BORÇ VE KÖLELİK
Ülkemizin borçları son 5 yılda 212 milyar dolardan, 2'ye katlayarak 445 milyar dolara çıkmıştır.
Buna rağmen Başbakan, her vesilede IMF'ye olan borçların 20 milyar dolardan, 9 milyar dolara düştüğünü belitip, toplam borçların ne kadar yükseldiğine hiç değinmeyerek kurnazlık yapmaktadır.
Borçlu insanın alacaklıya karşı boynu nasıl eğikse, her borçlu devletin de alacaklı devlet veya kuruma karşı boynu eğiktir. Başka bir ifadeyle "Borç alan Emir alır".
En yakın ilişkilerinizin oluşturduğu bankanızdan kredi almaya karar vermişseniz, hesaplarınızı o banka uzmanlarına açmak zorundasınız. Bu gocunacak bir durum değil, ama hem borç alıyor, hem de bütçenizdeki açıklarınızla borcun artmasına mani olamıyorsanız, işte burada "kölelik" gündeme gelmeye başlayacaktır. Alacaklının size teklif edeceği şartları istemeye, istemeye kabul edeceksiniz. Bu ağır yük zaman zaman geçmişinize (Sözde Ermeni Soykırım Yasa Tasarısında olduğu gibi), yönetim tarzınıza (Sınırötesi operasyonda zorlanmanız gibi), hatta onurunuza dokunsa bile, kabul etmek zorunda kalacaksınız. İşte bu görünmeyen köleliktir. Hele alınan borcu bir mirasyedi davranışıyla örneğin 20 milyar YTL'yi bulan seçim yatırımı yapmak gibi, har vurup harman savurursanız, bu kölelik baskısı hergün artan bir ağırlıkla omuzlarınıza çökecek ve birgün bu ağırlığın altında ezileceksiniz. Bu kişiler, aileler, işletmelerde olduğu gibi, devletler içinde geçer akçedir.
Devamlı ve kronik bütçe açıklarıyla uzun zaman yaşayabilmek, ne kişisel ne de toplumsal yaşamda pek görülmemiştir. Eninde sonunda görülen veya görülmeyen bir kölelik gündeme gelecektir.
Bugün Türkiyemiz, devamlı bütçe açıkları ve kamu harcamaları ile önüne geçilemez veya bırakın tamamen tasfiye edilmeyi, azalmasını bile sağlayamadığımız hatta artmasına engel olamadığımız bir borç batağının içinde yüzmektedir.
Kamu harcamaları ise önü alınamaz bir şekilde devamlı artmaktadır. Devlet dairelerimizde dekorasyondan, döşemeye kadar her şeyimiz lüks olmaya başladı.
Siyasetçilerimizin pahalı ve lüks arabadan, korumadan-karşılamaya, hastalıktan-emekliliğe her şeyleri en lüks şekilde çözülürken, vatandaş çöplükten ekmek toplamaktadır.
Bu kölelik ya siyasi, ya da sosyal yönüyle gündeme oturacak ve beklenmedik onursuz sonuçlar doğurabilecektir.
Kimse isteyerek köleliği kabul etmez, ancak köleliğe giden yolu değiştirmek her zaman elinizde de değildir. Yaşam tarzınız sorumsuz mirasyedi şeklinde devam ediyorsa, kölelik sizi yolun bir yerinde yakalayacaktır.
Borç konusu açıldığında, Başbakanın ağzından hiç düşürmediği "Borç yiğidin kamçısıdır" diyen, dedelerimiz, herhalde bu kamçının kişisel olaylarda ve hatta mirasyedi davranışı olmayan kişiler için gerekli olduğunu düşünüyorlardı.
Yine eskiler "borç yiyen kesesinden yer" demişler. Ama yaşadığımız çağda borç yiyen risk dolu bir gelecekle hem kesesini, hem de onurunu yiyebilir.