2002 yılı sonunda Türk parasına dönüştürülerek, bir yıl vadeli Devlet Tahvilinde tutulan sıcak para, yaklaşık 4,5 yıllık dönemde dolar bazında ortalama yüzde 265,5 oranında kazanç sağladı.
Hükümetin yabancı yatırımcıların faiz gelirlerini vergiden muaf tutması da sıcak paranın kazancını daha da artırdı.
Amerikan TIMES Gazetesi: AKILLI PARA TÜRKİYE’YE GİDİYOR…
VAHŞİ RANT DÜZENİ…
TEMMUZ
2006’
DA YABANCILARIN DEVLET TAHVİLİ, HAZİNE BONOSU VE BORSA KARLARININ VERGİSİ % 15 TEN %
0 A
İNDİRİLDİ.
2001 krizi sırasında fiyatları dibe vuran İMKB’deki hisse senetleri 2002 yılından sonra Türkiye’ye gelen sıcak para için süper bir kazanç kapısı oldu.
İMKB’deki hisse senetlerinin yüzde 70’inin sahibi haline gelen yabancı yatırımcılar, 2002 yılı sonundan bu yıl Haziran sonuna kadar olan dönemde dolar bazında yüzde 469 oranında getiri sağladılar.
2002 sonunda Borsa’ya gelen 1000 dolar, 5 bin 690 dolara yükseldi” demiş.
Başından sonuna kadar altına imzamızı koyduğumuz Sn. ÇÖMEZ’in bu yazısının tamamına haberdem.com “EKONOMİ” bölümünden ulaşılabilir.
Yazısında dikkat edileceği gibi, Sn. ÇÖMEZ, “VAHŞİ RANT EKONOMİSİ” tabiriyle herhalde, “VAHŞİ KAPİTALİZM” demek istemiş.
Kapitalist İktisat Teorisi’nin, vahşilikleri de, sakatlıkları gibi saymakla bitmez. Geçen 2 yazımızda Kapitalist İktisat Teorisi’nin (bundan sonra sadece teori) sakatlıklarını yazmaya başlamış ve bunlara devam edeceğimizi belirtmiştik. Bu yazımızda da, bunlardan birisi olarak Kapitalizmin Vahşilikleri üzerinde duralım:
1. Çıkış noktası olarak teori, “Bireylerin tek tek refah seviyelerinin yükselmesiyle, toplumun genelinin refah seviyesi yükselir” diyerek, yenilgiyi daha baştan kabul etmektedir. Teorik olarak böyle bir durum söz konusu olabilse de, uygulamada böyle bir durum söz konusu olamaz. Teorinin en vahşi bölümlerinden birisi de işte, gelir dağılımında meydana getirdiği adaletsizliktir. Teoriye göre, toplam gelir, üretim faktörleri (güya, emek, sermaye ve tabiat) piyasalarında oluşan fiyatlara göre bölüşülmektedir. Ancak çalışanların ücretleri uygulamada, genellikle ekonomik bakımdan güçlü durumda olan sermayenin insafına terke dildiğinden; gelir dağılımında uçurumlar meydana gelmektedir.
2. Yüksek kar amacı ile hareket eden ve amansız bir rekabet içinde faaliyette bulunan iktisadi üniteler, rekabet sonucu, rakiplerini saf dışı ederek piyasaya hakim olabilirler, arzı ve satış fiyatlarını kontrol ederek tekel oluşturabilir veya en azından, aşırı kar elde edebilirler. Nitekim, son dönemlerde yapılan “Özelleştirme” lerle büyük ölçüde ülkemizde tekel oluşumlarına doğru gitmektedir.
3. Teoriye göre, herkes gelirini serbestçe kullandığından, bu durum harcama ile gelir arasında dengenin bozulmasına neden olur. Gelir ile harcama arasındaki fark olan tasarruflar-yatırımda kullanılmayabilir. Bu durum talep yetersizliğine, bu ise üretim kararlarını olumsuz yönde etkileyerek, üretimin daralmasına ve işsizliğe yol açar. Bir toplumda işsizliğin artması ise sosyal dengeyi bozar. Ülkemizde yaşanan durum da tam bunun gibidir. Tasarruflar yatırımlara yöneltilmemekte, büyük sermaye aşırı faiz gelirleri elde ederken, bu gelirler genellikle Devlet Tahvillerinden elde edildiğinden, sonuçta devlet de, bu para sahiplerine faiz ödeyeceğim derken, yatırım yapamamakta ve özel teşebbüs de zaten yatırım yapmadığından, işsiz sayısı çığ gibi büyümektedir.
4. Teorinin esasını teşkil eden acımasız rekabet sistemi kaynak israfına neden olmaktadır. Esas hedef karın en yüksekleştirilmesi olduğu için, karlı üretim her zaman verimli üretim olamamaktadır.
Görüldüğü gibi, Kapitalist İktisat Teorisi, ekonomik açıdan güçsüz olan çalışanları ezdiğinden ve sermayenin yüksek faiz geliri elde etmesine imkan verip, tasarruflarını da yatırıma yönelmesini bir noktada engellediğinden, Vahşidir. Türkiye’de uygulananı ise, İşsizlik Sigortası da olmadığından, “Tam Bir Vahşi Kapitalizmdir”.
Yazımızı önemine binaen, geçen yazımızın son cümlesiyle bitirelim. Oysa ki, Adil Düzen, masanın etrafına oturan altyapıyı ve projeyi oluşturan devlet, girişimci, hammadde sağlayıcı ve işi kaç işçi ile yapabileceğine kendisi karar vermiş olan İşçi Sendikası, bir fabrikada üretilen üründen elde edilen gelirden adil bir şekilde ortalama % 25 pay aldıkları sözde değil, uygulamada da Adil bir Düzendir.
Kurban bayramınızın mübarek olması duası ile.