Çölde Susuza Su Vermek
Yüzyıllar öncesinde cömertliği ile tanınmış bir Arap şeyhi, atlı olarak çölde seyahat ederken ilerilerde kumlar üzerinde yatmış bir insan görür. Atını o yana sürer. Yanına iyice yaklaştığı zaman adam güçlükle başını kaldırır, toz toprak içindeki yüzünü şeyhe çevirir, sonra yine kumlar üzerine kapanır. Şeyh de yardım eli uzatılacak bir garip bulmanın sevinciyle atından iner, adamın üzerine eğilir ve halini sorar. Adam hırıltılı bir sesle “Allah rızası için bir yudum su!” der. Şeyh atın terkisindeki kırbasını almak üzere doğrulduğunda, güya yerden başını kaldıramayan adam şimşek hızıyla fırlar, ata atlamasıyla topuklaması bir olur. O uzaklaşırken Şeyh var gücüyle bağırır; “Allah rızası için dur!” Adam atta olmanın verdiği güvenle durur, Şeyhe yönelerek; “ne istiyorsun?” diye sorar. Çaresiz Şeyh: “Yapma desem biliyorum ki kafana koyduğunu yapacaksın, onun için senden bunu istemeyeceğim. Ama ne olur gittiğin yerlerde öğünmek için bu olayı sakın ola anlatmayasın.” Şeyh, şaşkın gözlerle kendisine bakan adama asıl isteğini şöyle açıklar: “Çünkü bu olay duyulursa, ARTIK ÇÖLDE SUSUZ KALMIŞ BİRİNE HİÇ KİMSE SU VERMEZ…”
Deniz Feneri davası ve Erdoğan-Doğan kavgası Türkiye gündemini işgal ettiği günden beri aklıma hep bu kısa hikâye gelir oldu. Deniz Feneri davasına son noktayı hiç şüphesiz yargı koyacak. Onun için bu konudaki merakım birinci derecede değil. Erdoğan-Doğan ikilisi yıllardır “al gülüm – ver gülüm” geçinip giderlerken birden bire ne oldu da kanlı bıçaklı düşman oldular. Başbakanımız neden bu derece hırçınlaştı? Doğan medyasındaki AKP-Erdoğan övgüleri ne oldu? Taaa Çiller’in başbakanlığı zamanında satın alındığı halde yıllarca ödenmeyen, AKP iktidarınca ödemesi bir o kadar yıl daha ertelenen POAŞ borcu ne oldu? Bu ve benzeri kıyaklar ne işe yaradı? Bu hususlardaki merakım da birinci derecede değil. Benim asıl merakım, daha doğrusu endişem; “çölde susuz kalanlar” bu davadan nasıl ve ne derece etkilenecek?
Geçirdiği bir dizi “devrim” ve “evrim” sürecinden sonra insanımız, ulaştığı moral evrimleşme(!), daha doğrusu düştüğü mutasyon girdabında ne hallere geldi. Toplum içinde bir yerlere geldiğimizde aslımızı, inancımızı ve davamızı hemen unutuverir olduk. Elimize biraz para geçerse, çok affedersiniz, uçkurumuz gevşeyebildiği kadar gevşer; daha fazla kazanma ihtirasımız sınır tanımaz derecelere ulaşır oldu. Mesela Kanal7 kimler tarafından ne amaçla, kimlerin paracıkları ve fedakârlıklarıyla kuruldu; o müessese kendilerine emanet edilenlerce, güçlü olmak ve güçlünün yanında olmak uğruna unutuluverdi. Gerek Türkiye’mizde gerekse dünyada düşkünün, yoksulun, çaresizin elinden tutan, ona umut ışığı olan ve bu yolda hem yurdumuzda hem de dünyada hayırlı bir çığır açan Deniz Feneri Derneği hangi habis ihtiraslara kurban edildi?
İşte benim asıl merakım bu: İnsanımız diğer yardım kuruluşlarına bundan sonra ne kadar güvenecek? Tüm dünyada mazluma, mağdura ve muhtaca el uzatan kuruluşlar bu olaydan ne kadar etkilenecek. Çünkü artık çölde veya köyde yaşamıyoruz, dünya kocaman bir köy haline gelmiş; bundan dolayı da “aman kimse duymasın” demenin hiçbir faydası yok. Keşke iş bu hale gelmeden önce de “aman kimse duymasın” denilmeseydi. Yapılan yolsuzluklara, haksızlıklara o kuruluşların içinden birileri tepki gösterseydi. Engel olamazlarsa yargıya giden yolu onlar açsaydı. Hiç olmazsa, aramızda ihtiras kurbanları varsa da ihlâslı ve insaflılarımızın eli de armut toplamıyor derdik.
Peki, ne olacak şimdi? Muhtemel olacaklar beni çok üzüyor, çok korkutuyor dostlar. Bugün kuruluş gayesinden uzaklaştırılmış olarak kullanılan müesseseler (ki bunlar sadece kanal7’den ibaret değil); Anadolu insanı, emeğini ve parasını birleştirerek “sanayi ve ekonomide biz de varız” diyebilmişken içleri boşaltılarak batırılmış holdingler; tüm dünyada mazluma uzanan el olmuşken ve hayırlı bir çığır açmışken, şimdi o yolun tıkanmasında kullanılacak en uygun malzeme haline gelen bir yardım kuruluşunun düştüğü duruma “oh olsun, ettiklerini buldular!” diyemiyorum. Diyemeyiz de. Çünkü korkuyorum ki; bundan böyle çölde susuz kalıp da bir yudum su isteyen gariplere su vermek için kimse atından inmeyecek…