında, % 6,96 oranında azalarak, 76,24 değerine düşmüş.
Kim söylüyor? Devletin Hükümete bağlı olarak çalışan kurumlarından birisi olan, TÜİK, Türkiye İstatistik Kurumu.
2008 yılının önceki aylarındaki, bu konularla ilgili rakamlar da buna benzer sonuçlar vermişti.
Bu rakamların anlamı çok açık;
Hükümet, Türkiye'yi, her geçen gün, biraz daha Küresel Sermaye denilen, “Irkçı Emperyalistlerin” kucağına itelemektedir. Öyle ya, şirketlerimiz ve ticari işyerlerimiz bir bir kapandığına göre, oluşan bu boşluğu Küresel Sermaye doldurmakta, ülkemizden elde ettikleri geliri de, ülkemizde yatırıma çevirmemekte, tabiri caizse, dışarıya kaçırmaktadırlar. Buna bir de, özelleştirme adı altında yabancılara haraç- mezat satılan kurumlarımızı eklememiz gerekiyor.
Çok basit bir analizle, bu şirket ve işyerlerimiz kapanmasaydı ve en değerli kurumlarımız yabancılara haraç-mezat satılmasaydı, elde ettikleri geliri ülke içinde harcayacaklar, ülkemizin kalkınmasına yardımcı olacaklardı.
Diğer yandan, kapanan şirket ve işyerlerinin sahipleri ve çalışanları ile özelleştirilen kurumlarımızda çalışanların, birçoğu işsiz kalmakta, ya da Küresel Sermaye'nin ülkemizdeki işyerlerinde, çoğunlukla asgari ücretli olarak çalışma zorunluluğuyla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Bu nedenlerle, kişisel gelirler azalmakta, gelirlerin azalması sonucunda da, tüketim azaldığı için, enflasyon oranı düşmekte ve AKP Hükümeti de, 2 sözünden birisinde, “enflasyon oranını düşürdük” diyerek, miletimizi yanlış bildirmektedir. Enflasyon oranı düşmemiş midir? Evet, düşmüştür. Ama ekonomik açıdan bu düşüşün herhangi bir anlamı yoktur. Çünkü, düşen enflasyon oranı, üretim artışı sonucunda, rekabet artışı ve bu sayede de, fiyatların azalması sonucunda değil, yukarıda belirttiğimiz nedenlerle düşük gelir nedeniyle, alım gücünün azalması ve düşük fiyata rağmen satılamayan mallar sonucunda, ekonomik olarak hiçbir değeri olmayan bir şekilde düşmüştür.
Kısaca, enlasyon oranının düşmüş olmasının ekonomik açıdan hiçbir anlamı ve değeri yoktur. Çünkü, enflasyon oranı düşüşünün ekonomik açıdan bir anlamının olabilmesi için, “üretim artışı” sayesinde olması gerekir ki, bu böyle olmamış, “düşük gelirden” kaynaklanmıştır. Öyle ya, birşeyi düşük fiyatına rağmen alamıyorsak, bize ne faydası var.
Bunlar gösteriyor ki, Irkçı emperyalizmin, milletimizi
Aç,
İşsiz,
Borca esir...
yapma çabaları, içimizdeki işbirlikçilerin de katkılarıyla, inanılmaz bir hızla devam ediyor.



